Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi Ankara’da Başladı
Savunma sanayii şirketlerinde görev yapan insan kaynakları ve akademi profesyonellerinin yanı sıra teknik ekipleri yöneten liderlerin de yer aldığı zirvenin ilk gününe 1000’e yakın sektör profesyoneli katılım gösterirken, iki gün sürecek zirvede 40’a yakın konuşmacı çeşitli başlıklarda farklı panellerde söz alacak. Savunma sanayi ekosisteminde insan kaynağının stratejik bir unsur olarak ele alındığı zirvede, yetenek yönetimi, liderlik kültürü ve sürdürülebilir kurumsal hafıza başlıkları öne çıkıyor. Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’nin, sektörde liderlik kültürünün güçlendirilmesine ve insan kaynağı politikalarının Milli Yetkinlik Hamlesi hedefleri doğrultusunda daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesine stratejik katkı sunması hedefleniyor.
Haluk GÖRGÜN: “Bir Ulusun Kopyalanamayacak Tek Stratejik Varlığı İnsan Kaynağıdır”
Zirvenin açılış konuşmasını yapan Savunma Sanayii Başkanı Haluk GÖRGÜN, zirvenin yalnızca bir etkinlik olmadığını vurgulayarak, bunun bir milletin geleceğini inşa etme kararlılığının somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. GÖRGÜN, savunma sanayiinde platformların ve teknolojilerin zamanla değişebileceğini, ancak kümülatif mühendislik aklı ve kurumsal hafızanın bir ülkenin kopyalanamaz en değerli varlığı olduğunu dile getirdi.
“Platformlar eskir, yazılımlar güncellenir, konvansiyonel silahlar demode olur ancak kümülatif mühendislik aklı ve kurumsal hafıza bir ulusun kopyalanamayacak tek stratejik varlığıdır.” diyen GÖRGÜN, savunma sanayiinin asıl gücünün insan kaynağının niteliğinde ve vizyon derinliğinde yattığını vurguladı.
Bu yıl ikincisi düzenlenen zirvenin temasının “Yeteneğin Lideri, Liderin Yeteneği” olduğunu hatırlatan GÖRGÜN, bu konunun yalnızca kavramsal bir çerçeve sunmadığını, Türkiye’nin yeni yüzyıla dair iddiasını da yansıttığını söyledi.
GÖRGÜN, OECD ve NATO düzeyindeki küresel yetenek yönetimi uygulamalarının detaylı şekilde incelendiğini ve bu modellerin Türkiye’nin özgün dinamikleriyle sentezlendiğini belirtti. Bu doğrultuda, milli inovasyon ekosistemini besleyecek yeni nesil bir yetenek mimarisi kurgulandığını ifade etti.
Zirveden çıkacak kararların yalnızca bilgi paylaşımıyla sınırlı kalmayacağını vurgulayan GÖRGÜN, bu platformun stratejik kararların alındığı, ortak vizyonların geliştirildiği ve kalıcı politikaların şekillendiği bir zemin olarak konumlandığını dile getirdi.
Milli Yetkinlik Hamlesi ve Eğitim Ekosistemi
Milli Yetkinlik Hamlesi kapsamında yetenek yönetim sisteminin güncel yetkinliklerle güçlendirildiğini belirten GÖRGÜN, erken yetenek keşfiyle başlayan ve liderlik potansiyelinin açığa çıkarılmasıyla devam eden sürecin Savunma Sanayii Akademi çatısı altında yürütüldüğünü söyledi.
Bu kapsamda, Yükseköğretim Kurulu ile tesis edilen iş birlikleri sayesinde “Savunma Sanayii 101, 102, 401 ve 402” kodlu derslerin teknik ve sosyal bilimler müfredatlarına entegre edildiğini aktaran GÖRGÜN, öğrencilerin üniversite yıllarından itibaren sektörel bilinç kazandığını ifade etti.
Savunma Gelişim Platformu, Savunma Kariyer, MBA ve yüksek lisans modelleri ile bireyden organizasyona uzanan entegre bir yapı kurulduğunu belirten GÖRGÜN, ELMAS programı kapsamında 12 ildeki 13 lisede savunma sanayiine entegre eğitim modellerinin başlatıldığını kaydetti.
Beyin Göçünden Beyin Gücüne
“Beyin Göçünden Beyin Gücüne” programı ile yurt dışındaki nitelikli uzmanların ekosisteme geri kazandırılmasına öncelik verildiğini belirten GÖRGÜN, bu dönüşlerin yalnızca niceliksel değil, aynı zamanda niteliksel bir kazanım anlamına geldiğini vurguladı.
2023 yılında yurt dışına giden 339 mühendise karşılık sadece 47 dönüş yaşandığını hatırlatan GÖRGÜN, 2025 itibarıyla bu dengenin ilk kez pozitife döndüğünü, 98 giden mühendise karşılık 190 uzmanın yeniden ekosisteme katıldığını açıkladı. Başvurulardaki yaklaşık 3 katlık artışın, bu dönüşümün toplumsal karşılığını da ortaya koyduğunu ifade etti.
Bu süreci desteklemek amacıyla Eindhoven, Rotterdam, Amsterdam, Köln, Münih, Düsseldorf, Berlin ve Londra’da düzenlenen Yurtdışı Teknoloji ve Yetkinlik Buluşmaları ile 2 binin üzerinde nitelikli katılımcının savunma sanayi şirketleriyle doğrudan temas kurduğunu aktardı.
GÖRGÜN, Sistem Mühendisliği Kitabının Türkçe ’ye kazandırılmasıyla terminolojik birlik ve akademik standartlar açısından önemli bir boşluğun doldurulduğunu belirterek, Türkiye’nin bu alanda kendi dilinde yayın yapan 7-8 ülkeden biri haline geldiğini söyledi.
Bu çabanın devamı olarak yayımlanan Journal of Defence and Security Industry (JDSI) dergisiyle bilgi üretiminin kurumsallaştırıldığını ve savunma sanayiine yönelik ulusal ve uluslararası akademik bir literatür inşa edildiğini vurguladı. Ayrıca, 60’tan fazla firma ile oluşturulan Akademiler Birliği sayesinde deneyim paylaşımı, kaynak optimizasyonu ve ortak öğrenme süreçlerinin kurumsallaştırıldığı ifade edildi.
Haluk GÖRGÜN, 214 farklı eğitimle 3 bin 400'ün üzerinde üniversite öğrencisine ulaştıklarına dikkati çekerek, 890'dan fazla lise öğrencisini, 26 farklı eğitim aracılığıyla savunma sanayiiyle tanıştırdıklarının altını çizdi. Savunma Kariyer Platformu'nun 250 binden fazla kullanıcıyı 320'den fazla firmayla buluşturduğuna değinen GÖRGÜN, artık her bir gencin, potansiyelini keşfedebileceği, yönünü çizebileceği dijital bir rehberi olduğunu ifade etti.
Savunma Sanayiinde İstihdam Hedefleri
TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN, TEI, HAVELSAN, ASPİLSAN ve İŞBİR başta olmak üzere savunma sanayii vakıf şirketlerinde 42 bini aşkın çalışanın görev yaptığını belirten GÖRGÜN; bu çalışanların büyük bölümünün lisans mezunu olduğunu ve yurt içi lisans mezuniyet oranının yüzde 98’in üzerinde bulunduğunu söyledi.
Şirketlerde görev yapan personel arasında 252 yurt dışı lisans, 752 yurt dışı yüksek lisans ve 150 yurt dışı doktora mezunu bulunduğunu aktaran GÖRGÜN, bu tablonun savunma sanayiinin yüksek nitelikli insan kaynağını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
2028 yılına kadar 158 bin kişilik nitelikli savunma sanayi istihdamına ulaşmayı hedeflediklerini belirten GÖRGÜN, yeni dönemde yetenek havuzunun stratejik öngörüyle büyütüleceğini ve AR-GE ile yenilikçilik kabiliyetinin beşerî sermayeyle bütünleştirileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet YILMAZ: “Yetenek Yönetimi Türkiye’nin Kalkınma Vizyonunu Doğrudan Etkileyen Stratejik Bir Başlıktır”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet YILMAZ, yetenek yönetiminin savunma sanayii açısından yalnızca kurumsal bir uygulama alanı değil, Türkiye’nin kalkınma vizyonunu doğrudan etkileyen stratejik bir başlık olduğunu vurguladı. Zirvenin bu yıl “Yeteneğin Lideri, Liderin Yeteneği” temasıyla düzenlenmesini anlamlı bulduklarını belirten YILMAZ, savunma sanayiinde insan kaynağının doğru yönlendirilmesi ve liderlik sorumluluğunun insan kıymeti üzerinden tanımlanmasının kritik önemde olduğunu ifade etti.
"Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk"
Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdiğine dikkat çeken YILMAZ, sektörün bugün 3 bin 500’ü aşkın firma, 1.400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 20 milyar doların üzerinde ciro büyüklüğü ile güçlü bir ekosistem haline geldiğini söyledi. Savunma ve havacılık sanayii ihracatının aylık bazda 2 milyar dolara, yıllık bazda ise 10 milyar doların üzerine çıktığını belirten YILMAZ, 185 ülkeye yapılan ihracat ve 230 kalemde sağlanan ürün çeşitliliği ile Türkiye’nin artık küresel ölçekte bir oyuncu konumuna ulaştığını vurguladı. YILMAZ “Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk. Bu hepimize büyük bir gurur verdi. Bu konuda da emeği geçenleri yürekten tebrik ediyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimi çok önceden gördüğünü ve önemli mesafeler aldığını kaydeden YILMAZ, bu alanda geri kalmanın yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda dış politika ve ekonomik refah açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Savunma sanayiinde elde edilen yetkinliklerin zamanla ekonominin geneline sirayet ettiğini ifade eden YILMAZ, bu birikimin diğer sektörleri de dönüştürdüğünü ve yüksek katma değerli, teknoloji odaklı bir ekonomik yapının inşasına katkı sunduğunu dile getirdi.
"Ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli"
YILMAZ, 2028 yılına kadar savunma sanayiinde istihdamın 158 bin kişiye çıkarılmasının hedeflendiğini belirterek, bu hedefin kritik teknolojilerde derinleşme ve değer zincirinin tüm aşamalarında yetkin insan kaynağıyla güçlenme iradesini yansıttığını söyledi. Çalışanların yaş ortalamasının birçok ülkeye kıyasla daha düşük olmasının da Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu ifade etti.
Millî Yetkinlik Hamlesini, insan kaynağını stratejik sektörlerin ihtiyaçlarıyla buluşturan bütüncül bir yetkinlik seferberliği olarak tanımlayan YILMAZ, bu doğrultuda yalnızca savunma sanayiine değil, sivil sektörlere de nitelikli insan kaynağı kazandırdığını belirtti. Eğitim–istihdam uyumunun güçlendirilmesi, yaşam boyu öğrenmenin kurumsal bir standart haline getirilmesi ve üniversite–özel sektör–kamu iş birliğinin artırılmasının önemine dikkat çeken YILMAZ, yetenek yönetiminin kamu, üniversiteler ve özel sektör tarafından ortak biçimde sahiplenilmesi gereken bir alan olduğunun altını çizdi.
Bu kapsamda bölgesel kariyer fuarları ve TEKNOFEST gibi organizasyonların önemine değinen YILMAZ, 1 milyondan fazla öğrenci ve mezunun bu platformlar aracılığıyla işverenler ve kariyer imkanlarıyla buluşturulduğunu belirtti. Bu tür etkinliklerin yalnızca tanıtım alanları değil, gençlerin iş dünyasını yakından tanımasını, beklentileri doğru okumasını ve kariyerlerini daha bilinçli şekilde yönlendirmesini sağlayan etkileşim ve rehberlik zeminleri olarak konumlandırıldığını ifade etti. YILMAZ, fırsat eşitliği temelinde insan kaynağına yapılan yatırımın, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin en stratejik unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih KACIR: “Anahtarı Sizin Elinizde Olmayan Bir Kapı, Size Ait Değildir”
Zirvede konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih KACIR, dünyanın güç dengelerinin değiştiği bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, savunmaya ayrılan devasa bütçelerin doğru stratejiyle ve yerli-milli kabiliyetlerle desteklenmediği müddetçe güvenlik hedeflerini teminat altına almaya yetmeyeceğini vurguladı. Kriz anında “kaynak koduna” erişilemeyen bir sistemin yazılımı yapanın iradesine göre hareket ettiğini belirten KACIR, “Anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir.” dedi. Bu kapsamda, en kritik anda başkalarının takvimine, lisansına, onayına ve siyasi şartlarına mahkûm olmamak için yerli ve milli savunma sanayii hamlesinin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
Önlerine çıkarılan engelleri ve ambargoları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yerli ve milli savunma sanayii hamlesi için bir fırsat olarak değerlendirdiklerini anlatan KACIR, nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımlar sayesinde savunma sanayiinde dünyanın gıptayla izlediği büyük bir atılıma imza atıldığını söyledi. Savunma sanayiini tam bağımsızlığın ve istikbalin teminatı olarak konumlandırdıklarını belirten KACIR, bu birikimi Türkiye’nin stratejik hamleleri için bir güç çarpanı haline getirdiklerini dile getirdi.
“Yerli ürünlerin savunma tedarikindeki payını 23 yıllık süreçte yüzde 20'lerden yüzde 80'lerin üzerine çıkardık”
Savunma tedarikinde yerli ürünlerin payının 23 yıllık süreçte yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkarıldığını vurgulayan KACIR, artık dünyada satılan her 3 askeri insansız hava aracının 2’sinin Türk firmalarınca üretildiğini, Türkiye’nin kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren ve üreten 10 ülkeden biri olduğunu ifade etti. ALTAY tankından SİPER füzesine, MİLGEM’den TCG Anadolu’ya, Bayraktar TB3’ten GÖKTÜRK ve İMECE uydularına kadar uzanan yerli ve milli ürün gamına değinen KACIR, balistik füze programlarına ilişkin olarak da “Balistik füzemiz TAYFUN’un test atışlarına devam ediyoruz. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi. Savunma sanayiinin ihracatının geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştığını ve 185 ülkeye ulaştırılan yerli ve milli ürünlerle Türk savunma sanayii markasının küresel ölçekte kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline geldiğini söyledi.
Bakanlık olarak kamu kurumlarının, özel sektör girişimlerinin ve üniversitelerin savunma sanayii alanındaki yatırımlarını ve AR-GE projelerini güçlü şekilde desteklediklerini belirten KACIR, “Son 23 yılda 965 savunma sanayii yatırımını teşvik ettik, 369 milyar liralık yatırımın önünü açtık.” bilgisini paylaştı. TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine ve 4 bin 300 bilim insanıyla gence 64 milyar lira kaynak sunduklarını kaydeden KACIR; milli füzeler GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J, yeni nesil akıllı mühimmat ailesi KUZGUN, milli muharip uçak KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sistemi gibi kritik kazanımların kapısını açan projelerin TÜBİTAK enstitüleri bünyesinde hayata geçirildiğini söyledi. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın ardından ramjet motorlu uzun menzilli füze GÖKHAN’ın gökyüzündeki hakimiyeti perçinleyeceğini ifade eden KACIR, havacılık platformları ile füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgâr tünelinin TÜBİTAK SAGE yerleşkesinde inşa edildiğini belirtti.
“Savunma mimarisindeki bu büyük atılımı sürdürülebilir kılmak, insan kaynağımızı en kıymetli milli değer olarak konumlandırmaktan geçiyor.”
KACIR, teknolojiyi sahada en etkin biçimde kullanabilen ülkelerin gelecekte söz sahibi olacağını vurgulayarak, savunma mimarisine lazer, elektromanyetik silahlar, otonom ve sürü sistemler, siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum gibi yenilikçi teknolojileri entegre edecek projeler için adım attıklarını söyledi. Bu ivmenin sürdürülebilir kılınmasının insan kaynağını en kıymetli milli değer olarak konumlandırmaktan geçtiğini belirten KACIR, milli teknoloji hamlesinin eserlerinin arkasında yaş ortalaması 30’u aşmayan mühendislerin, teknisyenlerin ve araştırmacıların emeği bulunduğunu; nüfusunun ortanca yaşı 34 olan bir ülke olarak genç ve üretken insan kaynağının tam bağımsızlık yolculuğunun en büyük stratejik gücü olduğunu dile getirdi. TEKNOFEST’lerde farklı alanlarda yarışan gençlerin daha üniversiteden mezun olmadan en kritik savunma projelerinde sorumluluk aldığına dikkat çekerek, gençlerin potansiyelini keşfeden ve doğru yetkinliklerle buluşturan iklimin inşasının öncelik olduğunu ifade etti.
Geleceğin mühendis ve girişimcilerini yetiştirmek üzere Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık programları, Deneyap ve Milli Teknoloji Atölyeleri gibi adımlar attıklarını belirten KACIR, üretimin her aşamasında stratejik roller üstlenen nitelikli teknik personelin önemine işaret etti. OSB’lerde 60 bin öğrencinin eğitim gördüğü 81 meslek lisesi ve 24 bin öğrencinin bulunduğu 26 meslek yüksek okulu ile mesleki eğitimin kapsamının genişletildiğini kaydetti. Ayrıca TÜBİTAK TÜSSİDE ve SAHA Akademi iş birliğinde uygulamaya aldıkları SAHA MBA Yönetici Gelişim Programı ile savunma sanayiinde liderlik rolü üstlenecek kadroların ihtiyaç duyduğu yetkinliklerin kazandırıldığını söyledi.
Konuşmasının sonunda girişimcilik vurgusunu öne çıkaran KACIR, ülkelerin nitelikli insan kaynağını çekmek için kıyasıya bir yarış yürüttüğünü; dünyanın önde gelen üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde ve teknoloji şirketlerinde tecrübe kazanmış vatandaşların “tarih yazan işlerin öznesi olmak” için Türkiye’ye döndüğünü belirtti. Savunma sanayiinde girişimcilik kültürünün kökleşmesinin, değişen harp sahasının ihtiyaçlarına çevik biçimde cevap verilebilmesi ve yenilikçi çözümlerin kısa sürede ürüne dönüşmesi açısından kritik olduğunu vurgulayan KACIR, savunma sanayiinde 23 bin 700 çalışanın istihdam edildiği 79 AR-GE ve tasarım merkezinde ve teknoparklarda 7 bin 900 çalışanla faaliyetlerini sürdüren 340 girişimde yürütülen yenilikçi çalışmaları desteklediklerini ifade ederek, yeteneği erken aşamada tespit eden, yetkinliği sistematik biçimde geliştiren ve girişimciliği ödüllendiren anlayışı kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.
Kaynak: defenceTurkey