Avustralya’dan 8 adet LST100 çıkarma gemisi siparişi

Burak Seletuz Burak Seletuz / 23.02.2026 20:05
Avustralya’dan 8 adet LST100 çıkarma gemisi siparişi

Avustralya, tank ve birlik taşımak için 8 adet LST100 çıkarma gemisi sipariş ettiğini açıkladı.

LST100 platformu, klasik çıkarma araçlarından ziyade kompakt bir çıkarma gemisi konseptine daha yakın özellikler taşıyor. Damen tarafından geliştirilen temel tasarım; 100 metre uzunluk, 16 metre genişlik ve 3,5–3,9 metre draft değerleriyle kısa kıyı operasyonlarından ziyade açık deniz seyrine uygun şekilde optimize edilmiş durumda.

Platformun 900–1400 ton taşıma kapasitesi, denizde 15 gün dayanım süresi, 13 knot hızda 4.000 deniz milinin üzerinde menzil ve yaklaşık 15 knot azami hız değerleri, gemiyi ana gemiye bağımlı çıkarma araçlarından farklı bir operasyonel kategoriye yerleştiriyor. Tahrik sistemi, iki adet Caterpillar 3516-C dizel motorun kontrol edilebilir hatveli pervaneleri yüksek performans nozullarıyla tahrik ettiği dizel-mekanik mimariye dayanıyor. Ayrıca dar liman ve sığ sularda manevra için iki baş itici (bow thruster) bulunuyor.

Ro-Ro odaklı lojistik kapasite

Geminin iç tasarımı roll-on/roll-off (Ro-Ro) taşımaya göre şekillendirilmiş durumda. Damen verilerine göre 575 m² Ro-Ro alanına ek olarak 440 m² yük güvertesi bulunuyor. Mühimmat ve lojistik depolama alanlarıyla desteklenen bu yapı, özellikle ağır kara kuvveti unsurlarının taşınmasına yönelik planlandı.

Avustralya programı kapsamında verilen kapasite örnekleri, geminin 200’den fazla personelle birlikte altı adet M1A2 SEP v3 Abrams ana muharebe tankı veya dokuz adet AS21 Redback zırhlı muharebe aracını taşıyabileceğini gösteriyor. Bu veriler, platformun yalnızca teorik değil, savaş zamanı yükleme konseptine göre tasarlandığını ortaya koyuyor.

Geminin kıyıya oturma (beaching) kabiliyeti de kritik önemde. Standart konfigürasyonda 70 ton kapasiteli baş kapısı ve baş rampası ile yine 70 ton kapasiteli kıç rampası bulunuyor. Bu sayede hem doğrudan sahile yük boşaltma hem de iskele veya geçici lojistik yapılar üzerinden transfer mümkün hale geliyor.

Taktik esneklik ve harekât konsepti

Rampa mimarisi, Avustralya’nın hedeflediği taktik esnekliğin temelini oluşturuyor. Düşük tehdit ortamlarında gemi doğrudan sahile oturarak zırhlı araçları, kamyonları, mühendislik ekipmanını, yakıtı ve mühimmatları kıyıya aktarabiliyor. Daha riskli kıyı bölgelerinde ise gemi yüksek dalga ve tehdit hattının dışında kalıp kıç rampası bağlantıları veya yardımcı çıkarma unsurlarıyla yük transferi yaparak maruziyet süresini azaltabiliyor.

Opsiyonel ekipmanlar arasında 25 tonluk yük vinci ve taşınan yardımcı araçlar için davit sistemleri bulunuyor. Bu özellikler, geminin stratejik deniz ulaştırması ile son taktik lojistik aşama arasında bağlantı unsuru (connector) olarak görev yapabileceğini gösteriyor. Platform, büyük amfibi gemiler kadar değerli hedef oluşturmadan çoklu liman ve demirleme noktalarına dağıtılabilecek boyutta tasarlandı.

Havacılık desteği ve ikincil görevler

LST100’de NH90 sınıfı orta helikopterlere uygun bir uçuş güvertesi bulunuyor. Bu kabiliyet, özellikle yaralı tahliyesi, kritik yedek parça transferi, ileri komuta unsurlarının taşınması ve altyapının zarar gördüğü bölgelerde lojistik sürekliliğin sağlanması açısından önemli avantaj sağlıyor.

Damen, platformun deniz güvenliği, afet yardımı ve komuta destek görevleri gibi ikincil roller üstlenebileceğini de belirtiyor. Bu görevler, özellikle Pasifik bölgesinde doğal afetlere hızlı müdahale görevleri üstlenen Avustralya Savunma Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarıyla doğrudan örtüşüyor.

Avustralya doktrini ve stratejik ihtiyaç

Avustralya’nın bu sınıf gemilere olan ihtiyacı, coğrafya ve askerî doktrinle doğrudan bağlantılı. 2023 Savunma Stratejik İncelemesi ve 2024 Ulusal Savunma Stratejisi, kara kuvvetlerinin kıyı ve amfibi harekâta odaklanmasını ve kuzey yaklaşma hatlarında rakibin hareket serbestisinin kısıtlanmasını hedefliyor.

Kara kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması, deniz hatları boyunca ileri konuşlanmayı ve uzun menzilli taarruz konseptlerini destekleyecek amfibi kabiliyetleri ön plana çıkarıyor. Austal tarafından yayımlanan belgeler de Landing Craft Heavy platformunu, kıyı bölgelerinde kara kuvvetlerinin konuşlandırılması ve sürdürülebilirliğini sağlayan kritik bir unsur olarak tanımlıyor.

Mevcut platformlarla karşılaştırma

Avustralya Donanması envanterindeki Canberra sınıfı amfibi hücum gemileri, LCM-1E çıkarma araçlarını kullanıyor. Bu araçlar gemiden kıyıya hızlı transfer için uygun olsa da yaklaşık 190 deniz mili menzil ile bağımsız operasyon kabiliyeti sınırlı. Kara kuvvetlerinin hâlen kullandığı Vietnam dönemi LCM-8 çıkarma araçlarının da LAND 8710 programı kapsamında değiştirilmesi planlanıyor.

Balikpapan sınıfı eski çıkarma gemileri yaklaşık 180 ton yükü 10 knot hızla taşıyabiliyordu ancak modern muharebe ortamına göre sınırlı denizcilik performansına ve sistem altyapısına sahipti. LST100 tabanlı yeni platformlar ise daha yüksek hız, çok daha uzun menzil, bölgesel bağımsız intikal, havacılık desteği ve modern ağır muharebe sistemlerine uygun taşıma kapasitesi sunuyor.

Bu kabiliyet seti, kriz durumunda Avustralya’nın kara unsurlarını, araçlarını ve uzun menzilli taarruz sistemlerini yalnızca birkaç yüksek değerli platforma bağımlı kalmadan deniz yoluyla taşımasına imkân tanıyacak.

Tedarik ve yerli üretim boyutu

Program, Avustralya’nın planlı savunma sanayii stratejisinin sonucu olarak ortaya çıktı. 2023 sonunda Henderson bölgesinde sürekli gemi inşa kapasitesi oluşturulması gündeme gelmiş, 2024’te Damen LST100 tasarımının seçildiği bildirilmişti. Austal ile yapılan Stratejik Gemi İnşa Anlaşması çerçevesi, orta ve ağır çıkarma gemisi segmentleri için sözleşmelere dönüştü.

Şubat 2026 anlaşması kapsamında harcamaların yüzde 60’tan fazlasının Avustralya içinde yapılacağı, üretimin ilk aşamada Common User Facility’de başlayacağı ve daha sonra kalıcı tesise taşınacağı açıklandı. Ayrıca savunma sanayii kapasite artışından etkilenen sivil kullanıcılar için geçici tesislere 30 milyon dolarlık kaynak ayrıldı.

Bu yaklaşım, Avustralya’nın yalnızca gemi satın almadığını; aynı zamanda zaman, nitelikli iş gücü ve stratejik uyarı süresinin kısalması durumunda hızla genişletilebilecek egemen üretim kapasitesi oluşturmayı hedeflediğini gösteriyor.

Kaynak: m5Dergi

Son Haberler