MSB NATO’nun balistik füze savunma sistemi hakkında merak edilen soruları yanıtladı
Milli Savunma Bakanlığı, NATO’nun balistik füze savunma sistemi hakkında basın mensuplarına bilgilendirmede bulunarak sistemin çalışma prensibi, gelişimi ve müttefik ülkelerin katkılarına ilişkin soruları yanıtladı.
THAAD
MSB’ye göre balistik füzeler son yıllarda uluslararası güvenlik ortamındaki en önemli tehditlerden biri haline geldi. NATO’ya komşu birçok ülkenin bu kabiliyete sahip olduğu veya geliştirmeye devam ettiği belirtilirken, bu silahların yıkıcı etkisinin özellikle Rusya-Ukrayna savaşında açık şekilde görüldüğü ifade edildi.
Bu nedenle NATO’nun Avrupa’daki nüfusu, toprakları ve askeri unsurları korumak amacıyla kapsamlı bir balistik füze savunma mimarisi oluşturduğu vurgulandı.
NATO balistik füze savunması nedir?
NATO Balistik Füze Savunması, NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma sisteminin bir parçası olarak görev yapıyor. Tamamen savunma amaçlı olan bu sistem, ittifakın temel görevlerinden biri olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemeyi amaçlıyor.
Sistem, konvansiyonel kuvvetler ve nükleer caydırıcılıkla birlikte NATO’nun güvenlik mimarisinde önemli bir rol oynuyor. Ayrıca uzay ve siber alan kabiliyetleriyle desteklenen çok katmanlı savunma yaklaşımının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Sistem nasıl geliştirildi?
NATO’nun balistik füze savunma sistemi kademeli şekilde geliştirildi.
2010 Lizbon Zirvesi’nde NATO liderleri balistik füze savunmasının ittifakın caydırıcılık ve savunma görevlerini destekleyecek şekilde genişletilmesine karar verdi.
2016 Varşova Zirvesi’nde NATO balistik füze savunması için ilk harekât kabiliyeti ilan edildi.
2024 Washington Zirvesi’nde ise sistemin gelişimi sonucunda artırılmış harekât kabiliyeti seviyesine ulaşıldığı duyuruldu.
NATO balistik füze savunması nasıl çalışıyor?
NATO balistik füze savunması tek bir ülkeye ait bir sistem değil. NATO altyapısı ile müttefik ülkelerin sağladığı kabiliyetlerin birleşiminden oluşan çok uluslu bir yapı.
Sistem üç ana unsurdan meydana geliyor:
- sensörler
- komuta ve kontrol sistemi
- önleyici sistemler
Sensörler füzenin fırlatıldığını erken aşamada tespit ediyor. Komuta-kontrol sistemi elde edilen verileri analiz ederek tehdidi değerlendiriyor ve uygun savunma unsurunu belirliyor. Önleyici sistemler ise balistik füzeyi uçuş sırasında etkisiz hale getirmeye çalışıyor.
Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşuyor:
- füzenin fırlatıldığının tespiti
- radar ve sensörlerle takip edilmesi
- hedef ve yörüngenin analiz edilmesi
- gerçek savaş başlığının ayırt edilmesi
- önleyici füzenin fırlatılması
- uçuş sırasında veri güncellemeleri
- vurucu unsurun hedefe çarpması
- tehdidin etkisiz hale getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi
Müttefik ülkelerin katkıları
NATO balistik füze savunması çok uluslu bir sistem olduğu için farklı ülkeler farklı alanlarda katkı sağlıyor.
Başlıca katkılar şöyle sıralanıyor:
- Almanya Ramstein Hava Üssü’nde komuta merkezine ev sahipliği yapıyor
- ABD Avrupa Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşımı kapsamında sistemler sağlıyor
- Türkiye Malatya Kürecik’teki erken uyarı radarı ile katkı sunuyor
- Romanya Deveselu’da Aegis Ashore sistemine ev sahipliği yapıyor
- Polonya Redzikowo’da ikinci Aegis Ashore tesisini barındırıyor
- İspanya Rota deniz üssünde Aegis BMD kabiliyetli ABD gemilerine ev sahipliği yapıyor
- Bunun yanı sıra bazı müttefik ülkeler Patriot veya SAMP/T gibi hava ve füze savunma sistemleri, radarlar ve savaş gemileri ile sisteme katkıda bulunuyor.
Çok katmanlı savunma mimarisi
MSB, balistik füzelerin yaygınlaşmasının NATO için önemli bir güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek ittifakın radarlar, önleyici sistemler ve gelişmiş komuta-kontrol altyapısı sayesinde Avrupa’daki nüfusunu, topraklarını ve askeri unsurlarını bu tehdide karşı korumayı hedeflediğini vurguladı.
NATO’nun değişen tehdit ortamına uyum sağlamak için balistik füze savunma sistemini geliştirmeye devam ettiği ifade edildi.
Kaynak: gdhDigital