Hava

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. Yıl Dönümü Kutlandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlandı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Atatürk Anıtı'na çelenk koydu ve bir konuşma yaptı.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. Yıl Dönümü Kutlandı

Türkiye’nin “Garantörlük Hakları” kapsamında 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı’nın (Mutlu Barış Harekâtı) 52’nci yıl dönümünde “20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde törenlerle kutlandı.

İlk tören, Başkent Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı önünde yapıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Atatürk Anıtı’na çelenk koydu; saygı duruşu ve İstiklâl Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, Anıt Özel Defteri’ni imzaladı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Defter’e şunları yazdı:

Aziz Atatürk;

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52’nci yılında sizi bir kez daha sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. İlke ve inkılaplarınızı ilk günden içtenlikle benimsemiş olan Kıbrıs Türk halkı, demokrasiye ve hukuka bağlılığını kararlılıkla sürdürüyor. İlke ve devrimleriniz Kıbrıs Türk halkının özgürlük, eşitlik ve kendi kendini yönetme mücadelesine ilham olmuştur. Akıl ve bilimin rehberliğinde çizdiğiniz yolda Kıbrıs Türk halkı, geleceğe güvenle ve kararlılıkla yürümeye devam edecektir. Barışı, adaleti, demokrasiyi ve insan onurunu korumak, bizlere bıraktığınız en değerli miras ve en önemli sorumluluklardan biridir. Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyor, sizi sonsuz minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhunuz şad olsun.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52’nci yıldönümü dolayısıyla Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda resmî geçit töreni düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, T.C. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, T.C. Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli,  milletvekilleri, askeri erkân, kurum, kuruluş, dernek temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

Törende, konuk olarak bazı siyasi parti temsilcileri, Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen heyetler de yer aldı.

İstiklal Marşı ve bayrakların göndere çekilmesiyle başlayan tören, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın tören birliklerini denetleyip, halkın bayramını kutlamasıyla devam etti.

Karşılıklı mesaj teatisinin ardından Yavuz Çıkarma Plajı’ndan sporcu gençler tarafından tören alanına getirilen bayrakların Cumhurbaşkanı Erhürman’a sunulmasının ardından konuşmalara geçildi.

Törende, bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı’nın üzerinden 52 yıl geçtiğini belirterek, “Kimileri Kıbrıs’ta ‘sorun’un bu tarihten başladığını anlatıyor durmadan. Oysa 1963’te, 1963-1974 arası da, 15 Temmuz 1974 de var bu adanın tarihinde…” dedi.

Kıbrıs’ta Yunan Cuntasının 15 Temmuz 1974’te Yaptığı Darbe, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki Darbe Girişimi!

Faşist Yunan Cuntası’nın Kıbrıs’taki uzantılarıyla birlikte adanın Yunanistan’a bağlanması için gerçekleştirdiği darbenin tarihidir 15 Temmuz 1974” diyen Erhürman, garantör ülke Türkiye’nin Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıslı Türk mücahitlerle birlikte gerçekleştirdiği Barış Harekâtı olmasaydı, darbeyi gerçekleştiren Cunta’nın Kıbrıslı Türklere, hatta “Hain” olarak niteledikleri Kıbrıslı Rumlara da neler yaşatacağının aşikâr olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmuş olmasının da aslında “Tarihi algılar üzerinden değil, olgular üzerinden” okumak isteyenler açısından bir gösterge olduğunu belirterek “Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1977-1979 Denktaş-Makarios, Denktaş-Kiprianu anlaşmalarının çerçevesi içindeydi. Hatta çerçevenin çizilmesindeki ana unsurlardan biriydi.” dedi.

Tarihi, olgulardan ve gerçeklerden uzaklaşarak, algılar üzerinden yazmaya çalışmanın nafile bir çaba olduğunu söyleyen Erhürman, tarihi bilmenin ve geleceği şekillendirirken bu bilgiden yararlanmanın şart olduğunu dile getirdi.

Erhürman, “Ne tarihi öğrenip öğretmekten, ne de geleceği şekillendirme çabasından ve ileriye bakmaktan vazgeçilmelidir.” dedi.

“Kıbrıs Türk Halkı, Bu Ada’da İki Eşit Kurucu Ortaktan Biridir”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman

Kıbrıs Türk halkının on yıllardır çok açık bir şeyi dile getirdiğini belirten Erhürman, “Bu halk bu adada iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adanın asli unsuru, eşit sahibidir. Azınlık değildir ve hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Tarihi bilmekte, yaşanan acıları dün gibi hatırlamakta ama çocuklarının geleceği için iyi niyetle çaba göstermekten de asla kaçınmamaktadır.” diye konuştu.

Erhürman, bu çabanın çok sayıda örneği bulunduğunu belirterek, dünyada hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği şekilde en üst noktalarına 2004 Annan Planı referandumlarında ve 2017 Crans-Montana Konferansı’nda ulaşıldığını ifade etti.

“Bu Halk Bu Ada’da Hep Vardır, Görmezden Gelinmeyi ve Yok Sayılmayı Kabullenmeyecektir”

Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk halkının talebinin net olduğunu dile getirerek, halkın hiçbir koşulda bu ada üzerindeki haklarından, eşitlikten ve güvenlikten vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Bu halk hiçbir koşulda çocuklarının dünyayla buluşmasının engellenmesine, dünyadan izole edilmesine razı değildir, olmayacaktır.” diyen Erhürman, halkın bu Ada’da hep var olduğunu ve görmezden gelinmeyi ve yok sayılmayı kabullenmeyeceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, 2004 referandumlarının sonrasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi tarafından yapılan, Kıbrıslı Türklerin “Evet” oyundan sonra onlar üzerindeki izolasyonun kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklamaların da hafızalarda yer aldığını söyledi.

Erhürman, “O açıklamaları çok iyi hatırlayanlar, bilenler olarak bizler için, son zamanlarda sergilenen ‘kuzeye delikten bakma ritüelleri’, Kıbrıslı Türk kayıpları yok sayma girişimleri, tek yanlı, tarafgir tutumlar ve kararlar, tam da bugünü ve geleceği şekillendirirken hep birlikte ders çıkarmamız gereken olgulardır.” ifadelerine yer verdi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ Sözü Şiarımızdır

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının bütün bunlara rağmen çözüm iradesini açıkça ortaya koymaya devam ettiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, sözlerini şöyle sürdürdü:

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yurtta barış dünyada barış’ sözü şiarımızdır. Savaşlar yaşamış, şehitler, kayıplar vermiş bir halk olarak savaşın, çatışmanın ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdeniz. Gazze’de, İran’da, dünyanın neresinde olursa olsun, ölen, yaralanan, aç kalan, ilaca, doktora ulaşamayan, ailesini kaybeden her çocuk bizim çocuğumuzdur; acısı acımızdır. Onun içindir ki bu adada da, bölgede de, dünyada da kalıcı barış ve istikrar hedefimizdir.”

Cumhurbaşkanı Erhürman, halkın çözüm iradesini bugün bir kez daha dünyaya anlattıklarını belirterek, “Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istiyoruz.” dedi.

İleriye baktıklarını ancak daha önce yaşananları unutmadan hareket ettiklerini belirten Erhürman, “Onun içindir ki, BM Genel Sekreteri Guterres’in dediği gibi, ‘bir daha deneyeceksek bu defa farklı olmalı’ diyoruz. Ve müzakereler tarihinden çıkardığımız derslerle, gelin önce güveni artıracak ciddi bazı adımlar atalım, sonra oyun başlamadan oyunun kurallarını belirleyelim, hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yaşanmamış gibi kaldığımız yerden başlayalım deyip, yeni bir hayal kırıklığına yol açmayalım’ diyoruz.” diye konuştu.

Müzakere Olsun Diye Müzakere, 5+1 Olsun Diye 5+1 İstemiyoruz

Cumhurbaşkanı Erhürman, artık “Müzakere olsun diye müzakere”, “5+1 olsun diye 5+1” istemediklerini söyleyerek, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in söylediği gibi sonuç odaklı olunması ve Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi doğrultusunda sonuç alınmasının gerektiğini belirtti.

“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, ‘1963’ten bu yana devam eden Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak istiyoruz.” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erhürman, çözüm iradelerinin ortada olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

On yıllardır müzakereler ve görüşmeler devam ederken, çözüme bizden kaynaklanmayan sebeplerle ulaşmak mümkün olmamış ve bu bütün dünya tarafından görülmüşken, halkımızın, çocuklarımızın dünyayla buluşma hakkının engellenmesine, izolasyona tabi tutulmasına sessiz kalıp nesillerin haklarını çözüm sonrasına erteleme yaklaşımını kimse bizden beklemesin. Kimse, ‘izolasyon hafifletilir veya kaldırılırsa Kıbrıslı Türkler çözüm iradesinden vazgeçer’ yalanının arkasına saklanmasın.

Cumhurbaşkanı; sporcuların, iş insanlarının, bilim insanlarının, sanatçıların ve çocukların haklarını kullanmasının belirsiz bir geleceğe havale edilemeyeceğini belirterek, şunları kaydetti:

Çocuklarımızın haklarının ana veya babalarının doğum yeri, hatta evlendikleri yer gerekçe gösterilerek ihlal edilmesine, bu topraklarda doğan çocukların ayrımcılığa tabi tutulmasına, dolaşım özgürlüklerinin engellenmesine, Kıbrıs sorununun bizden kaynaklanmayan sebeplerle çözülmemiş olması dolayısıyla tam olarak çözülemeyen mülkiyet sorununun faturasının hem de hürriyeti bağlayıcı cezalarla tek tek bireylere kesilmeye kalkılmasına sessiz kalmamızı kimse bizden beklemesin.

Bu Süreci, Türkiye Cumhuriyeti ile İstişare ve Tam Bir Koordinasyon İçinde Yürütüyoruz

Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm istediğini vurgulayarak, bunun için samimiyetle uğraş verdiklerini dile getirdi.

Hep söylediğimiz gibi, bu süreci Türkiye Cumhuriyeti ile istişare ve tam bir koordinasyon içinde yürütüyor ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in çabalarını ciddiyetle destekliyoruz.” diyen Erhürman, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle çözüme ulaşılamayan koşullarda çözümsüzlüğün faturasını halka ve çocuklara ödetilmesini de en sert biçimde reddettiklerini vurguladı.

Çok Zorlu Koşullarda Öz Güvenimizi Asla Yitirmedik

Cumhurbaşkanı Erhürman, 20 Temmuz 1974’ün üzerinden 52, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kuruluşunun üzerinden 51, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun üzerinden 43 yıl geçtiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erhürman, şöyle devam etti:

Hayatım boyunca ‘bu memleketten bir şey olmaz’, ‘biz bir şey yapamayız’ diyenlerden olmadım. Bizim çok güzel bir ülkemiz ve dünya standartlarında yetişmiş, çok iyi eğitim almış çok sayıda insanımız var. Çocuklarımızın, gençlerimizin, sporcularımızın, bilim insanlarımızın, sanat insanlarımızın, iş insanlarımızın gerek burada, gerek dünyada elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz. Ülkemizin ve beşeri sermayemizin sağladığı olanaklarla, potansiyelle bugüne kadar yaptıklarımızdan çok daha iyisini yapabileceğimize inancım ve güvenim tam. Biz bu topraklarda bugünkünden çok daha kötü koşullarda var olduk. Çok zorlu koşullarda öz güvenimizi asla yitirmedik. Bugün de yitirmemizi gerektiren hiçbir şey yok. Adaleti, liyakati öne çıkararak ve çok çalışarak varlığımızı çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacağımızdan, çocuklarımıza devraldığımızdan daha güzel bir ülkeyi miras bırakabileceğimizden zerre şüphem yok. Unutulmasın ki bu, hem bu topraklarda en zor koşullarda var oluş mücadelesi veren büyüklerimize, hem de her şeyin en güzelini hak eden çocuklarımıza borcumuzdur.”

Cumhurbaşkanı Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutlayarak, Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, tüm şehitleri ve hayatta olmayan gazileri rahmet ve minnetle andı; hayatta olan gazilere sağlıklı ve uzun ömürler diledi.

Erhürman, “Buradan, bütün dünya duysun diye bir kez daha dillendiriyorum. Kıbrıs Türk halkı olarak biz, bu adada hep vardık, bugün varız, yarın da çok daha güçlü bir şekilde var olmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz

T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da törendeki konuşmasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hükûmetin ve Türk milletinin selam ve tebriklerini iletti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da konuşmasının başında, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin tarihine altın harflerle yazılan, Kıbrıs Türk halkını huzura, emniyete ve özgürlüğe kavuşturan Barış Harekâtının 52’nci yıl dönümü vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. 20 Temmuz Barış Ve Özgürlük Bayramınızı en ten dileklerimle kutluyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve tebriklerini ileten Yılmaz,

Kıbrıs Türk halkının hürriyet mücadelesi için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, Mehmetçik ve Mücahitlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, kahraman Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyor, hepsine şükranlarımı sunuyor, Kıbrıs Barış Harekânın icrasında yüksek sorumluluk üstlenen, dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı merhum Necmettiin Erbakan’ı, merhum Alparslan Türkeş’i ve emeği geçen diğer tüm devlet ricalini rahmet ve minnetle yad ediyor; Kıbrıs Türklerini üstün liderlikleriyle bir araya getiren, onlara dirayet ve cesaret aşılayan Büyük Türk Milletinin aziz evlatları merhum Doktor Fazıl Küçük ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ı hürmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.” diye konuştu.

Yılmaz, bu isimlerin öncülük ettiği varoluş mücadelesinin 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin kararlı müdahalesiyle taçlandığını ve tam bir zafere ulaşıldığını ifade ederek, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı ile 1960 Garanti Antlaşması’nın garantörlere yüklediği tarihi, hukuki ve insani sorumluluğu yerine getirdiğinin altını çizdi.

Bu harekâtla Kıbrıs Türkü’nün 1963-1974 yılları arasında yaşadığı 11 yıllık zulüm ve çile döneminin sona erdiğini kaydeden Yılmaz, “Kardeşlerimizin, kendi vatanlarında huzur ve güven içinde yaşayabileceği şartlar tesis edilmiştir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu harekât sadece Türklere değil, Rumlara da tüm Ada’ya barış ve huzur getirmiştir. Barış harekâtının üzerinden geçen 52 yıl, Türkiye’nin müdahalesinin haklılığını ve garantörlüğünün Kıbrıs’ın huzuru açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koymuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığı, Ada’da yarım asrı aşan barış ve istikrarı oluşturmuş, bu zeminde tüm Ada, kalkınma ve demokrasi yolunda ilerlemiştir. Askerlerimizin varlığı aynı zamanda Doğu Akdeniz’in barış ve esenliğine de büyük katkı vermiştir. Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozan ve iki halk arasına düşmanlık tohumları eken taraf hiçbir zaman Kıbrıs Türkleri olmamıştır. Kıbrıs Türkü’nü ortadan kaldırarak Ada’nın tamamına hâkim olmayı amaçlayan girişimler, Barış Harekâtı’yla engellenmiştir.”

Cevdet Yılmaz, tüm bunlara karşın Rum Yönetimi’nin bölgede yaşanan son dönemdeki gerilimleri fırsata çevirerek Kıbrıs’ı yeni askerî oluşumların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin faaliyetlerini son derece yakından ve dikkatli bir şekilde izlediklerini belirtti.

Rum lobisinin Avrupa kurumlarını istismar ederek yürüttüğü dezenformasyon girişimlerini de bir kez daha kınıyor ve yok hükmünde gördüğümüzü ifade etmek istiyorum.” diyen Yılmaz, şu hususlara vurgu yaptı:
Dün silah zoruyla yapamadıklarını, bugün Doğu Akdeniz’de kurulan ittifaklar ve tarihi gerçekleri ters yüz etmeye yönelik dezenformasyon girişimleri üzerinden gerçekleştirebileceklerini sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Kıbrıs’ın, bölgesel rekabetlerin merkezine çekilmesi, taraflardan hiçbirine güvenlik sağlamayacak, yıllardır korunan istikrarı tehlikeye atacaktır. Türkiye’nin yer almadığı, Kıbrıs Türkü’nün haklarının ve Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarımızın yok sayıldığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağı bilinmelidir. Anavatan ve Garantör Türkiye, Kıbrıs Türkünün kendi devletinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olmuştur ve yanında olmaya devam edecektir. Kıymetli misafirler uzun yıllardır devam eden müzakereler, Rum tarafının, yönetimi ve zenginlikleri paylaşmaya, Kıbrıs Türkünü eşit ortak olarak kabul etmeye yanaşmaması nedeniyle sonuçsuz kalmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs Türkünü yok sayan kararları ve Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesi, çözümsüzlüğü besleyen bu yaklaşımı daha da güçlendirmiştir. Kendi prensiplerini çiğneme pahasına Rum kesimini tam üye kabul eden Avrupa Birliği, sorunun adil bir tarafı olma vasfını yitirmiştir. Barış için üzerine düşeni yerine getiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı ise haksız izolasyonlara ve ambargolara maruz bırakılmıştır. Aynı sonuçsuz tartışmalarla daha fazla zaman kaybetmek istemiyor, enerjimizi Kıbrıs Türkünün geleceğine yöneltmek istiyoruz. Sahadaki gerçeklere gözlerini kapayan hiçbir çabanın başarılı olma şansı yoktur. Uluslararası toplum, Kıbrıs Türkünün Rumlar kadar bu toprakların sahibi olduğunu artık kabul etmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güçlü kurumları ve köklü demokrasi kültürüyle 43 yıldır varlığını kararlılıkla sürdürmektedir. Kıbrıs’ta 2 ayrı halkın, 2 ayrı demokrasinin ve 2 ayrı devletin varlığına dayanan bir iş birliği zemini oluşturulması, bölgesel barışa ve istikrara önemli katkı sağlayacaktır. Kıbrıs Türkünü azınlık statüsüne indirgeyen ve geleceğini Rum tarafının iradesine bırakan yaklaşımlar ise çözüm üretmeyecektir. Adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün yolu, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesinden geçmektedir. Uluslararası toplumu Kıbrıs Türkünün sesini duymaya, iradesine saygı göstermeye ve uzun yıllardır devam eden insanlık dışı izolasyonlara son vermeye bir kez daha davet ediyorum.”

Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törenlerin ardından Anma Programı başladı.

İlk tören, Girne yakınlarındaki Boğaz Şehitliği’nde yapıldı.

Törende, Şehitliğe çelenkler sunuldu.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın anıta çelenk sunmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, saygı atışı yapıldı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Tören, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalamasıyla tamamlandı.

Cumhurbaşkanı Erhürman, daha sonra Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Anıt Mezarı’nda düzenlenen törene katıldı.

Burada anıta çelenk sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu ve Cumhurbaşkanı Erhürman Anıt Özel Defteri’ni imzaladı.

Anma programı, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın Anıt Mezarı’nda düzenlenen törenle devam etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın anıta çelenk sunmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Tören, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalamasıyla sona erdi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığında bir resepsiyon verdi.

Kaynak: Savunma Sanayi Org · Yayın: 24 Temmuz 2026