Avrupa, Sualtı drone sürüsü projesini hayata geçiriyor
Avrupa, insansız sistemler alanındaki rekabeti yalnızca hava platformlarıyla sınırlı tutmayarak denizaltı boyutuna da taşıyor.
Avrupa Savunma Ajansı (EDA) tarafından yürütülen Swarm of Biomimetic Underwater Vehicles (SABUVIS) projesi kapsamında, ağ bağlantılı otonom platformlardan oluşan sualtı drone sürülerinin geleceğin deniz operasyonlarında kullanılması hedefleniyor.
Dördüncü yılına giren proje; keşif-gözetleme, mayın karşı tedbirleri, deniz tabanı harbi ve ihtilaflı deniz alanlarında operasyon kabiliyeti gibi kritik görev alanlarında donanmaların yaklaşımını köklü şekilde değiştirebilecek potansiyele sahip görülüyor.
Sürü konsepti ile yeni deniz harekât anlayışı
SABUVIS’in temel yaklaşımı, tekil platformlara dayalı operasyon modeli yerine koordineli sürü mimarisi kullanılması üzerine kurulu. Bu konsept sayesinde sistemin daha yüksek hız, maliyet etkinliği ve dayanıklılık sağlaması hedefleniyor. Daha düşük maliyetli çok sayıda otonom aracın birlikte görev yapması, riskin dağıtılmasına imkân tanırken düşman hedefleme süreçlerini zorlaştırıyor ve bazı platformların kaybedilmesi durumunda bile görev etkinliğinin sürdürülmesini mümkün kılıyor.
Projede lider ülke Polonya olurken Almanya, Portekiz ve Slovenya da katılımcı ülkeler arasında yer alıyor. Bu yapı, Avrupa içinde çok uluslu savunma teknolojisi geliştirme yaklaşımının önemli bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Sualtı otonomisinde teknik zorluklar
SABUVIS’in ikinci fazı olan SABUVIS II çalışmaları, sualtı otonomisinin doğasından kaynaklanan kritik teknik zorluklara odaklandı. Suyun altında uydu tabanlı konumlama sistemlerinin kullanılamaması, sınırlı iletişim bant genişliği, yüksek gecikme süreleri ve operasyon ortamının öngörülemezliği bu zorlukların başında geliyor.
Bu kapsamda proje üç tamamlayıcı konsept geliştirdi. Bunlardan ilki, ölçeklenebilir ve nispeten düşük maliyetli otonom sualtı araçlarından oluşan sürüler oldu. İkinci konsept, sığ ve karmaşık kıyı sularında yüksek manevra kabiliyeti sağlayacak biyomimetik tasarımlara odaklandı. Üçüncü yaklaşım ise sualtı araçları ile otonom suüstü platformlarının birlikte çalıştığı karma sürü mimarisini içerdi.
Proje ayrıca Avrupa Savunma Ajansı’nın daha önce yürüttüğü SALSA girişimi üzerine inşa edildi. SALSA programı, çok sayıda otonom platform arasında veri alışverişini mümkün kılan adaptif sualtı akustik ağ teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanmıştı.
EDA yetkilileri, SABUVIS II’nin görev icrasının tek bir platforma bağımlı olmak zorunda olmadığını gösterdiğini vurguladı. Ortak standartlar ve arayüzler sayesinde farklı sistemlerin uyumlu şekilde çalışabileceği, gelişmiş simülasyon ve test ortamları sayesinde sürü davranışlarının operasyon öncesinde optimize edilip doğrulanabildiği ifade edildi.
Saha testleri ve operasyonel doğrulama
Projenin ikinci aşaması, Şubat ayı başında Polonya, Almanya ve Portekiz’de gerçekleştirilen saha gösterimleriyle tamamlandı. REPMUS 2025 kapsamında yapılan denemelerde karma sualtı drone sürüleri gerçekçi operasyon koşullarında test edildi.
Testlerde koordineli sürü hareketi, güvenilir veri paylaşımı, formasyon kontrolü ve görev sırasında adaptif karar verme kabiliyetleri başarıyla sergilendi. Ayrıca farklı ülkeler ve üreticilere ait otonom sistemlerin ortak komuta-kontrol mimarisi üzerinden entegre çalışması sağlanarak birlikte çalışabilirlik açısından önemli ilerleme kaydedildi.
SABUVIS projesi, Avrupa’nın gelecekte deniz harbi alanında insansız ve otonom sistemlere dayalı çok katmanlı operasyon konseptine geçişinin önemli bir adımı olarak görülüyor. Özellikle deniz tabanı altyapılarının korunması, hibrit tehditlerle mücadele ve yüksek riskli deniz bölgelerinde insanlı platformların maruziyetini azaltma açısından bu tür sürü sistemlerinin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağı değerlendiriliyor.
Kaynak: m5Dergi