Çin

Japonya-Çin İlişkilerindeki Çıkmaz Aşılabilecek mi?

Japonya Başbakanı Takaichi Sanae'nin 7 Kasım 2025'teki açıklamalarından bu yana Japonya-Çin ilişkileri derinleşen bir kriz içinde ve normale dönüşe dair bir işaret yok. 2026 Kasım'ındaki APEC zirvesinde Takaichi ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in katılımı beklense de, ikili bir görüşme gerçekleşme ihtimali oldukça düşük. 2027 sonbaharında Çin Komünist Partisi Ulusal Kongresi'nde beklenen personel değişiklikleri öncesinde ilişkilerde köklü bir dönüşüm beklenmiyor. Aksine, Çin'in dış politika yapısı, ABD-Çin ve Japonya-Çin ilişkileri dinamikleri göz önüne alındığında, mevcut gerilimin 'yeni normal' haline gelmesi gerçekçi bir senaryo.

Japonya-Çin İlişkilerindeki Çıkmaz Aşılabilecek mi?

Japonya Başbakanı Takaichi Sanae'nin 7 Kasım 2025'teki açıklamalarından bu yana Japonya-Çin ilişkileri giderek kötüleşiyor ve normale dönüşe dair herhangi bir işaret görünmüyor. Kasım 2026'da düzenlenecek APEC zirvesinde Takaichi ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in katılımı öngörülse de, iki lider arasında gerçekleşecek gerçek bir ikili görüşme ihtimali son derece düşük.

2027 sonbaharında Çin Komünist Partisi Ulusal Kongresi'nde beklenen personel değişiklikleri tamamlanana kadar Japonya-Çin ilişkilerinde dramatik bir değişim yaşanması beklenmiyor. Aksine, Çin'in dış politika yapısı, ABD-Çin ilişkileri ve Japonya-Çin dinamikleri dikkate alındığında, mevcut kötüleşmenin kalıcı bir 'yeni normal' haline gelmesi gerçekçi bir olasılık. Komşularıyla istikrarlı ilişkiler ve güvenli bir stratejik ortam arzulayan Japonya için bu, zorlu bir gerçeklik olsa da; bu yeni normalin kabul edilmesi ve durumun yönetilerek daha fazla kötüleşmenin önüne geçilmesi, şu an için daha temkinli ve akıllıca bir yol olarak öne çıkıyor.

Çin'in dış politikasının temel itici gücü, 2049 yılına kadar 'Çin ulusunun büyük canlanmasını' gerçekleştirmek ve dolaylı olarak ABD ile yarışarak onu yakalamaktır; 2035 yılı ise bu süreç için belirlenen ara hedef olarak öngörülmektedir. Pekin, ABD merkezli dünya düzenine karşı çıkıyor, Batı değerlerine ve ABD önderliğindeki güvenlik yaklaşımına eleştirel bir tavır takınırken, Birleşmiş Milletler Şartı (en azından Pekin'in yorumu çerçevesinde), uluslararası hukuk ve BM ile onun yan kuruluşlarını desteklediğini belirtiyor. Çin, 'yeni tip uluslararası ilişkiler' gibi kavramlara dayalı olarak bağımsız bir uluslararası düzen inşa edeceğini ifade ediyor. Çin perspektifinden bakıldığında, küresel çatışmanın merkez ekseni gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındadır. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde, ABD'nin müttefiki olan Japonya, yapısal eleştirilerin hedefi haline gelmektedir; Japonya, dünyanın en fazla sayıda ABD askerini barındıran ülke olarak ABD'nin askeri bir ana üssü görevi görmektedir.