Türk savunma sanayisi ekonominin lokomotiflerinden biri haline geliyor
Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayi sektörü ülke ekonomisinin önemli itici güçlerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Sektör, çift haneli büyümelerle 10 milyar dolar ihracatı aştı.
Ancak Marshall Yardımları ve NATO üyeliği sonrasında dışarıdan hazır alıma yönelinmesi, yerli savunma üretiminde uzun yıllar sürecek bir duraklama dönemini beraberinde getirdi. Türkiye’nin modern anlamdaki savunma sanayii dönüşümü ise 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında kurulan ASELSAN, TUSAŞ ve benzeri vakıf şirketleriyle yeniden hız kazandı.
Bölgesel satışlardan küresel dev anlaşmalara
1990’lı yıllarda bölge ülkelerine yapılan zırhlı araç satışları Türkiye’nin savunma ihracatında yeni bir dönemin habercisi olmuştu. Ancak o yıllar ve 2010’lara kadar Türkiye’nin önceliği kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmekti.
Asıl kırılma ise 2010’lu yıllarda yaşandı. Kara, hava, deniz ve insansız hava platformlarının uluslararası pazarda ilgi görmesiyle Türkiye, savunma sanayisinde yalnızca ihtiyaçlarını karşılayan değil, aynı zamanda küresel ölçekte rekabet eden bir ülkeye dönüştü.
Bu süreçte dikkat çeken anlaşmalar peş peşe geldi. 5 Temmuz 2018’de Pakistan ile imzalanan 4 adet MİLGEM korveti satışı, Türk savunma sanayisinin deniz platformlarında ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Mayıs 2021’de Polonya’nın 24 adet Bayraktar TB2 satın alma kararı ise Türkiye’nin NATO ve Avrupa pazarındaki etkisini artıran kritik gelişmelerden biri oldu.
18 Temmuz 2023 tarihinde Baykar ile Suudi Arabistan arasında imzalanan AKINCI TİHA ihracat anlaşması ise Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tek kalemde gerçekleştirilen en büyük savunma ve havacılık ihracatı olarak kayıtlara geçti. Ancak bu rekorun ömrü çok uzun olmadı. Haziran 2025’te Endonezya ile imzalanan ve 48 adet KAAN 5. nesil savaş uçağının satışını kapsayan, değeri 10 milyar doların üzerindeki proje Türkiye savunma sanayisinin ulaştığı yeni ölçeği ortaya koydu.
Savunma ihracatı 10 milyar dolar sınırını aştı
Tüm bu kademeli büyümeler ve başarılar ekonomik tarafta da yavaş yavaş etkisini göstermeye başlıyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün tarafından paylaşılan verilere göre Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2024 yılında 7,1 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2025 yılında ise yaklaşık yüzde 48’lik artışla bu rakam 10 milyar 54 milyon dolar seviyesine yükseldi.
Türkiye, 2024 yılını yaklaşık 10 milyar dolarlık yeni sözleşmeyle kapatırken, 2025’te bu rakam yüzde 78 büyümeyle 17,8 milyar dolara çıktı. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen SAHA Expo kapsamında imzalanan yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmeleri ise sektörün ivmesini daha da artırdı. Böylece 2026’nın ilk 5 ayında imzalanan toplam ihracat sözleşmesi tutarı 10,8 milyar dolara ulaşarak 2025 yılının toplamını geride bıraktı.
Savunma ve havacılık ihracatının Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı da son yıllarda belirgin biçimde yükseldi. 2022 yılında 4,4 milyar dolarlık savunma ihracatı gerçekleştirilirken sektörün toplam ihracattaki payı yüzde 1,7 seviyesindeydi. Bugün ise bu oran yüzde 3,7’ye ulaştı.
20 yılda 52 kat büyüme
2002 yılında yalnızca 248 milyon dolar seviyesinde bulunan ihracat hacmi, 2025 itibarıyla 10 milyar dolar seviyesini aştı. Böylece sektörün ihracatı yaklaşık yüzde 5.200 oranında büyüdü.
Türkiye ithalatı azaltırken ihracatı yükseltiyor
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verileri de Türkiye’nin savunma alanındaki dönüşümünü ortaya koyuyor. Türkiye’nin küresel savunma ithalatındaki payı 2021-2025 döneminde yüzde 1,2 seviyesine geriledi. Bu oran 2016-2020 döneminde yüzde 1,5’ti. Daha geriye gidildiğinde Türkiye’nin küresel ithalattaki payının 2013-2017 döneminde yüzde 2,4, 2008-2012 arasında yüzde 3,1 olduğu görülüyor.
İhracat tarafında ise tablo tam tersi yönde ilerliyor. Türkiye’nin küresel savunma ihracatındaki payı güncel verilerle yüzde 1,8’e ulaştı. Türkiye, bugün dünyanın en fazla silah ihracatı yapan 11. ülkesi konumunda bulunuyor. Aynı dönemde savunma ithalatında ise 24. sırada yer alıyor. 2016-2020 yıllarında Türkiye’nin küresel savunma ihracatındaki payı yalnızca yüzde 0,9 seviyesindeydi.
Yerlilik oranı yüzde 83 seviyesine çıktı
Bu veriler, Türkiye’nin savunma alanında ihracat kapasitesini artırırken dışa bağımlılığını da önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.
Savunma sanayisindeki dönüşümün en önemli unsurlarından biri yerlilik oranındaki yükseliş oldu. Haluk Görgün’ün paylaştığı verilere göre sektörde yerlilik oranı bugün yüzde 83 seviyesine ulaştı.
Geçmiş yıllara bakıldığında bu yükselişin ölçeği daha net görülüyor. Türkiye’de savunma sanayisindeki yerlilik oranı 2002’de yüzde 20 seviyesindeydi. Bu oran 2022’de yüzde 73’e, 2023’te yüzde 80’e ve 2024’te yüzde 83’e çıktı.
Yerlilik oranındaki artış yalnızca ithalatı azaltmakla kalmadı, aynı zamanda yüksek katma değerli üretimin ekonomideki etkisini de büyüttü. Bugün sektörde 3 bin 500’den fazla firma, 1400’ün üzerinde aktif proje ve yaklaşık 100 bin kişilik doğrudan nitelikli istihdam bulunuyor. Savunma sanayisinin Türkiye ekonomisine yıllık katkısının yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor. Ayrıca sektörde yürütülen toplam proje stokunun büyüklüğü de yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda.
Kaynak: donanimHaber