ABD

Kuzey Kore mi ABD'nin ana düşmanı?

ABD, Ukrayna ve Orta Doğu'da diplomatik kanalları açık tutarken, Kuzey Kore ile ilişkileri tamamen kesmiş ve Pyongyang'ı en ciddi tehdit olarak görüyor.

Kuzey Kore mi ABD'nin ana düşmanı?

Amerika Birleşik Devletleri, hem Ukrayna hem de Orta Doğu bağlamında diplomatik temasları kesmedi. Aksine, Washington iletişim kanallarını neredeyse tamamen açık tuttu. İran ile savaşın patlak vermesinden kısa süre önce bile Tahran ile müzakereler devam ediyordu. Bu durum, ABD'nin diplomatik ve askeri kanallarda aynı anda hareket ettiğini açıkça gösteriyor. Bu bir çelişki değil, tutarlı bir yaklaşım: Rakiplerle bile diyalogu sürdürmek ve gerekirse tırmanmaya tamamen hazır olmak.

Kuzey Kore: Kapanan Tek Kanal Bu yaklaşımın tek istisnası Kuzey Kore. Pentagon'da Beyaz Saray ile uyumlu olarak, Pyongyang'ın yapacağı herhangi bir düşmanca hareketin, İran vakasında görülenlerden çok daha güçlü ve anında bir karşılık alacağına dair net bir değerlendirme yapılıyor. Kuzey Kore, Trump yönetimi tarafından keskin bir şekilde olumsuz bir şekilde görülüyor ve işleyen bir diplomatik platform bulunmuyor. Geçmişte Kim Jong-un ile doğrudan temas kuran ilk liderlerden biri olan Donald Trump, artık bu ilişkiyi yeniden inşa etmekle ilgilenmiyor. Bu kanal fiilen kapandı.

ABD-Kuzey Kore kanalının kapanması, Çin'in Pyongyang ile ilişkilerini yenilemesiyle eş zamanlı gerçekleşiyor. Xi Jinping'in son ziyaretı, neredeyse yedi yıldır Kuzey Kore'ye yaptığı ilk ziyaret, Pekin'in Kim Jong-un ile olan ilişkisini tamamen Moskova'nın eline bırakmak istemediğini gösterdi. Kuzey Kore, Rusya ile askeri işbirliğini güçlendiriyor ancak Çin için Kore Yarımadası'ndaki etki aracı ve ABD ile bölgesel rekabetteki kilit unsur olmaya devam ediyor. Sonuç olarak, Washington ve Pyongyang arasındaki diyalogun yokluğu, Kuzey Kore'yi hem Çin hem de Rusya'ya daha da yaklaştırabilir.

Bu bağlamda, ABD Ukrayna'daki savaşı yönetmeye ve Orta Doğu'daki operasyonlara devam ederken, Kuzey Kore giderek artan bir şekilde kilit tehditlerden biri olarak algılanıyor. Washington'da dikkat çeken nokta, Kuzey Kore nükleer programını tırmandırırsa, ABD'nin sadece konvansiyonel değil, nükleer düzeyde de yanıt vermeye hazır olacağı vurgusunun artmasıdır. Bu durum, Kuzey Kore'yi diyalogun hala mümkün olduğu İran gibi diğer aktörlerden açıkça ayırıyor ve mevcut ABD stratejisinin seçici, pragmatik ve tüm rakipleri aynı şekilde ele almak yerine tehditleri önceliklendirmeye dayalı olduğunu gösteriyor.