Türkiye, Mavi Vatan kapsamında ilk kez iki deniz millî parkı ilan etti; Yunanistan, kararların hukuka aykırı olduğunu savunarak itiraz etti.
- Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de toplam 23 bin 448,17 kilometrekarelik deniz alanı koruma statüsüne alındı.
- Kararlar, 16 Ağustos 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi; Türkiye'de Millî Parklar Kanunu kapsamında ilk deniz millî parkları olma özelliği taşıyor.
- Yunanistan, parkların açık deniz alanlarına ve kendi kıta sahanlığına uzandığını öne sürerek kararların hukuki sonuç doğurmayacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı 11626 ve 11627 sayılı kararlarla Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı (21 bin 706,03 km²) ve Kuzey Ege Deniz Millî Parkı (1.742,14 km²) kuruldu. Toplam 2 milyon 344 bin 817 hektarlık alan koruma altına alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, bu alanların denizel biyolojik çeşitliliğin korunması, hassas türlerin izlenmesi ve sürdürülebilir kullanım için önemli olduğunu vurguladı. Parkların sınırları, Cumhurbaşkanı kararlarına eklenen haritalar ve koordinat listeleriyle belirlendi; balıkçılık, turizm ve diğer faaliyetler için yönetim planları hazırlanacak.
Parkların belirlenmesinde Türkiye'nin 16 Nisan 2025'te ilan ettiği ve 12 Haziran 2025'te UNESCO Hükûmetlerarası Oşinografi Komisyonu nezdinde tescil edilen Deniz Mekânsal Planlama Haritası esas alındı. Bu harita, 2 Ağustos 2025'te söz konusu alanları 'Deniz Koruma Alanı' olarak kaydetmişti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, kararların tek taraflı olduğunu ve uluslararası hukukta geçerliliği bulunmadığını savundu; ayrıca kendi ilan ettiği parkların yalnızca kara suları içinde kaldığını belirtti. Ankara ise Ege'de adaların kıta sahanlığı olamayacağını ve hakkaniyet ilkesine göre orta hat çizilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu gelişme, Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını yeniden gündeme getirirken, çevresel koruma ile egemenlik haklarının iç içe geçtiği bir alanda önemli bir adım olarak öne çıkıyor. İki ülke arasındaki diyaloğun sürmesi, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gerilimin yönetilmesi açısından kritik görünüyor.
Tam Metin
Türkiye’nin Mavi Vatan kapsamındaki deniz alanlarında ilk kez millî park ilan etmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’de yeni bir diplomatik tartışma başlattı. Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de toplam 23 bin 448,17 kilometrekarelik iki deniz alanını koruma statüsüne alan Ankara’nın kararına Yunanistan itiraz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı 11626 ve 11627 sayılı kararlar, 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı ile Kuzey Ege Deniz Millî Parkı kuruldu.
Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, söz konusu alanların Türkiye’de Millî Parklar Kanunu kapsamında ilan edilen ilk deniz millî parkları olduğunu açıkladı.
Karar çevrenin ve deniz ekosisteminin korunmasına yönelik hukuki bir düzenleme niteliği taşırken, alanların konumu nedeniyle Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının da gündemine girdi.
Mavi Vatan’da 2,34 milyon hektar korumaya alındı
Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı, Muğla’nın Fethiye ilçesi ile Antalya’nın Kaş ilçesi açıklarında bulunan 21 bin 706,03 kilometrekarelik deniz alanını kapsıyor. Kuzey Ege Deniz Millî Parkı ise Çanakkale ve Tekirdağ açıklarında belirlenen 1.742,14 kilometrekarelik sahadan oluşuyor.
İki parkla birlikte toplam 2 milyon 344 bin 817 hektarlık deniz alanına millî park statüsü verildi. Alanların sınırları, Cumhurbaşkanı kararlarına eklenen haritalar ve koordinat listeleriyle belirlendi.

Yeni statüyle denizel biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınması, hassas türlerin korunması, ekosistemdeki değişikliklerin izlenmesi ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir biçimde kullanılması hedefleniyor.
Fethiye-Kaş bölgesi; Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları, deniz memelileri ve deniz çayırları bakımından önemli yaşam alanlarını barındırıyor. Kuzey Ege ise Karadeniz ve Akdeniz arasındaki canlı geçişleri ile denizel biyoçeşitlilik açısından önem taşıyor.

Deniz millî parkı ilanı, bu alanlardaki bütün faaliyetlerin doğrudan yasaklanması anlamına gelmiyor. Balıkçılık, turizm, dalış, deniz taşımacılığı ve diğer faaliyetlere ilişkin kurallar, hazırlanacak yönetim planları ve koruma-kullanma esaslarıyla belirlenecek.
İki yeni parkın ilan edilmesiyle Türkiye’deki millî park sayısı 52’ye, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen korunan alan sayısı ise 698’e yükseldi.
Deniz Mekânsal Planlama Haritası temel alındı
Parkların belirlenmesinde Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlama Haritası önemli bir dayanak oluşturdu. Ankara, bu haritayı 16 Nisan 2025’te ilan etmiş, çalışma 12 Haziran 2025’te UNESCO Hükûmetlerarası Oşinografi Komisyonu nezdinde kayıt altına alınmıştı.
Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’deki sahalar, 2 Ağustos 2025’te Deniz Mekânsal Planlama Haritası’na “Deniz Koruma Alanı” olarak eklenmişti. Cumhurbaşkanı kararlarıyla bu bölgeler, 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu kapsamında koruma statüsüne kavuştu.

Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlama Haritası, proje ve kullanım alanlarının planlanmasına yönelik bir çalışma niteliği taşıyor. Haritadaki gösterimler ile deniz millî parkı kararları, Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı ve deniz yetki alanı uyuşmazlıklarını tek başına sonuçlandırmıyor.
Bununla birlikte kararlar, Ankara’nın Ege ve Doğu Akdeniz’de çevresel koruma ile deniz alanlarının düzenlenmesine yönelik kendi uygulamalarını hayata geçirmesi bakımından önem taşıyor.
Yunanistan kararı “hukuka aykırı” olarak nitelendirdi
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin iki deniz millî parkı ilan etmesinin ardından yayımladığı açıklamada karara itiraz etti.
Atina, parkların Türk kara sularının ötesindeki açık deniz alanlarına ve Yunanistan’ın kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği bölgelere uzandığını öne sürdü. Açıklamada, bir devletin ulusal yetki alanı dışında tek taraflı olarak deniz koruma alanı oluşturamayacağı savunuldu.

Yunanistan, Türkiye’nin kararlarının açık denizler ve Yunan kıta sahanlığı üzerindeki hakları bakımından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını ileri sürdü. Atina ayrıca kararların “oldubitti” yaratamayacağını ve uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları etkileyemeyeceğini belirtti.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, kendi ülkesinin İyon Denizi ve Ege Denizi’nde ilan ettiği parkların yalnızca Yunan kara suları içerisinde kaldığını savundu. Türkiye’nin girişiminin iyi komşuluk ilişkilerine katkı sağlamadığını öne süren Bakanlık, Yunanistan’ın egemenlik haklarını korumayı sürdüreceğini bildirdi.
Ankara daha önce tek taraflı adımlara karşı çıkmıştı
Yunanistan, 21 Temmuz 2025’te biri Ege Denizi’nde, diğeri İyon Denizi’nde olmak üzere iki deniz parkının sınırlarını açıklamıştı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Yunanistan’ın Ege’deki deniz parkı girişiminin, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi oluşumlar dâhil olmak üzere iki ülke arasındaki bağlantılı Ege sorunları açısından hukuki sonuç doğurmayacağını açıklamıştı.

Ankara, Ege ve Akdeniz gibi kapalı veya yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştı. Uluslararası deniz hukukunun çevre konuları da dâhil olmak üzere kıyıdaş devletler arasında iş birliğini teşvik ettiğini belirten Türkiye, Yunanistan ile diyaloğa hazır olduğunu bildirmişti.
Türkiye aynı açıklamada, deniz çevresinin korunmasına yönelik kendi projelerini ilan edeceğini duyurmuştu. Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege deniz millî parklarının kurulmasıyla bu plan, Millî Parklar Kanunu kapsamında uygulamaya geçirildi.
Çevresel koruma ile deniz yetki alanı tartışması iç içe geçti
Türkiye, kararların denizel biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanım amacı taşıdığını belirtiyor. Yunanistan ise parkların sınırlarının kendi kıta sahanlığı iddialarıyla çakıştığını öne sürüyor.
Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde kara suları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge ve bazı coğrafi oluşumların statüsü konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. İki ülke arasında bu alanları bütünüyle sınırlandıran bir deniz yetki anlaşması bulunmuyor.
Yeni deniz millî parklarının ilan edilmesi, Mavi Vatan’daki çevresel koruma faaliyetlerine hukuki ve idari bir çerçeve kazandırırken, Ankara ile Atina arasındaki deniz yetki alanı tartışmalarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Kaynak: Tabya Dijital