Dışa bağımlılığa "milli" mühür: Kritik test altyapıları yerlileşiyor
Türk savunma ve sanayisi bünyesinde geliştirilen milli platformlarda, daha önce yurt dışından temin edilen kritik test altyapılarının yerini yerli çözümler alıyor.
Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve sanayi kümelenmesi SAHA organizasyonuyla düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, 5-9 Mayıs'ta İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.
Türkiye’nin havacılık platformlarında son yıllarda artan yerlileşme oranı, bu platformların geliştirme, üretim ve bakım süreçlerinde kullanılan test altyapılarına olan ihtiyacı da beraberinde artırıyor.
Uçuş kontrol bilgisayarlarının doğrulanmasından rotor pallerinin balanslanmasına, aviyonik haberleşme modüllerinin simülasyonundan yardımcı güç ünitelerinin (APU) test edilmesine kadar uzanan bu kritik altyapılar, uzun yıllar büyük ölçüde ithal sistemlerle karşılandı. Bugün ise bu alanda yerli ve yüksek teknolojili çözümler öne çıkıyor.
Milli ürün ailesi
Havacılık platformlarındaki kritik sistemlerin birbiriyle kesintisiz ve güvenilir şekilde haberleşmesini sağlayan aviyonik veri yolları, test süreçlerinin en hassas bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bu veri yollarını simüle eden, izleyen ve test eden modüller, dünya genelinde sınırlı sayıda üretici tarafından geliştiriliyor ve yurt dışından temin ediliyor.
Türk savunma ve havacılık sanayisinde özellikle test ve ölçüm sistemleri alanında uzmanlaşan DEICO’nun kendi tescilli markası altında geliştirdiği Aviolinks ürün ailesi, bu alandaki yerli üretim ihtiyacına güçlü bir yanıt sunuyor. MIL-STD-1553, ARINC-429 ve ARINC-825 protokollerini destekleyen arayüz modüllerinden oluşan bu ürün ailesi, aviyonik test sistemlerinin haberleşme katmanının yerli imkanlarla kurulmasını mümkün kılıyor.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve savunma sanayisinde artan bağımsızlık ihtiyacı, bu tür kritik bileşenlerde yerli çözümlerin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor.
Platforma özel mühendislik
DEICO’nun mühendislik yetkinlikleri, yalnızca aviyonik arayüzlerle sınırlı kalmıyor, havacılık sanayisinin üretim ve bakım süreçlerinde ihtiyaç duyulan geniş bir dinamik test sistemleri portföyünü kapsıyor.
Helikopter rotor pallerine yönelik geliştirilen whirltower sistemi, pallerin uçuşa gerek kalmadan yer ortamında, gerçek çalışma hızlarında döndürülerek balanslanmasını sağlıyor. Bu sayede uçuş titreşimleri azaltılırken, parça ömrü uzatılıyor ve bakım maliyetleri önemli ölçüde düşürülüyor.
Uçuş öncesi güvence
Geliştirilen sistem entegrasyon laboratuvarları, hava araçlarının "beyni" olarak nitelendirilen aviyonik sistemlerin uçuş öncesinde birlikte ve uyum içinde çalıştığını doğrulamak amacıyla tasarlanıyor.
Gerçek kokpit ortamını simüle eden bu laboratuvarlar, görev bilgisayarı, seyrüsefer sistemleri ve sensörler gibi tüm aviyonik bileşenleri entegre ederek, uçağın henüz yerdeyken uçuşa hazır olup olmadığını test etme imkanı sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde olası arızalar erken aşamada tespit edilerek, geliştirme ve sertifikasyon süreçleri önemli ölçüde kısaltılıyor.
Kaynak: trtHaber