ABD VE ÇİN, YAPAY ZEKA TEHDİDİNE KARŞI NEDEN BİRLİKTE HAREKET EDİYOR?
Cihat Yaycı:
“Ortak açıklamanın sekizinci maddesi çok ilginçtir:
Yapay zeka diyaloğu ve yapay zekayla bağlantılı olaylarda kullanılacak doğrudan iletişim kanalı…
Yapay zeka gerçekten muazzam bir güçtür. Aynı zamanda kontrol edilmediğinde büyük bir tehdittir.
Çünkü artık yalnızca bilgiyi değiştirmiyor; tarihin akışını, toplumların algısını ve devletlerin kararlarını etkileyebilecek sahte gerçeklikler üretebiliyor.
Bir kişiyi, hiç söylemediği bir sözü söylemiş veya hiç yapmadığı bir şeyi yapmış gibi gösterebiliyorlar.
Bir ülke başka bir ülkeye saldırmadığı halde, saldırmış gibi sahte görüntüler yayımlayabilirler.
Bir ülkede iç savaş çıkmadığı halde, sokaklarda çatışmalar yaşanıyormuş gibi görüntüler üretebilirler.
Devlet başkanlarının ağzından savaş ilanı, seferberlik emri veya darbe çağrısı yayımlayabilirler.
Böyle bir sahte görüntü birkaç dakika içinde milyonlarca insana ulaşırsa, bunun yanlış olduğu anlaşılıncaya kadar savaş bile başlayabilir.
Ben görevden ayrıldıktan sonra, 2020 yılında katıldığım ilk televizyon programlarından birinde bu tehlikeye dikkat çekmiştim.
Sayın Cumhurbaşkanımızın yapay zekayla oluşturulmuş bir görüntüsünü göstererek, ‘Buna çok dikkat edin. Bu teknoloji önümüzdeki yılların en büyük güvenlik tehditlerinden biri olacak’ demiştim.
O dönemde bazıları bunu abartılı bulmuştu. Hatta yayındaki bir gazeteci, ‘Buna ne gerek var?’ diye sormuştu.
Bugün geldiğimiz noktada dünyanın iki büyük gücü, yapay zeka kaynaklı tehlikeler için doğrudan iletişim kanalı kurmayı konuşuyor.
Demek ki tehlike yalnızca teknik değil; siyasi, toplumsal ve askeridir.
ABD ile Çin birbirlerine şunu söylüyor:
‘Yapay zeka kaynaklı bir olay yaşandığında, bunu gerçek bir saldırı zannedip karşılık vermeyelim. Önce birbirimizle temas kuralım. Görüntünün, bilginin veya saldırının gerçek olup olmadığını birlikte tespit edelim.’
Çünkü yapay zekayla oluşturulmuş sahte bir saldırı görüntüsü, iki nükleer gücü karşı karşıya getirebilir.
Burada yapay zekanın yanı sıra nadir toprak elementleri, ileri teknoloji ve yongalar konusunda da büyük bir rekabet vardır. Çin, nadir toprak elementlerinde; ABD ise ileri yonga tasarımı ve yüksek teknoloji alanında önemli güce sahiptir.
Taraflar bir yandan teknoloji üstünlüğü için rekabet ediyor, diğer yandan bu rekabetin kontrolsüz bir çatışmaya dönüşmesini önleyecek iletişim yolları kurmaya çalışıyor.
Ancak sekiz maddelik açıklamanın dışında bir başka önemli gelişme daha vardır.
İki ülkenin silahlı kuvvetleri arasında kriz iletişiminin güçlendirilmesi ve çatışmanın önlenmesi amacıyla bir mutabakat zaptı hazırlanması kararlaştırılmıştır.
Bu çok önemlidir.
Bir askeri kriz çıkarsa taraflar birbirlerine nasıl haber verecek?
Uçaklar veya savaş gemileri karşı karşıya geldiğinde hangi iletişim kanalı kullanılacak?
Yanlış anlaşılma nasıl önlenecek?
Bir saldırının gerçek mi, siber kaynaklı mı, yoksa yapay zekayla üretilmiş bir yanıltma faaliyeti mi olduğu nasıl anlaşılacak?
Bunların usulleri hazırlanacaktır.
Yani ABD ile Çin bir taraftan rekabet ediyor, diğer taraftan da bu rekabetin savaşa dönüşmemesi için emniyet supapları oluşturuyor.
Çünkü yapay zeka çağında savaşları yalnızca silahlar başlatmayabilir.
Sahte bir görüntü, taklit edilmiş bir ses veya üretilmiş bir emir de devletleri savaşa sürükleyebilir.”
Yayının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz
x.com:@turkdegs