“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Aksel Buzuter Aksel Buzuter / 09.02.2026 22:05

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Millî İstihbarat Akademisince düzenlenen Türkiye Afrika Stratejik Diyaloğu etkinliği Ankara’da başladı.

Akademi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, etkinliğin açılışında, Batı merkezli literatürün yıllarca Afrika’yı kendi tarihsel ve toplumsal öznelliği içinde düşünmek yerine oryantalist bir çerçeveye sıkıştırdığını söyledi.

Modernleşme teorisinin ilerlemeci varsayımlarının, evrensel ölçütler olarak kabul edildiğini hatırlatan Köse, “Bu yaklaşım; Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşullarında özgün yollar çizme, kendini yenileme kapasitesini göz ardı etti.” dedi.

Prof. Dr. Talha Köse, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!” Prof. Dr. Talha Köse-Millî İstihbarat Akademisi Başkanı

“Biz, Afrika’yı yıllarca başkalarının dilinden ve değerlendirmeleri üzerinden dinledik. Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bugün hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ programı da tam olarak bu anlayışın ürünüdür.”

Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, içinde bulunulan uluslararası ortamın, klasik güç dengelerinin ve güvenlik anlayışlarının hızla dönüştüğü, yerleşik ittifak yapılarının aşındığı bir sürece işaret ettiğini söyledi.

Küresel sistemin artık tek bir merkezden yönetilen bir düzen olmaktan uzaklaştığının; çok katmanlı ve kırılgan bir yapıya evrildiğinin altını çizen Köse, “Bu dönüşüm yalnızca büyük güç rekabetini değil; yükselen coğrafyaların küresel sistemdeki rolünü de yeniden tanımlamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Talha Köse, şunları ifade etti:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

İşte tam bu durumda ‘genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, küresel güvenlik ve iklim değişikliği gibi alanlardaki etkisi, sahip olduğu doğal kaynaklar ve üretim potansiyeli’ Afrika ülkelerini, dönemin yükselen aktörleri hâline getirmektedir. Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil; Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Büyük stratejiye sahip ülkelerin neredeyse tamamında, Afrika artık merkezî bir konuma yerleşmiştir. Dolayısıyla Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmektedir. Türkiye’nin Afrika perspektifi de bu zemine oturmaktadır. Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda; hâlâ sömürgecilik döneminden kalan kalıpları ve 20. yüzyılın geçerliliğini yitirmiş ezberlerin etkisini görmekteyiz. Afrika, çoğu zaman bir kriz yumağı ve büyük güçlerin rekabet sahası olarak ele alınıyor. Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi çoğu zaman göz ardı ediliyor. Biz şuna inanıyoruz: Afrika; kendi siyasal, toplumsal ve kurumsal dinamikleri merkeze alınarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede Türkiye’nin yaklaşımı nettir. Türkiye; Afrika’yı bir rekabet alanı, etki sahası ya da kısa vadeli çıkarların yürütüldüğü bir coğrafya olarak değil; Afrika ülkelerini birçok ortak değere sahip, eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ‘Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz. Türkiye’nin Afrika politikası 4 temel eksene dayanmaktadır. Bunlar:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

-Karşılıklı egemenliğe saygı,

nsani sorumluluk ve samimiyet,

-Kazan-kazan esasına dayalı iş birlikleri ve

-Uzun vadeli, sürdürülebilir ortaklıklardır.”

Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse’nin konuşmasının ardından etkinliğin açılış konuşmasını Somali Adalet ve Anayasa İşleri Bakanı Hassan Moallin Mohamoud Sheikhali yaptı.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!” Hassan Moallin Mohamoud Sheikhali-Somali Adalet ve Anayasa İşleri Bakanı

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine ve halkına şükranlarımı sunmak isterim” sözleriyle konuşmasına başlayan Sheikhali, “Çok zamanında ve önemli bir forum düzenlediği için Millî İstihbarat Akademisine de teşekkür ederim.” dedi.

Adalet ve Anayasa İşleri Bakanı Hassan Moallin Mohamoud Sheikhali, şunları ifade etti:

Evet, bu diyalog öyle bir zamanda gerçekleşiyor ki Afrika ve Türkiye ilişkileri artık stratejik bir olgunluk seviyesine ulaştı ve dolayısıyla daha derin ve daha yapılandırılmış bir işbirliğine, diyaloğa ihtiyacımız var. Afrika ve Türkiye arasında tarihi bağlar var zaten ve Avrupalı kolonyal güçlerin şekillendirdiği bağlardan çok daha farklı çünkü Türkiye ve Afrika arasındaki bağlar karşılıklı saygı, karşılıklı fayda ve ortaklığa dayanıyor. Son 20 yılda Türkiye-Afrika ilişkileri siyasi, ekonomik, insani ve güvenlik alanlarına genişlemiş durumda. Pek çok durumda bu ilişkiler, stratejik ortaklıklara dönüşmüş durumda.”

Hassan Moallin Mohamoud Sheikhali, Türkiye’nin Afrika boynuzunda istikrarlı bir ortak olarak yer aldığını söyledi.

Türkiye’nin, Somali’yi özellikle terörle mücadelede, deniz güvenliğinin artırılmasında ve sınır aşan suçlarla mücadele alanında da desteklediğini hatırlatan Sheikhali, “Bazı dış aktörler egemenliğimizi ve Afrika devletlerinin bölgesel bütünlüğünü tehdit ederken, Türkiye istikrarlı bir şekilde Afrikalı ülkelerin birliğine ve egemenliğine saygı duydu. Türkiye’nin yapıcı rolünün çok net bir örneği ise Aralık 2024’te yayınlanan Ankara Deklarasyonu” ifadelerini kullandı.

Adalet ve Anayasa İşleri Bakanı Hassan Moallin Mohamoud Sheikhali, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Afrika, bitmeyen çatışmalara ya da dayatılan çözümlere ihtiyaç duymuyor. Afrika, barışa, istikrara ve gerçek ortaklıklara ihtiyaç duyuyor. Afrika, ayrılıkçılığa ya da bölünmeye ihtiyaç duymuyor. Birliğe ve iş birliğine ihtiyaç duyuyor. Afrika, öyle ortaklara ihtiyaç duyuyor ki onun potansiyelini ortaya çıkarsın, onu sömürmesin. Ve Türkiye böyle bir ortak olacağını zaten göstermiş durumda. İşte bu yüzden zaten burada bir araya geldik ve bu diyaloğu başlattık. Bu diyalog, kritik bir kavşaktan başlatıldı. Mevcut uluslararası sistem artık yetersiz kalıyor. Küresel zorluklara etkili çözümler getiremiyor. Uluslararası hukuk baskı altında. Dünya reformlardan bahsediyor ama böyle bir ortamda uluslararası düzen, Afrika ve Türkiye daha yakından çalışmalı ve amacımız elbette daha eşit ve adil bir küresel sistemi inşa etmek.”

Etkinlikte daha sonra “Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği” konulu oturuma geçildi.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Moderatörlüğünü Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse’nin yaptığı oturuma konuşmacı olarak Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur ile Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı katıldı.

Prof. Dr. Köse, ilk sorusunu konuk Bakan’a yönlendirdi.

Uluslararası sistemin giderek değiştiğini ve gelecek 10 yıl hiç tahmin edilemeyen dengelerin görülebileceğini ifade eden Köse, “Ve bütün bu değişik süreç içerisinde de Afrika’nın uluslararası güç dengelerindeki konumu da değişmekte. Sayın Bakanım, bu değişimi nasıl okuyorsunuz?” Afrika, bu yeni oluşmakta olan küresel sistemde ne gibi yolda bulunacak ve bu bağlamda Türkiye-Afrika ilişkilerinin Bu dönüşü ve etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sordu.

Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur , Türkçe yaptığı konuşmasında, Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin köklü olduğunu, Somali’de 2011 yılında yaşanan büyük kuraklık sırasında Türk halkının ve o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’ye gittiğini ve Somali’yi büyük bir felaketten kurtardığını söyledi.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!” Abdulkadir Mohamed Nur-Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı

Abdulkadir Mohamed Nur, Bunun bir dönüm noktası olduğunu ve ilk bağışılık aşısının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Somali’ye vurulduğunu ifade etti.

Türkiye’nin, o tarihten itibaren devletin alt yapısını inşa ettiğini, güvenliği sağladığını ve eğitime katkı vererek insan yetiştirdiğini kaydeden Nur, Türkiye-Somali ilişkilerinin çok daha güçlü hâle geldiğine dikkat çekti.

Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur, Türk firmalarının Mogadişu Havalimanı’nı yenileyip, işletmesini üstlendiğini, TİKA’nın yolların yapılmasını sağladığını ve hâlihazırda birçok projeyi sürdürdüğünü, Türkiye’nin Doğu Afrika’nın en iyi hastanelerinden biri olan Recep Tayyip Erdoğan Hastanesini inşa ettiğini ve burada Türk doktorların insanları tedavi ettiğini söyledi.

Abdulkadir Mohamed Nur, şunları ifade etti:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

“Somali’nin modeli olan yani dünyanın, Afrika’nın modeli olan askeri iş birliği üzerinden inşa edilen TurkSom var. Şimdiye kadar 15.000’den fazla askeri yetiştiren, subay yetiştiren bir kurumdan bahsediyoruz ve Afrika’nın en büyük akademisi olarak geçiyor. Şimdi yine polis eğitimi veriliyor… Yani şöyle diyebiliriz: Gerçekten Somali ve Türkiye arasındaki ilişkiler 2024’te stratejik konumuna geçti ve ekonomik ve askerî iş birliğine imza attık.”

Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur, İsrail’in, ayrılıkçı Somaliland’ı tanımasından söz ederek, bu hareketin hem Afrika’ya hem İslam ülkelerine hem dünyaya da zarar verecek bir adım olduğunu vurguladı ve “Biz bunu kabul etmiyoruz.” dedi.

Oturum Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, bir sonraki sorusunu Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı’ya yöneltti.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk savunma sanayi kuruluşlarının Afrika’ya yönelik faaliyetlerinde çok ciddi bir artış olduğunu ifade eden Köse, “Siz de bunun merkezindesiniz. Siz Türkiye’nin bu çok boyutlu zeminde Afrika’yla güvenlik, savunma alanındaki iş birliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’nin buradaki genel perspektifi ve ayırt edici yaklaşımları nasıl şekillenmiş durumda?” diye sordu.

Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Türkiye-Afrika ilişkilerinin son 20 yılda diploması, ekonomi, insani yardım, kalkınma, iş birliği ve ticaretin ötesine geçerek savunma ve güvenlik boyutunu da içeren çok boyutlu bir ortaklık çerçevesine dönüştüğünü söyledi.

Türkiye’nin Afrika kıtasına yaklaşımı kısa vadeli kazanımlardan ziyade karşılıklı güven, kapasite inşası ve kurumsal sürdürülebilirliğe dayalı uzun vadeli bir anlayışı yansıtmaktadır.” diyen Durdalı, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!” Bilal Durdalı-Millî Savunma Bakan Yardımcısı

Bu yaklaşım doğrudan ve sürekli temas esasına dayanan bir diplomasi anlayışıyla da desteklenmektedir. Malumunuz olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık döneminden itibaren Afrika ülkelerine en fazla ziyaret gerçekleştiren liderlerden biri olması, Türkiye’nin kıtaya yönelik politikasındaki sürekliliğinin somut bir göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye, Afrika ülkeleriyle askeri eğitim ve iş birliğini resmi düzeyde kurumsallaştırmak üzere bugüne kadar çok sayıda anlaşma imzalamıştır. Bu kapsamda son 3 yılda Mozambik, Zimbabve, Gambia, Gine-Bissau ve Moritanya ile askeri çerçeve anlaşması imzalanmış, Cibuti, Fildişi Sahili ve Gabon ile de askerî eğitim iş birliği anlaşmaları imzalanmıştır. Bu çok boyutlu yaklaşımın arka planında, Türkiye-Afrika ilişkilerinin son 20 yılda geçirdiği kurumsal dönüşüm yer almaktadır. Türkiye’nin Afrika politikasının kurumsal zemininde, herkesin bildiği üzere 1998’de başlatılan Türkiye’nin Afrika’ya açılım politikası yer almaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ivme kazanan, 2005 yılında Afrika yılı ilan edilmesiyle kurumsallaşan çok katmanlı ortaklık sürecine dayanmaktadır. Diplomatik, ekonomik ve kültürel etkileşim alanlarında derinleşen bu süreç, 2005 yılında Afrika Birliği’ne gözlemci üye olunmasıyla başlayan, Türkiye’nin 2008’de Afrika Birliği tarafından stratejik olarak tanınmasıyla derinleşen bir çerçevede ilerlemiştir. Türkiye’nin kıta genelindeki en geniş diplomatik temsil alanından birine sahip aktörlerden biri haline gelmesine paralel olarak, 2013 yılı itibariyle Afrika açılımı yaklaşımı, yerini daha bütüncül bir çerçeve sunan Afrika Ortaklık Politikası’na bırakmıştır. Bu politika, Türkiye-Afrika ilişkilerini yalnızca diplomatik temaslarla sınırlamayan, çok boyutlu ve kurumsallaşmış bir işbirliği modeline dönüştürmüştür.”

Durdalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, özellikle 2013’te Afrika Ortaklık Politikası’na geçilmesi sonrasında savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğinin belirgin biçimde hız kazandığına dikkat çekti.

Bu dönemde diplomatik ve ekonomik etkileşime dayalı ilkelerin askeri eğitim, kapasite geliştirme ve savunma sanayi etkileşimi gibi savunma ve güvenlik boyutlarıyla derinleştiği bir evreyi temsil ettiğini hatırlatan Millî Savunma Bakan Yardımcısı, bu çerçevenin düzenli zirve mekanizmaları aracılığıyla sürülebilir bir stratejik ortaklık mimarisi oluşturduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Bilal Durdalı, şunları söyledi:

Bu kurumsal zeminin savunma ve güvenlik alanındaki yansıması ise Türkiye’nin talep odaklı ve esnek bir iş birliği modeli benimsemesi olmuştur. Türkiye’nin Afrika’daki savunma ve güvenlik iş birliğinde öne çıkan temel alanlardan birisi eğitim eksenli kurumsal kapasite inşasıdır. Türkiye, güvenliği yalnızca sahadaki askerî operasyonlardaki başarılarla sınırlı görmemekte, profesyonel askerî kadroların yani subay ve astsubayların yetiştirilmesini, kurumsal kapasitenin artırılmasını, sürdürülebilir kurumsal yapılar oluşturulmasını stratejik bir öncelik olarak el almaktadır. Bu yaklaşım, eğitim faaliyetlerini yalnızca taktik ve teknik seviyede beceri kazandırma süreci olarak değil, güvenlik kurumlarının kurumsal dayanıklılığını artırmaya yönelik uzun vadeli bir yapılandırma aracı olarak ele almaktadır. Millî Savunma Bakanlığı olarak, savunma ve güvenlik alanındaki iş birliklerini tek yönlü bir tecrübe ve bilgi aktarımı olarak değil, karşılıklı öğrenmeye, tecrübe paylaşımına dayalı ortak kapasite geliştirmeyi ve müşterek bir kurumsal dil oluşturmayı hedefleyen çift yönlü bir etkileşim aracı olarak ele almaktayız.”

Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Türkiye’nin, savunma ve güvenlik yaklaşımında sınır güvenliğinin de önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Afrika kıtasında sınırların çok geniş olmasının, kıta ülkelerinin pek çok sebepten dolayı maruz kaldığı terör tehditleri, silah ve insan kaçakçılığı ile düzensiz göç gibi çok katmanlı güvenlik tehditlerini beraberinde getirdiğine vurgu yapan Millî Savunma Bakan Yardımcısı, Türkiye’nin sınır güvenliğini yalnızca fiziki kontrol meselesi olarak değil; teknoloji, eğitim ve kurumsal kapasitenin birlikte ele alındığı bütünleşik bir alan olarak değerlendirdiğini kaydetti.

Savunma güvenlik ve iş birliğinin bir diğer önemli boyutunu savunma sanayi alanındaki ilişkilerin oluşturduğunu ifade eden Bilal Durdalı, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin yerli savunma sanayinde kaydettiği ilerleme, Afrika ülkeleriyle ilişkilerde önemli bir kapasite artırıcı unsur haline gelmiştir.” dedi.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Durdalı, şöyle devam etti:

Türkiye’nin Bayraktar TB2 gibi savunma sanayi ürünleri dış politika aracı hâline gelmiş, dış politikada yeni ve daha güçlü bağlar kurmak, savunma ve güvenlik iş birliğini oluşturmak için bir araç hâlini almıştır. Başta insansız hava araçları olmak üzere, Türkiye’den tedarik edilen silah sistem ve platformların kullanım konseptleri, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu alanda edindiği tecrübeler, ilgili ülkelerle paylaşılmaktadır. Libya, Somali ve Sahel Bölgesi ve ona komşu ülkelerdeki dinamiklere sahip ülkelerden elde edilen saha tecrübeleri, bu yaklaşımın sahadaki pratik karşılığını göstermektedir. Afrika Boyunuzu’nda Türkiye’nin güvenlik faaliyetleri; deniz güvenliği, terörle mücadele ve askerî eğitim ekseninde derinleşmiştir. Ticaret yollarının ve deniz güvenliği boyutu, Afrika Boyunuzu’nda Türkiye’nin rolünü daha da stratejik bir hâle getirmektedir. Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattında deniz haydutluğu, yasa dışı göç, ticaret yollarının güvenliği, enerji güvenliği gibi sorunlar öne çıkarken Türkiye, ortak tatbikatlar, liman ziyaretleri ve deniz güvenliği iş birliği yoluyla kıyı devletlerinin deniz yeteneklerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Libya özelinde, Libya Türkiye’nin Afrika politikası ile Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinin kesim noktasıdır. Türkiye, meşru Libya Ulusal Mutabakat Hükûmetinin daveti üzerine sağladığı askerî eğitim, yardım ve danışmanlık desteği ile iç savaşın seyrini değiştirmiş, Trablus’un düşmesini engelleyerek sahadaki dengeleri etkilemiştir. Libya Hükûmetine sağlanan askerî eğitim, yardım ve danışmanlık desteği, Birleşmiş Milletler kararları ve meşru Hükûmetin davetine dayalı meşruiyet ilkesine dayanması bakımından Türkiye’nin güvenlik yaklaşımının temel özelliklerinden birisini yansıtmaktadır. Başlangıçta Libya Ulusal Mutabakat Hükûmetinin daveti üzerine ülkenin batısında başlatılan danışmanlık, eğitim ve yardım ve kapasite artırma faaliyetleri, tek Libya hedefi çerçevesinde bugün ülkenin tamamına yaygınlaştırılmış durumdadır. Bu çok boyutlu savunma ve iş birliği, savunma diplomasisi ve kurumsal etkileşim faaliyetleriyle desteklenmektedir.”

Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Türkiye’nin, SAHA Expo, IDEF gibi uluslararası savunma fuarları aracılığıyla Afrika ülkelerinden askerî ve sivil heyetleri ülkede ağırladığını, ikili temasların gelişmesine zemin hazırladığını söyledi.

Afrika ülkelerinin davetleri doğrultusunda da yine ilgili ülkelere ziyaretler gerçekleştirildiğini belirten Durdalı, bu ziyaretlerin savunma sanayi iş birliklerinin yanı sıra askerî eğitim, teknik danışmanlık, kurumsal kapasite geliştirme alanlarında temasların derinleşmesine katkı sağladığını ifade etti.

Durdalı, fuar ve resmi temasların yanı sıra çok uluslu askerî tatbikatlar yoluyla sahada somut bir iş birliği zemini de oluştuğuna dikkat çekti.

“Türkiye’nin Stratejik Değerlendirmesi: “Afrika Ülkelerinin Güçlenmediği Bir Küresel Düzen Sürdürülebilir Olamaz!”

Bilal Durdalı, şu hususları kaydetti:

Bu kapsamda öne çıkan, malumunuz EFES tatbikatımız var. Afrika ülkelerinin katılımıyla Türkiye’nin bölgesel değil, küresel ölçekte askerî etkileşim kapasitesini ortaya koyan önemli bir platform olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim farklı yıllarda yani 2022 ve 2024 yılında icra edilen tatbikatlara Afrika kıtasından 15 ülke katılmıştır. Askerî tatbikatlara katılımın en önemli sonuçlarından bir tanesi, birlikte çalışılabilirlik ve eğitim temeli iş birliğini arttırmasıdır. Savunma diplomasimizin sürekliliği ve kurumsallaşması, savunma ateşelikleri aracılığıyla daha da güçlenmektedir. Türkiye, Afrika kıtasında halihazırda 31 savunma ateşeliği bulundurmaktadır. Bunların 12’si ise son 5 yıl içerisinde açılmış durumdadır. Askerî ateşelikler, askerî temsil işlemlerinin yanı sıra eğitim iş birliklerinin koordinasyonu, savunma sanayi temaslarının sürdürülmesi ve sahadaki güvenlik ihtiyaçlarının yerinde takibi açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Güvenlik temelli kurumsal etkileşim yalnızca askerî ateşelik faaliyetleriyle sınırlı değildir. Türkiye’nin, kıta genelinde genişleyen diplomatik temsil ağıyla birlikte ilerlemektedir. Malumunuz, Türkiye’nin Afrika’daki büyükelçilik sayısının son yıllarda 44’e ulaşması, yine Ankara’daki Afrika ülkeleri büyükelçiliklerinin de benzer biçimde artması, savunma diplomatisi ile genel diplomatik faaliyetlerin birbirini tamamlayan unsurlar olarak geliştiğini göstermektedir. Bu durum, savunma ve güvenlik iş birliğinin çok katmanlı ve kurumsallaşmış bir devletler arası ilişki zeminine dayandığını da ortaya koymaktadır.

Millî Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Türkiye’nin Afrika’daki savunma ve güvenlik yaklaşımının tek taraflı ya da askerî alana sıkışmış izole bir iş birliğinden ziyade bütünleşik bir savunma ve güvenlik iş birliğinin en somut örneği olarak görülebileceğini belirtti.

Türkiye’nin, Afrika’ya yönelik yaklaşımının iş birliği için istikrarın gelmesini beklemek üzerine değil, istikrar ve gelişim, yani yatırım ve iş birliği politikasını yürütmeye dayandığının altını çizen Durdalı, bu düşüncenin temelinde ise Türkiye’nin Afrika ülkelerinin güçlenmediği bir küresel düzenin sürdürülebilir olmayacağı yönündeki stratejik değerlendirmesine dayandığını ifade etti.

Kaynak: savunmaSanayiOrg

Son Haberler