Hindistan Deniz Kuvvetleri, 30 yıllık denizaltı inşa planının en kritik halkalarından biri olan P-75I programında TKMS ile sözleşme imzalamak üzere son aşamaya geldi.
- P-75I programı, Hindistan'ın konvansiyonel denizaltı filosunu güçlendirmek ve ülke içinde yeni nesil denizaltı inşa kabiliyeti oluşturmak amacıyla 1997 yılından bugüne gündemde olan bir projedir.
- TKMS-MDL ortaklığı, programın tek kalan ve en güçlü adayı haline geldi.
- TKMS'nin teklif ettiği HBT/AIP çözümünün operasyonel olarak kanıtlanmış olması, P-75I yarışında önemli bir avantaj sağladı.
P-75I programı, Hindistan'ın konvansiyonel denizaltı filosunu güçlendirmek ve ülke içinde yeni nesil denizaltı inşa kabiliyeti oluşturmak amacıyla 1997 yılından bugüne gündemde olan bir projedir. Program kapsamında 6 adet yeni nesil dizel-elektrik tahrikli denizaltının Hindistan'da inşa edilmesi planlanıyor. TKMS-MDL ortaklığı, programın tek kalan ve en güçlü adayı haline geldi. TKMS'nin teklif ettiği HBT/AIP çözümünün operasyonel olarak kanıtlanmış olması, P-75I yarışında önemli bir avantaj sağladı. TKMS, P-75I Programı kapsamında Hindistan'a Tip 214 ailesinden türetilen, Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin gereksinimlerine göre büyütülmüş ve değiştirilmiş bir tasarım sunuyor. Programın gecikmesi, Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin mevcut konvansiyonel denizaltı filosundaki yaşlanma sorununu daha kritik hale getirdi. P-75I, yalnızca yeni altı denizaltının tedariki olarak değil, Hindistan'ın sualtı harbi kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
P-75I programının sonuçlanması, Hindistan'ın sualtı harbi kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, programın başarısı, Hindistan'ın denizaltı inşa kabiliyetini güçlendirecek ve ülke içinde yeni nesil denizaltı inşa ekosistemi oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bu gelişmeler, Hindistan'ın deniz güvenliği ve savunma kapasitesini güçlendirecek ve bölgede daha etkili bir rol oynamasına olanak sağlayacaktır.
Tam Metin
Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin konvansiyonel denizaltı filosunu güçlendirmek ve ülke içinde yeni nesil denizaltı inşa kabiliyeti oluşturmak amacıyla 1997 yılından bugüne gündemde olan Project 75 India (P-75I) programında Almanya merkezli ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) ile sözleşme imzalanması için artık son aşamaya gelindi. Program kapsamında 6 adet yeni nesil dizel-elektrik tahrikli denizaltının Hindistan’da, Mazagon Dock Shipbuilders (MDL) ile TKMS iş birliğiyle inşa edilmesi planlanıyor.
2025 yılında İspanyol Navantia-Larsen & Toubro (L&T) ortaklığının S-80 Plus teklifinin elenmesinin ardından TKMS-MDL ortaklığı programın tek kalan ve en güçlü adayı haline geldi. Hindistan Savunma Bakanlığı'nın TKMS-MDL ile sözleşme görüşmelerinin başlatılmasına onay vermesinin ardından Eylül 2025’te resmi müzakereler başladı. TKMS de, 11 Eylül 2025 tarihli açıklamasıyla, MDL ile P-75I kapsamında altı denizaltı için resmi sözleşme görüşmelerine geçildiğini doğruladı.
Ancak 2025 sonunda Hindistan Deniz Kuvvetleri tarafından dile getirilen ve sözleşmenin Mart 2026’ya kadar imzalanmasını öngören takvim gerçekleşmedi. Buna rağmen program rafa kaldırılmadı; aksine 2026 yılı içerisinde teknik, ticari ve teknoloji transferine ilişkin görüşmeler sürdürüldü. Haziran ayında Hindistan kaynakları, sürecin son aşamasında esas olarak TKMS tarafından sunulan teknoloji transferi paketinin kapsam ve değerinin değerlendirildiğini bildirdi. Bu incelemenin ardından dosyanın Kabine Güvenlik Komitesi (CCS)’ne sunulması ve CCS onayından sonra MDL ile TKMS arasındaki sözleşmenin imzalanması bekleniyor.
Ağustos 2026 itibarıyla Hindistan basınında anlaşmanın önümüzdeki haftalarda imzalanmasının beklendiği yönündeki haberlerin yoğunlaşması, P-75I programının nihayet sözleşme aşamasına ulaşmak üzere olduğunu gösteriyor.

Yirmi Yıllık Programda Son Aşama
P-75I, Hindistan’ın 1999 yılında ortaya koyduğu 30 yıllık denizaltı inşa planının en kritik halkalarından biri olarak şekillendi. Programın temel hedefi, 6 adet yeni nesil konvansiyonel denizaltının Hindistan’da inşa edilmesinin yanı sıra ileri denizaltı tasarım ve üretim teknolojilerinin ülkeye kazandırılması.
Proje 75 kapsamında Fransa’dan teknoloji transferiyle inşa edilen Kalvari Sınıfı Scorpène denizaltılarının ardından P-75I, Hindistan’ın çok daha kapsamlı bir teknoloji transferi ve yerlileştirme modeliyle yeni bir denizaltı üretim ekosistemi oluşturma girişimi olarak öne çıkıyor.
Programın gecikmesi ise Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin mevcut konvansiyonel denizaltı filosundaki yaşlanma sorununu daha kritik hale getirdi. Hindistan’ın Rusya menşeli Kilo Sınıfı ve Alman tasarımı Tip 209/1500 Sınıfı denizaltılarının önemli bölümü yüksek hizmet yaşına ulaşmış durumda. Ülkenin konvansiyonel denizaltı filosunun önemli bir bölümünün 25 yılı aşan hizmet ömrüne sahip olduğu belirtilirken, Donanmanın mevcut sayısı uzun vadeli ihtiyaçların gerisinde kalıyor.
Bu nedenle P-75I yalnızca yeni altı denizaltının tedariki olarak değil, Hindistan’ın sualtı harbi kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
TKMS Neden Öne Çıktı?
P-75I yarışında TKMS-MDL ortaklığının en önemli avantajı, Alman şirketinin teklif ettiği HBT/AIP çözümünün operasyonel olarak kanıtlanmış olması oldu.
TKMS'nin P-75I teklifinin merkezinde ise yakıt hücreli Hava Bağımsız Tahrik (HBT/AIP) sistemi bulunuyor. Type 212 ve Type 214 ailelerinde kullanılan bu sistemde hidrojen ve sıvı oksijen yakıt hücreleri üzerinden elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Böylece denizaltının atmosferik havaya ihtiyaç duymadan uzun süre su altında kalabilmesi mümkün oluyor.
Bu özellik, özellikle Hint Okyanusu'nda uzun süreli devriye, gözetleme, istihbarat toplama ve deniz alanının kontrolüne yönelik görevler açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
TKMS’nin Hindistan ile ilişkisi de yeni değil. Hindistan Deniz Kuvvetleri 1986-1994 yılları arasında dört adet Type 209/1500 Denizaltısını hizmete aldı. Shishumar Sınıfı olarak bilinen bu platformların halen hizmette bulunması, Alman şirketinin Hindistan açısından yalnızca yeni bir tedarikçi değil, geçmişte operasyonel tecrübesi bulunan bir ortak olmasını sağlıyor.
Bu geçmiş, TKMS’nin P-75I yarışında güvenilirlik ve yaşam döngüsü desteği açısından önemli bir avantaj elde etmesine katkıda bulundu.
TKMS, P-75I Programı Kapsamında Hindistan’a Hangi Tasarımı Öneriyor?
Program kapsamında TKMS’nin Hindistan’a Tip 214 ailesinden türetilen, Hindistan Deniz Kuvvetleri’nin gereksinimlerine göre büyütülmüş ve değiştirilmiş bir tasarım sunduğu belirtiliyor. Hindistan Deniz Kuvvetleri tarafından tanımlanan isterlerin karşılanabilmesi için denizaltının yaklaşık 3,000 ton deplasmana sahip olması bekleniyor. Tasarımın, Tip 214’ün kanıtlanmış mimarisinden yararlanırken daha büyük boyutlar ve gelişmiş gizlilik özellikleriyle Hindistan’ın ihtiyaçlarına uyarlanması öngörülüyor.
Geçtiğimiz dönemde Hindistan basını ve uluslararası savunma yayınlarında yer alan haberlerde, TKMS’nin Hindistan’a sunduğu teklifin Tip 214NG tasarımını esas alacağı yönünde bilgiler paylaşılmıştı. Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin isterleri dikkate alındığında, TKMS’nin mevcut ürün ailesi içerisinde bu gereksinimlere cevap verebilecek en uygun çözümlerin Tip 212CD veya Tip 212CD E (80-82 m uzunluk ve satıhta yaklaşık 3,100 ton deplasman) tasarımları olduğu değerlendirmekteyim.
Bununla birlikte, P-75I Programı kapsamında oldukça kapsamlı bir teknoloji transferi ve yerlileştirme talep edilmesi, TKMS’nin doğrudan 74 m uzunluğa ve satıhta yaklaşık 2,500 ton deplasmana sahip Tip 212CD (amanyetik çelikten imal edilen mukavim tekne ve metanol reformer [yakıt dönüştürücü] tabanlı dördüncü nesil FC4G/ASFC PEM yakıt pili sistemi ve SAFT/TKMS işbirliğiyle geliştirilen LiFePO₄ [Lityum Demir Fosfat] batarya setlerinin kullanıldığı HBT/AIP sistemine sahip) tabanlı bir çözüm sunmasından ziyade Tip 214NG teknolojisi ve tasarımını esas alan, ancak Hindistan’ın gereksinimleri doğrultusunda 212CD boyutlarına yaklaştırılmış bir tasarım geliştirmesini daha olası hale getiriyor.
Buradaki temel ayrım, iki tasarımın mukavim tekne ve tahrik mimarilerinde ortaya çıkıyor. Tip 212CD, amanyetik çelikten imal edilen mukavim tekneye, metanol reformer (yakıt dönüştürücü) tabanlı dördüncü nesil FC4G/ASFC PEM yakıt pili sistemi ile SAFT/TKMS iş birliğiyle geliştirilen LiFePO₄ (Lityum Demir Fosfat) batarya setlerini kullanan HBT/AIP sistemine sahip. Tip 214NG ise manyetik çelikten imal edilen mukavim tekneye ve FC4G/ASFC PEM yakıt pili sistemi tabanlı HBT/AIP sistemine sahip.
TKMS tarafından Hindistan P-75I Programı için paylaşılan denizaltı tasarım görselleri de bu değerlendirmeyi destekleyen bazı ipuçları sunuyor. Görseller incelendiğinde, kıç taraftaki kontrol yüzeylerinin, yani amudi ve kıç ufki dümenlerin (rudder), Tip 214NG ve Tip 212CD denizaltılarında olduğu gibi “X” konfigürasyonunda olduğu görülüyor. Baş ufki dümenler ise Tip 212CD'de olduğu gibi yelken üzerine değil, Tip 214NG tasarımında olduğu şekilde teknenin baş kısmına konumlandırılmış. TKMS tarafından paylaşılan P-75I Denizaltı görselindeki en dikkat çekici özelliklerden biri ise aktif sonar yansımalarını azaltmaya yönelik elmas (diamond) formlu gövde tasarımı. Bu tasarım yaklaşımı Tip 212CD'de standart olarak kullanılırken, Tip 214NG için müşteriye özellikle burun bölgesinde “TES Nose” adı altında, Hedef Yankı Şiddeti (Target Echo Strength – TES) azaltımına odaklanan bir seçenek olarak sunuluyor. Bu özellik, sonar kaplamasıyla birlikte kullanıldığında Tip 214NG'ye belirli ölçüde stealth (düşük görünürlük) kabiliyeti kazandırıyor. Burada TES, denizaltının akustik iziyle birlikte sonar tespit edilebilirliği açısından önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Tip 214NG Sınıfı Denizaltılar, akustik iz açısından optimize edilmiş ve pasif sonarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde düşük bir akustik profile sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte, karşı tarafın denizaltıyı tespit etmek amacıyla aktif sonar kullanması durumunda TES kritik bir parametre haline geliyor. Zira aktif sonar sistemlerinde tespit menzili, hedefin geri yansıttığı sonar enerjisinin şiddetiyle doğrudan ilişkilidir. Başka bir ifadeyle, sonar tarafından gönderilen bir darbenin hedeften geri dönerek oluşturduğu yankı, pasif sonar ile tespit mümkün olmadan önce dahi “ilk temas (first contact)” sağlayabilir. Bu nedenle aktif sonar karşısında TES'in azaltılması, denizaltının genel akustik gizliliğinin tamamlayıcı bir unsuru olarak değerlendirilebilir.
Yaklaşık 70 m uzunluğa ve satıhta yaklaşık 2.000 ton deplasmana sahip olan Tip 214NG tasarımında, selefi Tip 214'lerde bulunmayan veya geliştirilen başlıca özellikler şu şekilde sıralanabilir:
- Geliştirilmiş Permasyn® (EVO) Motoru: Düşük devir aralığında minimum gürültü üretimi ve yüksek performans sağlamak üzere optimize edilmiştir. Sistem, yüksek hızlarda dahi düşük gürültü seviyeleri sunacak şekilde geliştirilmiştir.
- MTU 12V4000 Dizel Jeneratörler: Tip 214NG Sınıfında iki adet MTU 12V4000 tipi dizel jeneratör seti kullanılmaktadır. Bu jeneratör setleri, lityum-iyon batarya (LIB) kullanımıyla uyumlu olacak şekilde tasarlanmıştır.
- Lityum-İyon Batarya (LIB) seçeneği: LIB, Tip 214NG için opsiyon olarak sunulmaktadır. P-75I Denizaltılarında batarya seti olarak LiFePO₄ (Lityum Demir Fosfat) veya Hindistan'da üretilecek LIB setlerinin kullanılması beklenmektedir. Kurşun-Asit Bataryaların (LAB) yerine LIB kullanılması, daha yüksek enerji yoğunluğu ve daha yüksek boşalma kapasitesi sayesinde denizaltının sualtı seyir süresinin önemli ölçüde artırılmasına olanak sağlıyor. Daha yüksek boşalma kapasitesi sayesinde maksimum hızda seyir süresinin de 3 ila 4 kat artırılması mümkün hale geliyor.
- FC4G/ASFC tabanlı HBT/AIP Sistemi: Tip 214NG, başlangıçtan itibaren AIP (Hava Bağımsız Tahrik/HBT) denizaltısı olarak tasarlandığı için HBT/AIP teknolojisindeki güncel gelişmelerden yararlanıyor. HDW tarafından geliştirilen Gelişmiş Denizaltı Yakıt Hücresi (ASFC/FC4G) sistemi üç ayrı yakıt hücresi hattından oluşuyor. Her hat, her biri 40 kW kapasiteli iki yakıt hücresi modülünden oluştuğundan, üç hat toplam 3 × 80 kW = 240 kW güç üretiyor. Denizaltı deplasmanının 3,000 tona çıkması durumunda ASFC/FC4G HBT/AIP Sisteminin elektrik üretim kapasitesinin Tip 212CD’de olduğu gibi 320 kW seviyesine çıkarılması gerekecektir.
- Optimize edilmiş pervane: Tip 214NG için özel olarak tasarlanan pervane, hidrodinamik akış özellikleri açısından optimize edilmiştir. Pervane geometrisi, kavitasyon oluşumunu geciktirmek ve geniş bant gürültüsünü azaltmak amacıyla geliştirilmiştir. Aynı zamanda itme dalgalanmalarının azaltılmasıyla akustik iz oluşumunun sınırlandırılması hedeflenmektedir. Pervanenin veya kompozit pervane kanatlarının kaplanmasıyla elektriksel izin (ELFE) de azaltılması mümkün olabilmektedir.
- ORCCA® Savaş Yönetim Sistemi: Modern veri analiz algoritmaları ve operatör farkındalığına odaklanan sadeleştirilmiş HMI (İnsan-Makine Arayüzü) tasarımı sayesinde durumsal farkındalığı artırmaktadır.
- Geliştirilmiş sonar süiti: Tip 214NG, uzatılmış yan dizin sonarı ve çekili dizin sonar sistemlerini entegre ederek, eşdeğer veya daha düşük tonajdaki dizel-elektrikli denizaltılara kıyasla yüksek seviyede akustik sensör performansı sunmaktadır.
Bu çerçevede P-75I için TKMS'nin sunduğu çözümün, Tip 214NG'nin teknolojik altyapısını temel alan ancak Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin 3,000 ton sınıfındaki deplasman ve diğer operasyonel isterlerine göre ölçeklendirilmiş, 212CD'den bazı tasarım/gizlilik özelliklerini de bünyesinde barındıran özgün bir türev tasarım olması daha muhtemel görünüyor. Özellikle P-75I kapsamında talep edilen yüksek yerlilik oranı ve teknoloji transferi, TKMS açısından mevcut bir denizaltının doğrudan teklif edilmesinden ziyade, kanıtlanmış sistem ve alt sistemlerin Hindistan'da üretilecek yeni bir platform üzerinde bir araya getirilmesini gerektirebilir. Bu nedenle P-75I teklifini yalnızca “Tip 214NG” veya “Tip 212CD” olarak tanımlamak yerine, Tip 214NG teknolojilerinden türetilmiş ve Hindistan'ın gereksinimlerine göre büyütülmüş bir tasarım olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Navantia’nın Elenmesiyle TKMS Tek Kaldı
P-75I yarışının son aşamasında TKMS-MDL ile Navantia-L&T ortaklığı karşı karşıya geldi. Hindistan kaynaklı haberlere göre İspanyol tarafının S-80 Plus temelli teklifinin bazı kritik teknolojileri operasyonel bir platform üzerinde gösterememesi, TKMS'nin ise yakıt hücreli HBT/AIP teknolojisi konusunda uzun yıllara dayanan operasyonel tecrübeye sahip olması Alman teklifinin avantajını artırdı.
Böylelikle TKMS-MDL teklifi Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin teknik gereksinimlerini karşılayan tek teklif olarak öne çıktı ve Navantia'nın elenmesiyle Alman-Hint ortaklığı teknik-ticari müzakere aşamasına geçti.
Ocak 2025'te yayımlanan değerlendirmelerde de TKMS'nin Type 214'ün değiştirilmiş bir türevini sunduğu ve teklifin MDL ile ortak yürütüldüğü belirtilmişti. Hindistan tarafının TKMS-MDL teklifini tercih etmesi, Aralık 1981’de Hindistan'ın Type 209 denizaltılarını seçmesinin ardından Alman denizaltı teknolojisine yeniden dönüş anlamına geliyor.
Mart 2026 Takvimi Neden Gerçekleşmedi?
2025 yılı sonunda program için daha iyimser bir takvim ortaya konulmuştu. Hindistan Savunma Bakanlığı yetkilileri, P-75I sözleşmesinin Mart 2026'da sona erecek mali yılın sonuna kadar imzalanmasını hedeflediklerini açıklamıştı. Hindistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Dinesh K. TRIPATHI de Aralık 2025'te bu hedefi doğrulamıştı. Ancak bu hedef gerçekleşmedi.
Gecikmenin temel nedenlerinden biri, P-75I'nin sıradan bir platform tedarik programı olmaktan çok daha kapsamlı bir teknoloji transferi ve yerlileştirme projesi olması. Sözleşme görüşmelerinde yalnızca denizaltıların fiyatı ve üretim takvimi değil; tasarım bilgisine erişim, üretim teknolojilerinin transferi, yerli tedarikçilerin yetkinleştirilmesi, bakım ve modernizasyon kabiliyeti, eğitim, altyapı ve uzun dönemli yedek parça desteği gibi konular da belirleyici durumda.
Haziran 2026'da Hindistan kaynakları, teknoloji transferi paketinin ayrıntılı değerlendirmesinin CCS onayından önceki son büyük aşama olduğunu bildirdi. Değerlendirmenin amacı, Hindistan'ın yalnızca denizaltı üretiminde değil, gelecekte tasarım, bakım, modernizasyon ve yerli üretim kabiliyetlerinde de kalıcı kazanım elde edip etmeyeceğini ortaya koymak.
Dolayısıyla Mart 2026 hedefinin kaçırılması, programın iptal edildiği veya TKMS'nin konumunu kaybettiği anlamına gelmedi. Aksine süreç, teknoloji transferinin kapsamı üzerinde daha ayrıntılı bir değerlendirmeye dönüştü.
Hindistan’da İnşa Edilecek
P-75I'nin Hindistan açısından en önemli boyutlarından biri, altı denizaltının tamamının Hindistan'da inşa edilmesi.
MDL Ana Yüklenici olarak üretim faaliyetlerinin merkezinde yer alırken TKMS teknik destek ve teknoloji sağlayıcısı olarak görev yapacak. TKMS, 2025 sonunda yaptığı açıklamalarda P-75I'nin yalnızca bir üretim lisansı veya montaj programı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Şirketin açıklamalarına göre teknoloji transferinin tasarım, inşa ve bakım alanlarındaki kritik know-how (içselleştirilmiş kazanım)’ı kapsaması hedefleniyor. İlerleyen teknelerde yaratılan katma değerin önemli bölümünün Hindistan'da oluşması ve yerli tedarikçilerin TKMS'nin küresel tedarik zincirine dahil edilmesi planlanıyor.
Bu yaklaşım, Hindistan'ın uzun süredir uyguladığı “Make in India” ve daha geniş kapsamlı “Aatmanirbhar Bharat” politikalarıyla doğrudan örtüşüyor.
TKMS ayrıca Hindistan'ın gelecekte yalnızca kendi Deniz Kuvvetleri için denizaltı üreten bir ülke değil, bölgesel denizaltı bakım, modernizasyon ve potansiyel ihracat merkezi haline gelebileceği değerlendirmesinde bulunuyor. Şirketin planında mühendislik ve tasarım desteğiyle başlayan, üretim altyapısı ve tedarikçi geliştirme faaliyetleriyle genişleyen ve uzun dönemli bakım-modernizasyon kapasitesine uzanan aşamalı bir sanayi modeli bulunuyor.
İlk Denizaltı İçin Yedi Yıl
TKMS'nin Hindistan'daki P-75I programına ilişkin verdiği takvim, sözleşmenin imzalanmasının ardından ilk denizaltının yaklaşık yedi yıl içinde teslim edilmesini öngörüyor.
TKMS Hindistan CEO'su Khalil RAHMAN tarafından Aralık 2025'te verilen bilgilere göre, sözleşmenin imzalanması ve teknik gereksinimlerin erken aşamada dondurulması halinde ilk P-75I Denizaltısının yaklaşık yedi yılda teslim edilmesi mümkün. Kalan beş denizaltının ise düzenli aralıklarla tamamlanarak toplam altı platformun yaklaşık on yıllık bir dönemde hizmete alınması hedefleniyor.
Bununla birlikte, bu takvimin gerçekleşmesi; sözleşmenin zamanında imzalanmasına, tasarım gereksinimlerinin dondurulmasına, MDL ve yerli tedarikçi altyapısının hazırlanmasına ve HBT/AIP, Savaş Yönetim Sistemi (SYS/CMS) ile silahların entegrasyon ve sertifikasyon süreçlerinin zamanında yürütülmesine bağlı.
Bu nedenle sözleşme tarihi kadar, sözleşmenin ardından başlayacak tasarım ve sanayileşme takvimi de P-75I'nin başarısı açısından kritik önem taşıyor.
90.000 Crore Rupilik Stratejik Sipariş
Programın mali büyüklüğüne ilişkin kaynaklarda farklı rakamlar bulunuyor. 2025'teki haberlerde yaklaşık 70.000 crore rupi (7,31 Milyar Dolar) seviyesinde ifade edilen proje bedeli, 2026'da yayımlanan bazı değerlendirmelerde yaklaşık 90.000 crore rupiye (9,4 Milyar Dolar) kadar yükseliyor. Financial Express'in Ağustos 2026 tarihli haberinde ise Antique Stock Broking, P-75I programının değerini yaklaşık 90.000 crore rupi olarak tahmin ediyor. Aynı rapor, programın MDL'nin mevcut sipariş defterini önemli ölçüde büyütebileceğini belirtiyor.
Financial Express'in aktardığı değerlendirmede P-75I'nin yanı sıra MDL için üç ilave denizaltı siparişinin de gündemde olduğu ve bu ilave platformların büyük ölçüde TKMS tasarımını temel alabileceği belirtiliyor. P-75I ile olası üç denizaltı için ilave siparişin toplam değerinin 1,3-1,4 lakh crore rupi (13,58 Milyar Dolar ile 14,62 Milyar Dolar) seviyesine ulaşabileceği öne sürülüyor.
Bu rakamlar henüz kesinleşmiş sözleşme bedelleri olarak değil, piyasa ve analist tahminleri olarak değerlendirilmelidir.
Hindistan İçin Sadece Altı Denizaltıdan Fazlası
P-75I'nin stratejik değeri, altı yeni denizaltının filoya katılmasının çok ötesine geçiyor. Hindistan, Hint Okyanusu'nda Çin Deniz Kuvvetleri'nin artan varlığı ve Pakistan'ın Çin'in desteğiyle yürüttüğü HBT/AIP tahrikli HANGOR Sınıfı Denizaltı Programı ile mevcut denizaltı kapasitesini geliştirmesi karşısında sualtı harbi kabiliyetini güçlendirmek zorunda. Konvansiyonel denizaltılar; uzun süreli gizli devriye, istihbarat-gözetleme-keşif, denizaltı ve suüstü harbi, deniz ulaştırma hatlarının kontrolü ve gerektiğinde kıyıya yönelik uzun menzilli hassas taarruz görevleri açısından Hindistan'ın deniz stratejisinde kritik bir yere sahip.
P-75I ile elde edilmek istenen asıl kazanım ise bu görevleri yerine getirecek altı yeni platformdan ziyade, Hindistan'ın gelecekte kendi denizaltılarını tasarlayabilmesi, üretebilmesi, modernize edebilmesi ve yaşam döngüsü boyunca destekleyebilmesi.
Bu açıdan bakıldığında TKMS ile kurulması planlanan ortaklık, Hindistan'ın denizaltı filosu için bir tedarik sözleşmesinden ziyade uzun vadeli bir sanayi ve teknoloji ortaklığı niteliği taşıyor.
TKMS İçin de Stratejik Bir Dönüm Noktası
P-75I, Hindistan açısından olduğu kadar TKMS açısından da büyük önem taşıyor. Şirket, 2025 yılında Thyssenkrupp bünyesinden ayrılarak bağımsız bir savunma şirketi olarak yeniden yapılanırken güçlü bir uluslararası sipariş portföyüne sahip hale geldi. TKMS'nin Haziran 2025 itibarıyla sipariş defteri 18,5 Milyar Euro seviyesine ulaşmıştı. Kısa süre önce Canadian Patrol Submarine Project (CPSP) kapsamında Kanada Hükümeti tarafından 12 adetlik Tip 212CD Denizaltı tedariki için seçilen TKMS’nin sipariş defteri büyüklüğü Ağustos 2026 itibarıyla 25 Milyar Euro’yu aşmıştır.
Hindistan sözleşmesinin gerçekleşmesi, TKMS'nin Asya'daki konumunu daha da güçlendirecek. Özellikle P-75I kapsamında yalnızca altı denizaltının Hindistan'da inşa edilmesi değil, yerli tedarik zincirinin TKMS ekosistemine dahil edilmesi ve gelecekteki bakım-modernizasyon faaliyetlerinin Hindistan'a taşınması, Alman şirketi açısından uzun vadeli bir pazar oluşturabilir.
TKMS'nin Hindistan'daki ortaklıklarını P-75I ile sınırlamaması da dikkat çekici. Şirket, 2025'te VEM Technologies ile denizaltı silah teknolojileri alanında bir Mutabakat Zaptı imzalarken, 2026 yılının Mart ayında ağır torpido teknolojisinin Hindistan'a transferi ve Hindistan'da ortak üretim için İşbirliği Anlaşması (Teaming Agreement) imzaladı.
Bu gelişmeler, TKMS'nin Hindistan'ı yalnızca denizaltı üretim noktası olarak değil, daha geniş bir denizaltı teknolojileri ve savunma sanayii ekosisteminin merkezi olarak konumlandırmaya çalıştığını gösteriyor.
Sözleşme İçin Son Viraj
P-75I programı bugün, 2025 başındaki kritik seçim kararından farklı bir aşamada bulunuyor. Artık temel soru “Hangi şirket seçilecek?” değil, “TKMS-MDL sözleşmesi ne zaman imzalanacak ve teknoloji transferinin kapsamı ne olacak?” sorusu.
2025 yılında TKMS-MDL ortaklığının öne çıkması, Eylül ayında resmi sözleşme görüşmelerinin başlaması ve 2025 sonunda Mart 2026 hedefinin açıklanması programda önemli ilerleme işaretleri oluşturdu. Mart 2026 hedefinin gerçekleşmemesinin ardından süreç teknoloji transferine ve son hükümet onaylarına odaklandı. Haziran ayında Hindistan kaynakları sözleşmenin Eylül 2026'ya kadar sonuçlandırılabileceğini bildirirken, Ağustos ayında yayımlanan haberler anlaşmanın artık “önümüzdeki haftalar” içerisinde imzalanabileceğine işaret ediyor.
Dolayısıyla P-75I için yeni hedef, yaklaşık 30 yıllık program geçmişinin ardından sözleşme imzasını gerçekleştirmek.
Ancak sözleşmenin imzalanması, Hindistan için hikâyenin sonu olmayacak. Asıl kritik dönem, imzanın ardından başlayacak. Altı denizaltının zamanında inşa edilmesi, yüksek yerlilik oranlarına ulaşılması, TKMS'nin kritik tasarım ve üretim know-how (içselleştirilmiş kazanım)'ının gerçekten Hindistan'a aktarılması ve MDL'nin gelecekte bağımsız olarak platformları modernize edebilecek seviyeye ulaşması, programın nihai başarısını belirleyecek.
P-75I bu nedenle Hindistan Deniz Kuvvetleri'nin filosuna eklenecek altı denizaltıdan çok daha büyük bir anlam taşıyor. Program başarıyla uygulanırsa Hindistan, uzun yıllardır sahip olmadığı bir kabiliyeti yani modern konvansiyonel denizaltıların tasarım, üretim ve yaşam döngüsü yönetimi kabiliyetini yeniden tesis etmiş olacak.
Yaklaşık 30 yıllık gecikmenin ardından P-75I için artık kritik eşik sözleşmenin kendisi değil, sözleşmenin Hindistan'a ne ölçüde gerçek bir denizaltı teknolojisi ve üretim kabiliyeti kazandıracağı olacak.