Typhon sistemi, Kagoshima Prefektörlüğü'ne konuşlandırılacak ve 1 Temmuz'a kadar sürecek Kanoya Hava Üssü'ndeki Valiant Shield tatbikatlarında kullanılacak. Sistem, Eylül ayında düzenlenecek Orient Shield tatbikatlarına da katılması bekleniyor ve ardından Ekim ayı ortasından itibaren Japonya'daki bir ABD askeri üssüne taşınacak. Tokyo, bunun kalıcı bir konuşlandırma olmadığını belirtse de, bu sistemle yapılan tekrarlayan eğitimler askeri tabloyu değiştirmeye devam ediyor. Typhon, menzili 1.600 kilometreye kadar ulaşan Tomahawk seyir füzelerini ateşleyebiliyor. Bu durum, Çin'in bazı bölgelerinin Japonya topraklarından vurulabilir menzile girmesine neden oluyor.
Yıllarca Japonya, savunma odaklı politikası nedeniyle bu tür konuşlandırmalardan kaçınmıştı. Ancak Çin'in füze güçlerini genişletmesi ve bölgedeki askeri baskısını artırmasıyla bu tabu zayıflıyor. ABD'nin tatbikatlarda HIMARS sistemlerini de konuşlandırması bekleniyor. Geçen yıl Typhon ve NMESIS sistemleri, Resolute Dragon tatbikatları sırasında Japonya'da yer almıştı; NMESIS ve MADIS hava savunma sistemi ise şimdi Okinawa'ya, Deniz Piyade Kolordusu'nun daha kalıcı bir varlığı için gelmişti. Bu durum, Washington'ın birinci ada zinciri boyunca dağıtılmış bir füze ve hava savunma mimarisi inşa ettiğini gösteriyor.
Çin, Typhon'u stratejik bir saldırgan silah olarak nitelendirerek Japonya'yı askerileşmeyi hızlandırmakla suçladı ve sert tepki gösterdi. Pekin, bu konuşlandırmanın askeri anlamını iyi kavramış durumda. ABD ve Japonya artık sadece üsleri ve adaları savunmaya hazırlanmıyor; Tayvan veya Doğu Çin Denizi'ndeki bir çatışma dahil olmak üzere kara, deniz ve havada Çin güçlerini risk altında tutmaya hazırlanıyorlar. 2019'da INF Antlaşması'nın çöküşü bu değişime yol açtı. Ayrıca, Çin bu anlaşmaya asla bağlı kalmamıştı ve ABD kısıtlamalar altındayken orta ve menzilli füzelerden oluşan büyük bir cephanelik inşa etmişti. Şimdi Washington bu açığı kapatmaya çalışıyor ve en önemli müttefiki Japonya, Asya'daki yeni füze dengesinin test edileceği kilit noktalardan biri haline geliyor.