Lockheed Martin ve Saildrone, Surveyor insansız su üstü aracından JAGM füzesi fırlatarak RIMPAC 2026'da ilk atışı gerçekleştirdi.
- İnsansız su üstü araçlarının füze fırlatma kabiliyetine sahip olması, denizde daha hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edebilme imkanı sunuyor.
- Bu teknolojinin geliştirilmesi, denizde güvenlik ve savunma alanında yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.
- ABD Donanması ve müttefiklerinin insansız su üstü araçlarını daha efektif ve güçlü bir şekilde kullanabilmesine olanak tanıyacak.
Lockheed Martin ve Saildrone, bir Surveyor insansız su üstü aracından AGM 179 – Joint Air-to-Ground Missile (JAGM) füzesi fırlatarak iki atış gerçekleştirdi. Fırlatmalar, ABD Donanması’nın uzaktan kumandalı muharebe sistemi ARES (Adjunct Remote Engagement System) tarafından kontrol edilen bir JAGM çift fırlatıcısı üzerinden yapıldı. Gösteri, USS Theodore Roosevelt (CVN-71) Uçak Gemisi Görev Grubu ile eş güdümlü olarak gerçekleştirildi. Surveyor insansız su üstü aracı, yüksek hızlı bir yüzey aracını simüle eden sahte bir hedeften gelen veriyi işleyerek harekete geçti ve platformun ARES ile birlikte çalışabilirliğini ortaya koydu. Saildrone’a göre bu atışlar, bir Saildrone insansız su üstü aracından yapılan ilk füze fırlatması oldu. Operasyon, ABD Donanması Filo Deneme Programı (FLEX) sponsorluğunda, dünyanın en büyük uluslararası deniz tatbikatı olarak tanımlanan RIMPAC 2026 kapsamında Hawaii açıklarında gerçekleştirildi.
Bu gelişme, denizde güvenlik ve savunma alanında önemli bir avantaj sağlayacak. İnsansız su üstü araçlarının füze fırlatma kabiliyetine sahip olması, denizde daha hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edebilme imkanı sunuyor. Ayrıca, bu teknolojinin geliştirilmesi, denizde güvenlik ve savunma alanında yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.
Tam Metin
Lockheed Martin ve Saildrone, bir Surveyor insansız su üstü aracından AGM 179 – Joint Air-to-Ground Missile (JAGM) füzesi fırlatarak iki atış gerçekleştirdi. Fırlatmalar, ABD Donanması’nın uzaktan kumandalı muharebe sistemi ARES (Adjunct Remote Engagement System) tarafından kontrol edilen bir JAGM çift fırlatıcısı üzerinden yapıldı.
Gösteri, USS Theodore Roosevelt (CVN-71) Uçak Gemisi Görev Grubu ile eş güdümlü olarak gerçekleştirildi. Surveyor insansız su üstü aracı, yüksek hızlı bir yüzey aracını simüle eden sahte bir hedeften gelen veriyi işleyerek harekete geçti ve platformun ARES ile birlikte çalışabilirliğini ortaya koydu. Saildrone’a göre bu atışlar, bir Saildrone insansız su üstü aracından yapılan ilk füze fırlatması oldu.
Operasyon, ABD Donanması Filo Deneme Programı (FLEX) sponsorluğunda, dünyanın en büyük uluslararası deniz tatbikatı olarak tanımlanan RIMPAC 2026 kapsamında Hawaii açıklarında gerçekleştirildi. Aynı çok alanlı etkinlik sırasında ekip, Surveyor insansız su üstü aracı üzerinden pasif bir elektronik harp (EW) kabiliyeti de sergiledi; platform bir MH-60S helikopteriyle birlikte çalışarak sahte bir tehdit radar sistemini tespit etti, sınıflandırdı ve teşhis etti.
Surveyor İnsansız Su Üstü Aracı Altı Ayda Gösteriye Hazırlandı
Saildrone’a göre bu gösteri, Ekim 2025’te kurulan iş birliğinden doğan ve Lockheed Martin ile Saildrone arasında altı ay süren ortak geliştirme çalışmasının sonucu oldu. Lockheed Martin de projenin konsept aşamasından gösteri aşamasına altı ayda geçtiğini, bunun yerleşik kabiliyetleri ticari insansız su üstü araçlarına hızlı biçimde entegre etme kapasitelerini gösterdiğini belirtti.
Saildrone kurucusu ve CEO’su Richard Jenkins, gösteriyi “en güvenilir mühimmatlardan birinin, dünyanın en fazla operasyonel olarak konuşlandırılmış insansız su üstü aracı sınıfıyla eşleştirilmesinin sonucu” olarak nitelendirdi. Jenkins, bu entegrasyonun bugün itibarıyla göreve hazır, kinetik bir kabiliyet sunmasının yanı sıra Mk70 fırlatıcısı gibi daha karmaşık kinetik sistemlerin Saildrone’un daha büyük platformu Spectre’e entegre edilmesi sürecini de hızlandırdığını ve riskini azalttığını söyledi.
Lockheed Martin’de Sensörler, Etkileyiciler ve Görev Sistemleri Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Paul Lemmo ise iki şirketin sanayinin gücünden yararlanarak muharebe için konteynerleştirilmiş kabiliyetlere sahip otonom platformlar sunduğunu belirtti. Lemmo, ihtiyaç öncesinde yeni kabiliyetlere yatırım yapmaya devam edeceklerini ve savunma teknolojilerinin konuşlandırılmasını hızlandırmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Spectre Platformuna Geçiş Planlanıyor
Lockheed Martin, bu gösterinin insansız su üstü araçlarına donanma muharebe sistemlerinin entegre edildiği planlanan testler serisinin ilki olduğunu açıkladı. Sıradaki testler arasında, Lockheed Martin’in Mk 70 fırlatıcısını ve SURTASS çekili dizisini de içeren, çok daha büyük konteynerleştirilmiş kabiliyetleri destekleyecek şekilde tasarlanan yeni Spectre sınıfı yer alıyor.
Saildrone’un paylaştığı verilere göre Spectre, 52 metre (170 fit) uzunluğunda olacak ve tam yük kapasitesiyle yaklaşık 300 ton ağırlığa ulaşacak. Platform 30 knot hıza kadar çıkabilecek. Gizli bir yük güvertesine sahip olan Spectre, beş adet 20 fitlik veya iki adet 40 fitlik konteyner taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Aracın, Saildrone’un patentli kanadı (Wing) ile ya da bu kanat olmadan üretilen iki varyantı bulunuyor; bu da akustik açıdan hassas görevler için sessiz geçişler ile yüksek hızlı kinetik saldırılar için düşük profil arasında seçenek sunuyor. Spectre’in ilk örneği inşa halinde.


Surveyor İnsansız Su Üstü Aracı ve JAGM Füzesi Kabiliyeti
Surveyor insansız su üstü aracı, sürekli deniz istihbaratı, gözetleme ve keşif (ISR), derin okyanus haritalaması ve dağıtık, uzun dayanıklılıklı güç projeksiyonu gibi küresel görevler için tasarlanan çok görevli bir platform. 20 metre (66 fit) uzunluğundaki Surveyor, dünyanın en zorlu ortamlarında otonom olarak çalışabiliyor ve aylarca görevde kalabiliyor. Platform, radar, EO/IR, makine öğrenmesi tabanlı tespit, pasif akustik ve AIS kullanarak sürekli durumsal farkındalık sağlıyor; bu sistemler artık yeni entegre edilen JAGM çift fırlatıcısıyla birlikte çalışıyor.
Lockheed Martin’in açıklamasına göre JAGM füzesi, çift modlu arayıcı başlığıyla (SAL+MMW) hava, deniz ve kara alanlarında her hava koşulunda insansız hava aracı savunma (C-UAS) kabiliyeti sunuyor. Şirket, sistemin gerçek dünya koşullarında tutarlı ve yüksek güvenilirlikli performans gösterdiğini belirtti.