Almanya’dan “Avrupa’nın en güçlü ordusu olma” hamlesi
Almanya, Rusya’yı ana tehdit olarak konumlandırdığı ilk kapsamlı askeri stratejisini açıklayarak 2039 yılına kadar 460 bin kişilik Avrupa’nın en güçlü ordusunu kurmayı hedeflediğini duyurdu.
Almanya, silahlı kuvvetleri için ülkenin ilk bağımsız askeri stratejisi, yeni bir kabiliyet profili, personel büyüme planı ve yeniden tasarlanmış bir yedek kuvvet stratejisini içeren bir dizi temel stratejik belge paketini açıkladı. Bu bağlamda paket, Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) planlamasında on yıllardır yapılan en kapsamlı revizyon niteliğini taşıyor.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius habere konu paketi ilk olarak Kasım ayında düzenlenen yıllık silahlı kuvvetler konferansında duyurmuş ve planları tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirmişti. Savunma yetkilileri tamamlanan belgeleri bu hafta milletvekillerine sundu ve 22 Nisan’da Berlin’de düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla belgelerin gizlilik içermeyen özetlerini paylaştı.
Defense News tarafından aktarıldığı üzere Pistorius gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir askeri stratejiye nadiren bu tarihi aşamada olduğu kadar ihtiyaç duyulmuştur.” dedi. Bakanlık tarafından sürekli revizyona tabi gizli “yaşayan belgeler” olarak tanımlanan bu metinler, önümüzdeki 20 yıl boyunca Bundeswehr’in stratejik temelini oluşturacak. Bu kapsamda Pistorius, Genelkurmay Başkanı ve yetkililerle birlikte yaptığı ortak basın toplantısında, artan küresel tehditlere dikkat çekerek Alman Silahlı Kuvvetleri’nin yeni stratejisinin temelinin caydırıcılık olacağını vurguladı.
“Verantwortung für Europa” (Avrupa İçin Sorumluluk) başlığını taşıyan askeri strateji, Rusya’yı birincil tehdit olarak tanımlıyor ve NATO topraklarına yönelik olası saldırı senaryolarını ortaya koyuyor. Strateji aynı zamanda NATO topraklarını, Orta Doğu’yu ve Hint-Pasifik’i birbirinden bağımsız harekat alanları olarak değil, birbirine bağlı güvenlik alanları olarak ele alan “tek harekat alanı yaklaşımına” yönelik doktrinsel bir değişime işaret ediyor.
Stratejiyle birlikte sunulan kabiliyet profili ise tank, uçak veya gemi sayısı gibi katı donanım kotalarından uzaklaşarak esnek ve etki odaklı bir planlama modeline geçiş yapıyor. Bu noktada Bakan, asıl sorunun Alman ordusunun kaç tabura ihtiyacı olduğu değil, sahada hangi etkileri yaratabilmesi gerektiği olduğunu belirtiyor. Derin hassas saldırı, hipersonik füzelere karşı hava savunması ve insansız hava aracı (İHA) kabiliyetlerini öncelikli alanlar olarak sıralayan Pistorius, Almanya’nın uzun menzilli saldırı konusunda temel olarak sıfırdan başladığını vurguladı.
Hedef: 460 bin kişilik ordu
Personel büyüme planı, halihazırda 185.420 olan muvazzaf asker sayısını 2030’ların ortalarına kadar 260.000’e çıkarmayı; buna paralel olarak halihazırda görevli yaklaşık 60.000 yedek asker sayısını ise en az 200.000’e yükselterek toplamda 460.000 savaşa hazır askerden oluşan bir güce ulaşmayı öngörüyor. Bu bağlamda plan üç aşamada yürütülecek: 2029’a kadar hızlı bir büyüme, 2035’e kadar kabiliyet odaklı bir genişleme ve 2039 ile sonrasını kapsayan uzun vadeli teknoloji odaklı bir aşama. Ocak 2026’dan bu yana yürürlükte olan yeni mevzuat bu kilometre taşlarını yasal güvence altına alırken, yeni askerlik kanununda zaten bir geri dönüş olarak yer alan zorunlu askerlik, asker alım hedeflerine ulaşılamaması durumunda devreye girecek bir seçenek haline geliyor.
Genelkurmay İkinci Başkanı Dr. Nicole Schilling, şu an için asker alımlarının geçen yılın hızından %10 daha yüksek bir oranda seyrettiğini ve başvuruların %20 arttığını belirtti. Bu çerçevede Alman ordusunun açıklanan hedefi, “2039 yılına kadar Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel savaş gücü” haline gelmek.
Uzun zamandır yalnızca acil durumlarda devreye sokulacak ikincil bir güç olarak görülen yedek kuvvetler, artık açıkça “muvazzaf güçlerle aynı seviyede” konumlandırılıyor. Oluşturulan özel strateji, yedek kuvvetlerin yurt savunmasını üstlenmesini ve olası bir krizde doğuya intikal eden müttefik kuvvetler için Almanya’nın bir lojistik merkez olarak işlev görmesini sağlamayı öngörüyor. Nitekim Pistorius yedek kuvvetleri, “ordu ile sivil toplum arasındaki kilit bağlantı” olarak nitelendirdi.
Kaynak: defenceTurk