"Füzelerin menzillerini ve hızlarını artıracağız"
Bakan Mehmet Fatih Kacır, Üniversitesi (ASÜ) Konferans Salonu'nda, Teknopark ve Milli Teknoloji Atölyesi'nin açılış töreninde, Türkiye'nin milli teknoloji yolculuğuna dolu dizgin devam ettiğini söyledi.
Bu yolculuğa çok daha erken başlanabileceğini anlatan Kacır, şöyle konuştu:
"Geriye dönüp baktığımızda keşke Türkiye'de bazı şeyleri daha erken hayata geçirebilseydik dediğimiz çok husus var. Türkiye 1930'larda ve 1940'larda müteşebbislerinin uçaklar geliştirdiği ve ürettiği bir ülkeydi. Vecihi adını duydunuz mu? tarafından üç kez takdirnameyle ödüllendirilmiş. Türkiye'de uçaklar geliştirmiş, üretmiş. Nuri Demirağ ismini duydunuz mu?
Nuri Demirağ, dönemin en büyük sanayicisi ve en büyük müteşebbisi. O da Türkiye'de uçaklar üretmek istemiş ve üretmiş. Nuri Demirağ'ın uçakları bir test uçuşunda bir kaza geçirmiş ve düşmüş. Verilen siparişler iptal edilmiş. İhracata da izin verilmemiş. Ankara'da Etimesgut Havalimanı'nda, 1941'de bir uçak fabrikası kurulmuş, dokuz yıl bu uçak fabrikası üretime devam etmiş. 1949'da bu uçak fabrikasında 950 işçi çalışıyor. Uçak fabrikası kapatılmış. Niçin kapatılmış?"
Bakan Kacır, Türkiye'nin bütün sanayileşme tarihinin maalesef 2000'li yıllara kadar böyle akamete uğratıldığını hatırlattı.
2000'li yıllardan itibaren Türkiye'de gerçekten bir uyanış yaşandığını vurgulayan Kacır, "Türkiye 40 yıla yakın zamandır eden bir ülke olarak, bu mücadelede ihtiyaç duyduğu savunma sanayi sistemlerini çoğu zaman parasını ödese dahi aynı ittifak içinde olduğu ülkelerden temin edememenin getirdiği bir zorlukla, bu alanda kendi söküğünü kendi diken, kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayan bir ülke haline geldi. Bütün bu hikayenin öznesi Türk gençliği oldu. 2000 yıllarda bir sağlam irade tam bağımsız Türkiye'nin lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu milletin neye ihtiyacı varsa biz o ihtiyacı kendi evlatlarımıza güvenerek karşılayacağız' dedi." ifadesini kullandı.
"Türkiye kendi uydularını geliştiren üreten bir ülke haline geldi"
Kacır, Türk gençliği ve mühendislerinin savunma sanayisi ürünlerinde yaptığı ürünlerle Türk milletinin mührünü gökyüzüne vurduğunu dile getirdi.
Bunun, Türk milletinin ortak kazanımı olduğunu belirten Kacır, şöyle devam etti:
"Bu hepimiz için büyük bir kazanım, bu bir özgüven devrimi. Şimdi biz bu özgüven devrimini çok daha öteye taşımaya hazırlanıyoruz. Savunma sanayisinde inşallah çok daha büyük işler yapacağız. Projesi'ni tamamlayıp, füzelerimizin menzillerini ve hızlarını artıracağız. Ta ki hiçbir kendini bilmez, Türk milletinin tek bir ferdine, tek bir çakıl taşına zarar vermeyi aklının ucundan dahi geçiremeyecek seviyeye gelene kadar. Savunma sanayisinde de sınırlı kalmayacak bu yolculuk.
Şimdi teknolojilerinde inşallah bir benzer başarı hikayesini sizlerle birlikte hayata geçirmek istiyoruz, bunun için çalışıyoruz. Türkiye bu alanda da çok yol aldı. Türkiye kendi uydularını geliştiren, üreten bir ülke haline geldi. Türkiye kendi haberleşme uydusunu geliştiren, üretebilen 11 ülkeden biri haline geldi."
"Muazzam bir savunma sanayi ekosistemine sahibiz"
Kacır, teknolojinin, günümüz dünyasının, hayatın ritmini tayin ettiğine, ekonomiden sanayiye, eğitimden günlük yaşama kadar pek çok alanda derin ve köklü değişimlere neden olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Teknolojik dönüşümün şekillendirdiği yeni dünya düzeninde, yenilikçi fikirleri katma değerli ürünlere, bilgiyi ise stratejik güce dönüştürebilen toplumlar geleceğe yön veriyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, başkasının tasarladığına muhtaç kalan toplumların ekonomik ve siyasi bağımsızlıklarını koruyamadığı, geleceklerine güvenle bakamadığı bir dönemdeyiz. Bu yüzden bizim için milli teknoloji, sadece ekonomik bir tercih değil, tam bağımsız Türkiye vizyonumuzun taşıyıcı sütunu, egemenliğimizin sarsılmaz güvencesidir.
Jeopolitik açıdan son derece hassas bir coğrafyadayız. Gerek tarihimizdeki tecrübeler gerekse de Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Doğu Akdeniz'e kadar uzanan bu geniş jeopolitik hat üzerinde yaşanan gelişmeler, güçlü ve caydırıcı bir savunma kapasitesine sahip olmanın mutlak bir zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
İşte bu bilinçle, attığımız kararlı adımlar sayesinde, kritik teknolojileri kendi imkanlarımızla geliştirmemize ve üretmemize imkan tanıyan, masada ve sahada güç çarpanı vazifesi gören muazzam bir savunma sanayi ekosistemine sahibiz. Bugün insansız hava araçlarından helikopterlere, hava savunma sistemlerinden yeni nesil uçağımıza kadar pek çok kritik platformu kendi mühendislerinin, teknisyenlerinin alın ve akıl teriyle geliştiren bir Türkiye var."
Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ise 2001'den sonra artık dünyadaki bilginin iki yılda bir yenilenir hale geldiğine işaret etti.
Türkiye'nin, kendi bilgi ve teknolojisini üreterek tam bağımsızlığına kavuşacağını vurgulayan Zeybekci, "Bunu yaparsak Allah'ın izniyle başımız dik olacak. Bu değerli çalışmalarıyla destekleriyle bilim ve teknoloji aşkıyla yanıp tutuşan çok değerli Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır'a bütün hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.
Kaynak: trtHaber