SAHA 2026’da Haluk Bayraktar katılımcılara hitap etti

Aksel Buzuter Aksel Buzuter / 05.05.2026 12:01
SAHA 2026’da Haluk Bayraktar katılımcılara hitap etti

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı başladı.

Açılış töreninde SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar ziyaretçilere hitap etti.

Bayraktar şunları söyledi:

“Sayın Milli Savunma Bakanım, Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakanım, Sayın Savunma Sanayii Başkanım, kıymetli konuklar ve sektörümüzün değerli paydaşları;

Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde, ortak aklın teknolojiyle buluştuğu nokta olan SAHA 2026 çatısı altında sizleri ağırlamaktan gurur duyuyoruz.

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Kıymetli Konuklar, bugün sadece bir fuar açılışı yapmıyoruz.

Bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuşuyoruz.

Dünya, ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte.

Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026’da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz.

Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor.

‘Gümrük savaşları’ ve ‘korumacılık’, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu.
Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

İşte böyle yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir “dayanıklılık testi” ve kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Geleceğin teknolojileri, nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı.

Arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde, kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlık, milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldi.

Harbin doğası radikal bir biçimde değişiyor.

Ukrayna’da gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor.

Modern harp, teknoloji ile endüstriyel üretim kapasitesinin toplamı olarak kendini gösteriyor.

Son dönemde özellikle insansız platformlar ve dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu.

Sahada drone kullanımının 127 kat artması, askeri doktrinlerinin artık otonom sistemler üzerine yeniden yazıldığının en somut kanıtıdır.

Türkiye’de bu değişimin sadece şahidi değil en güçlü öncülerinden biridir.

Dünya, Soğuk Savaş sonrası rafa kaldırdığı nükleer caydırıcılık tartışmalarını yeniden açtı.

Küresel savunma harcamaları 2.9 trilyon dolarla tarihi bir zirveye ulaştı.

Yıllık %8,1’lik büyüme oranı, dünyanın artık savunmayı bir “harcama” değil hayati bir “varoluş sigortası” olarak gördüğünü kanıtlıyor.

Harcamaların %73’ü sadece 10 ülke tarafından yapılıyor.

Ancak ülkemiz, %14’lük büyüme hızı ve stratejik derinliğiyle, oyun kurucu bir üretici olarak ağırlığını her geçen gün artırıyor.

Avrupa savunma harcamalarındaki %116’lık artış, yaşlı kıtanın “stratejik özerklik” arayışının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Savunma talebi artık coğrafi sınırları aşıyor.

Bu noktada bizler sadece ürün ihraç etmiyor, güven ve stratejik ortaklık inşa ediyoruz.

Yapay zekâ artık bir ‘gelecek vaadi’ değil sahadaki en yıkıcı kuvvet.

Pentagon’a hizmet veren bazı firmaların kısa sürede %140’ları aşan büyümesi de tesadüf değil.

Bu teknoloji karanlık ellerde devletlerin ve orduların karar mekanizmalarına yön veren, tahakkümü dijital kodlarla yeniden inşa eden stratejik bir işletim sistemi haline gelmektedir.

Dikkat etmeliyiz…

Bu dönüşümün bizi küresel derebeylerine bağımlı kılan bir tekno-feodalizme sürüklemesine izin veremeyiz.

Zira algoritması ve verisi başkasına ait olan bir düzende, tam bağımsız bir egemenlikten değil ancak dijital bir esaretten söz edilebilir.

Tüm bu süreçler yetişmiş insan kaynağından, Ar-Ge’ye ve hatta finansmana kadar uzanan tam bir değer zinciridir.

Bu zincirin en güçlü halkası ise nitelikli insan kaynağımızdır.

Bu noktada Milli Teknoloji Hamlesi’nin en büyük başarısı, Türk gencine kendi ülkesinde hayal kurdurmaktır.

Bu noktada, modern savunma doktrini, hantal geliştirme süreçlerini geride bırakarak, düşük birim maliyetli, yüksek hacimli ve sahada hızla doğrulanan mobil bir üretim paradigmasına geçişi zorunlu kılmaktadır.

Tehditlerin arttığı bu dönemde, savunma harcamalarımızın GSYİH içindeki payını stratejik bir gereklilik olarak artırıyor.

36 milyar doları aşan bütçemiz içindeki ithalat payı da giderek azalıyor.

2000’lerin başında %20’lerde olan yerlilik oranımız, Milli Teknoloji Hamlesi’nin itici gücüyle %83’e ulaştı.

İhracatımızı da her yıl daha yukarı taşıyoruz.

2026 hedefimiz olan 13 milyar dolarlık ihracat, Türk mühendisliğinin dünyaya vurduğu mühürlerden biri olacak.

Kıymetli Konuklar,

Biz yerliliğe sadece rakamlar veya yüzdelerle bakmıyoruz. Bizim için yerli sanayi katılımı tam bağımsızlığın oranını gösteren somut bir merhaledir.

Tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır.
Kıymetli Konuklar, bu tablo sadece bir ticaret bilançosu değil.

Savunma ithalatımızdaki süreklilik arz eden azalma, Milli Teknoloji Hamlesi’nin içi boş bir slogan olmadığının, sahada sonuç veren bir bağımsızlık doktrini olduğunun en somut kanıtıdır.

2025 yılında ihracatta 10 milyar dolarlık psikolojik sınırı aşmanın gururunu yaşıyoruz.

İthalatta ise en büyük kalem havayolu şirketlerimizin yaptığı yolcu uçağı alımlarıdır.

Yolcu uçağı alımları gibi sivil kalemleri düştüğümüzde, savunma sanayimizin dış ticaret dengesi tarihimizin zirve noktalarına ulaşmıştır.

Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, ihracatımızın niteliğidir.

Eskiden sadece basit aksamlar ihraç eden bir ülkeden, bugün akıllı mühimmatlardan insansız sistemlere kadar yüksek teknoloji ihracatından pay alan bir teknoloji merkezine dönüştük.

SİHA’lardan savaş gemilerine kadar uzanan bu geniş yelpaze, Türkiye’nin artık teknolojik bir tek kutupluluğa mahkûm edilemeyeceğinin göstergesidir.
Savunma sanayii artık sadece güvenliğe dair bir mesele olmaktan çıkmıştır.

Bu sektör artık Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi dönüşümünün lokomotifidir, amiral gemisidir.

İHA ihracatındaki dünya liderliği, 185 ülkeye ihraç ettiğimiz ürünler bu stratejik odaklanmanın en net meyvesidir.

Şimdi, tüm bu küresel ve yerel dinamiklerin buluşma noktası olan Avrupa’nın en büyük kümelenmesi SAHA İstanbul’a birlikte bakalım.

Bugün, 1.300’den fazla üye firmamız, 30 üniversitemiz ve 49 şehre yayılan ağımızla biz, birlikte öğrenen ve üreten büyük bir aileyiz.

400.000 metrekareden fazla alana yayılan SAHA 2026, bir fuardan öte teknolojiye hükmedecek zihinlerin buluşma noktasıdır.

Fuarda 120’den fazla ülkenin önde gelen 263 uluslararası firmasını ağırlayacağız.

SAHA 2026’yı mümkün kılan bu devasa ekosistem, sadece şirketlerin ve kurumların değil, tam bağımsızlık ülküsüyle kenetlenmiş ortak bir aklın eseridir.

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Milli Teknoloji Hamlesi’ne omuz veren, bu yolda bizimle yürüyen devletimizin tüm kurumlarına ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

SAHA 2024’de yakaladığımız başarının üstüne koyarak yola devam ediyoruz.

Bu yıl 1.700’den fazla katılımcı firma ve 150.000’den fazla ziyaretçi beklentimizle, çıtayı her seferinde daha yukarıya taşıyoruz.

SAHA markasını dünya savunma literatürünün ilk sıralarına yerleştiriyoruz.

88 binden fazla nitelikli iş gücüyle yönetilen 14,3 milyar dolarlık proje hacmi ve 8 milyar doları aşan ihracat kapasitesi, SAHA İstanbul ekosisteminin operasyonel verimliliğini de kanıtlamaktadır.
Tüm bunların yanı sıra dünyanın ilk kez göreceği ürün lansmanları, 200’e yakın imza töreni ve 30 bini aşkın iş görüşmesi de bu fuara damga vuracak.

Özellikle FPV Dron ve UGV Mücadele alanlarımız, inovasyonun somutlaştığı yerler olacak.

Ziyaretçilerimiz, dünyanın ve sektörümüzün geleceğinin konuşulacağı panellere, ufkun ötesinin konuşulacağı uzay buluşmalarına tanıklık edecekler.
4 Kıtadan, 76 ülkeden, tam 192 resmi heyet bugün burada…

SAHA artık küresel bir marka.

Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar her kıta, teknolojideki gelişmeleri takip etmek ve savunma ihtiyaçlarının gelecekte nasıl şekilleneceğini anlamak için bugün İstanbul’a bakıyor.

SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirilen 173 imza töreni, 6 milyar doları doğrudan ihracat odaklı olmak üzere toplam 8 milyar dolarlık stratejik bir iş hacmini temsil etmektedir.

Kıymetli Konuklar,

SAHA 2026’dan elde edilen her bir kuruş, milli geleceğimiz için yatırıma dönüşecek.

81 ilimizin her birinde gençlerimiz için Drone üretim ve eğitim merkezleri kuracağız.

En büyüğü İstanbul’da olmak üzere 81 ilde, 81 merkez…

Gençlerimizin bu alandaki teknolojik yetkinliğini artıracak ve acil durumlarda hızla milyonlarca drone üretecek kapasiteyi oluşturacak bir altyapıyı adım adım inşa edeceğiz.

Amacımız sadece teknoloji üretmek değil bu teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek bir ‘Teknoloji Kuşağı’ yetiştirmek.

Kıymetli Konuklar,

Ufuk çizgimiz artık gökyüzünün ötesinde…

SAHA MUEK’ten IAC 2026’ya uzanan süreçte, Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nın en güçlü destekçilerinden biri olmaya devam edeceğiz.

Değerli Misafirler,

Dünya bugün, hissiz algoritmaların ve devasa dijital tekellerin gölgesinde bir belirsizliğe doğru sürükleniyor.

Bazıları bu teknolojik devrimi bir korku senaryosu gibi sunuyor.

Türkiye, dünyanın bugün konuştuğu bu kırılmayı tam 20 yıl öncesinden öngördü ve önlemler aldı.

Bu yolda çok bedeller ödendi, bu uğurda canlar verildi. Nice vatan evladı ömrünü bu mücadeleye vakfetti…

Bugün ulaştığımız nokta, işte o sessiz kahramanların ve dökülen alın terinin meyvesidir.

Evet, bugün iyi bir noktadayız ama işimiz henüz bitmedi.

Daha yapacak çok işimiz, kat edecek çok yolumuz var.

Şimdi zaman, savunmadan sağlığa, enerjiden finansa kadar teknolojinin her alanında tam bağımsızlık için bir seferberlik ruhuyla ayağa kalkma zamanıdır.

Gençlerimizi bu yeni çağın donanımıyla hızla eğitmek, onları teknolojiye yön veren birer nefer olarak yetiştirmek boynumuzun borcudur.

Milli Teknoloji Hamlesi, asla ve asla tek başına bir sanayi projesi değildir.

Sermaye odaklı değil, insan odaklıdır.

Kâr hırsıyla değil, fırsat eşitliğiyle yükselir.

Adaleti savunan, merhameti yaşatan, mazlumları gözeten ve insanlığa hizmet bir anlayışın vücut bulmuş halidir.

Sonuç olarak, Cumhuriyetimizin ikinci asrında bizim yolumuz, bir hayalle başlayıp bir milletin duasıyla büyüyen, mazluma kalkan, zalime set olan teknolojiler üretme yoludur.

Bu yol, Türkiye’nin özgüveninin, ortak umutlarımızın ve insanlığı yeniden kendi değerleriyle buluşturma iddiamızın adıdır.

Hep birlikte başardık, daha güçlü bir şekilde başarmaya devam edeceğiz!

Milli Teknoloji Hamlesi’nin bu büyük buluşmasında emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Tam bağımsız, müreffeh ve adil bir dünya idealinde buluşmak üzere hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum.

Kaynak: defenseHere

Son Haberler