NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi’ne katılmak üzere Ankara’ya geldi.
Rutte’yi, Etimesgut Askerî Havaalanı’nda Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, askerî törenle karşıladı.

Rutte ve Görgün, burada bir süre sohbet etti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Zirve öncesi basın toplantısı için Zirve’nin yapılacağı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde uluslararası basın mensuplarının karşısına geçti.

Rutte, konuşmasına, “Öncelikle, bizi bu harika mekânda ağırladıkları için Başkan Erdoğan ve ekibine teşekkür etmek isterim. Özellikle, Türk ev sahiplerimizin bize gösterdiği misafirperverlikten gerçekten etkilendim.” sözleriyle başladı.
NATO liderlerinin, ittifakın güçlendirilmesinin aciliyeti konusunda hemfikir olduklarını ve 2035’e kadar savunmaya Gayri Safi Yurt içi Hasılalarının (GSYİH) %5’ini ayırmayı taahhüt ettiklerini hatırlatan Rutte, “ve şimdi, sadece bir yıl sonra, Ankara’da dönüşümlü ilerleme görüyoruz.” dedi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, %5 hedefine ulaşmaları için ülkelerden net, somut ve güvenilir planlar sunmalarını beklediğini kaydetti.
Yıllarca yetersiz yatırımların ardından şimdi gerçek yetenekler üretildiğine dikkat çeken Rutte, Avrupalı müttefikler ile Kanada’nın, ABD ile savunma harcamalarını eşitleme yolunda olduğunu belirtti.
Rutte, şöyle devam etti:

“Ve sadece bu değil, NATO’nun komuta ve kontrol yapısında daha fazla liderlik üstleniyorlar, konvansiyonel savunmada öne çıkıyorlar, Baltık bölgesi ve Arktik’in tüm doğu kanadı dahil olmak üzere savunmada caydırıcılığı güçlendirme çabalarını artırıyorlar ve Ukrayna’ya desteğe öncülük ediyorlar. Tüm bunlar, gerçek bir zihniyet değişikliğinin kanıtı. Daha güçlü bir Avrupa ve daha güçlü bir NATO.”
Mark Rutte, parayı füzelere, mühimmata ve gelebilecek saldırılara karşı koyma gücüne dönüştürdüklerini vurguladı ve aynı zamanda ulusal savunma sanayi yapılarını da güçlendirdiklerini ifade etti.
Yarın (07.7.2026) ATO Congresium’da yapılacak olan NATO Savunma Sanayi Forumu’na da dikkat çeken NATO Genel Sekreteri, “Burası hepimiz için bir gösteri platformu olacak, güçlü ve güvenilir savunma yapılarımızı ortaya koyacağımız bir gösteri olacak. Bizler tüm bunlara ihtiyaç duyuyoruz çünkü caydırıcı olmak zorundayız. Arkansas’tan Ankara’ya kadar olan bölgede savunmalarımızla birlikte ekonomilerimizi de güçlendireceğiz, inovasyon da yapacağız. Atlantik’in her iki tarafında da on binlerce kişiye istihdam sağlayacağız.” diye konuştu.
Genel Sekreter Rutte, Forum’da 10 milyarlarca dolarlık yeni sözleşmeleri duyuracaklarını bir kez daha ifade etti.
Rusya’nın dün gece (05.6.2026) Ukrayna şehirlerine yoğun dron ve füze taarruzunda bulunduğunu belirten Mark Rutte, şu hususların altını çizdi:

– Ukrayna, silahlı kuvvetlerinin cesareti, adanmışlığı ve yaratıcılığı sayesinde savaş alanındaki dinamikleri değiştiriyor ama özellikle hava savunması söz konusu olduğunda desteğimizin devamına ihtiyaçları var.
– Ukrayna, egemenliğini savunmaya devam ederken, müttefikler ve NATO ortakları Ukrayna’nın ihtiyacı olanı almasını sağlamaya devam etmelidir.
– Ve açık olmak istiyorum; tüm müttefiklerin Ukrayna’ya desteğin devam etmesi için sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor çünkü Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizle çok yakından bağlantılı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “İşte Ankara’daki Zirve için gündemimizin genel özeti.” dedi.
Rutte, savunmaya yatırım yapma konusunda Lahey’de verilen taahhütleri yerine getirdiklerini, daha iyi bir şekilde yeniden dengeleme yapacakları için ortak güvenlik sorumluluğunun adil şekilde paylaşımını temin edeceklerini, parayı yeteneklere dönüştüreceklerini, sanayi güçlerini birleştireceklerini, Ukrayna’ya güçlü desteği sürdüreceklerini ve Başkan Putin’e bu konuda kararlı olduklarını hatırlatacaklarını söyledi.
NATO Genel Sekreteri Mark rutte, 32 müttefik, Avrupa Birliği, Asya Pasifik ve Körfez’den ortaklarla birlikte dünya ekonomisinin neredeyse üçte ikisini temsil ettiklerini vurguladı ve sözlerini, “Bir araya geliyoruz çünkü iş birliğinin anahtar olduğunu biliyoruz. NATO’da hepimizin değer verdiği özgürlük ve güvenliği sağlamak için ortaklarla birlikte daha güçlüyüz.” ifadeleriyle tamamladı.
Rutte, daha sonra basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Bir gazeteci, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Lahey zirvesinden bu yana Grönland’ı ilhak etmek istediğini çok güçlü şekilde ima ettiğini, NATO müttefiklerini Afganistan’da yeterince ön safta olmadıkları için çok sert şekilde eleştirdiğini, Irak’ta, ABD-İran Savaşı’nda NATO müttefiklerinin onun umduğu desteği sağlamadıkları için rahatsızlığını ifade ettiğini hatırlattı ve “Bu zirvenin havası nasıl olacak? Tutarlı birlik ve güç tonunu yansıtmanın zorluğu ne? diye sordu.

Geçen hafta Başkan Trump ile verimli bir görüşme yaptığını ve Avrupalı müttefikler ile Kanada’nın savunma harcamalarındaki şaşırtıcı artışı konuştuklarını söyleyen Rutte, “Tabii ki bu Putin, Rusya ve Ukrayna sayesinde oldu ama aynı zamanda Başkan Trump’ın bunu yapmamız için son derece güçlü bir şekilde teşvik etmesi nedeniyle gerçekleşti. (Trump’ın) Başkan Eisenhower’dan bu yana, Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın, ABD ile aynı miktarda harcama yapacağı bir duruma ulaşmayı başaran ilk ABD Başkanı olduğunu iddia edebilirsiniz. Bu eşitleme, 50-60 yıldır bir dilekti ve şimdi büyük ölçüde onun (Trump’ın) liderliğiyle gerçekleşiyor.” dedi.
Görüşmede, Hürmüz Boğazı ve genel olarak İran konusunda yaşadığı hayal kırıklıklarını da ele aldıklarını ifade eden Rutte, “Ayrıca Epic Fury’yi (Destansı Öfke/ABD’nin İran’a yönelik harekâtı) desteklemek için Avrupa üslerinden kalkan ve yaklaşık 5.000 sorti yapan uçakları da konuştuk.” ifadelerini kullandı.
Mark Rutte, bir gazetecinin, “Türkiye, NATO’nun gelecekteki güvenlik stratejisi için ne kadar önemli?” sorusuna karşılık şunları söyledi:

“Çok önemli. Türkiye neredeyse başından beri, 1952’den beri NATO’da. Yani kuruluşundan birkaç yıl sonra Türkiye NATO’ya katıldı. NATO’nun en büyük silahlı kuvvetlerinden birine sahip ve iyi eğitimli. Türkiye özellikle son beş ila on yılda savunma sanayi altyapısını hızla geliştirdi. Şu anda yaklaşık 3.000 şirket her gün savunma sanayi alanında üretim yapıyor. Tüm bu nedenlerle, Ankara, İstanbul; genel olarak Türkiye gerçekten önemli. Ve haritadaki yeri önemli. NATO’daki liderliği önemli.”
Rutte, bir başka soruyu cevaplandırırken de NATO topraklarının bu kısmında (Avrupa Kıtası’ndan Türkiye’nin doğu sınırlarına kadar olan bölge) dünyanın en zengin kısmında yaşayan 600 milyon insanın, 350 milyon insanın yaşadığı ve sekiz saatlik uçuşla gidilebilen bir ülkeye (ABD’ye) savunmada aşırı bağımlı olmalarının ve “Rusya’ya karşı bizi savun/koru” demelerinin sürdürülebilir olmadığını kaydetti.
Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO’ya, dolayısıyla Transatlantik güvenliğe ve kendi güvenliğine kritik konvansiyonel desteğinin hâlâ devam ettirdiğine dikkat çeken Genel Sekreter Rutte, şunları söyledi:

“Örneğin, Rusya’dan gelen nükleer denizaltıların ABD kıyılarına ulaşmasını önlemek ama genel olarak bunu yeniden dengelemek çok önemli ve dolayısıyla daha güçlü bir Avrupa rolü çok önemli. Kanada’nın da adım atması önemli çünkü aksi takdirde ittifak, dürüst olmak gerekirse uzun vadede sürdürülebilir olmazdı. ABD’nin, adil bir anlaşmanın olduğunu gördüğü, bildiği bir yerde sürdürülebilir bir ittifak kuruyoruz. Biz, aynı harcamayı yapıyoruz onlar ise Avrupa’nın konvansiyonel savunmasında daha fazla sorumluluk alıyor. Daha güçlü Avrupa, daha güçlü NATO.”
Bir gazeteci ise Litvanya ve Finlandiya’nın, topraklarında nükleer silah bulundurma yasağını kaldırdığını hatırlatarak “Bu bizi daha mı güvenli kılıyor? NATO içindeki nükleer silahların geleceği hakkında bize ne söyleyebilirsiniz?” diye sordu.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bunların, ülkelerin geçmişteki kısıtlamaları kaldırma kararları olduğunu ifade etti.
“Bildiğimiz şey, nükleer şemsiye söz konusu olduğunda, Amerika Birleşik Devletleri’nin elbette burada kritik olması.” diyen Rutte, şöyle devam etti:
“ABD’nin nükleer şemsiyesi elbette tüm NATO ülkelerinin özgürlüğünün ve güvenliğinin nihai karakteridir. Özellikle de NATO topraklarının Avrupa kısmı söz konusu olduğunda ama aynı zamanda İngilizlerin ve Fransızların da nükleer yetenekleri var. Fransızlar NATO yapılarının içinde ve İngilizler, NATO yapıları içinde koordinasyon sağlıyor. Ve bu, yıllar önce alınan siyasi kararlardan kaynaklanıyor ama bildiğiniz gibi Fransızlar, yakın zaman önce nükleer caydırıcılıklarının, Amerikalılarla yakın koordinasyon ve yoğunlaşma içinde, İttifak’ın genel caydırıcılığı üzerinde daha büyük bir etkisi olmasını sağlamak istediklerini açıkladılar. Nükleer söz konusu olduğunda gerçekten iyi bir konumdayız diye düşünüyorum. Ve bunu, dört hafta önce savunma bakanlarıyla yaptığımız Nükleer Planlama Grubu toplantısında gördünüz; toplantı çok başarılı oldu ve iki net sonuca yol açtı yani Finlandiya ve Litvanya’nın bu kaçınılmaz kararları alacağı şekilde. İyi bir yerdeyiz.”
Bir başka soru da Türkiye’nin savunma sanayi kapasitesine ilişkindi.
“Türkiye’nin, savunma sanayisindeki başarıları göz önüne alındığında, Ankara İttifak’ın genel savunma kapasitesini artırmada ne tür bir rol oynayabilir? ASELSAN’ı ziyaret ettiniz; düşünceleriniz neler? NATO müttefiklerine, NATO’nun Türk savunma sanayisinden nasıl faydalanabileceği konusunda ne tavsiye edersiniz?” sorusunu cevaplandıran Rutte, şunları ifade etti:
“Öncelikle şunu söylemek isterim ki NATO, Türkiye’nin savunma sanayi üretimi açısından yaptığı şeylerden zaten büyük ölçüde yararlanıyor. ASELSAN bunun bir örneği ama toplamda belki 3.000 şirketten sadece biri. Bazıları ASELSAN gibi gibi büyük şirketler ama aynı zamanda orta büyüklükte, daha küçük şirketler de var. Ve yanıtımın ikinci kısmı ise Türkiye’nin savunma sanayisi aracılığıyla birçok ülkeyi desteklediği yönünde. Belçika ticaret misyonunu başarılı bir ziyaret yaptı. Polonya Cumhurbaşkanı geçen hafta ziyaret etti ve biliyorum ki NATO’daki, AB içinde ve AB dışındaki birçok ülkeyle yakın çalışıyor Türkiye. Ayrıca Türk sanayi şirketleri ABD’deki sanayi tesislerine yatırım yapıyor. Bu gerçekten önemli ve bu yüzden, dediğim gibi, Arkansas’tan Ankara’ya kadar İttifak genelinde, birlikte çalışmak açısından mümkün olan en az engelin olduğu bir İttifaka ihtiyacımız var. Yani Amerika Birleşik Devletleri’nden bu güzel şehre kadar.”
Rutte, “NATO’nun tüm müttefikler arasında birlik ve dayanışma konusundaki tutumu nedir? Farklı zamanlarda Türk yetkililerin, bazı NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye yaptırım uyguladığına dair şikayetleri oldu. Bazı NATO üyelerinin, diğer NATO üyelerine gizli yaptırımlar uyguladığı konusunda hemfikir misiniz? Avrupa Birliği üyesi müttefikler arasında üye olmayan müttefiklere ve özellikle de Türkiye’ye farklı bir (bakış) olduğu argümanına katılıyor musunuz.” şeklindeki sorusuna ise şu cevabı verdi:
“Benim bakış açımdan, pozisyonumdan, rolümden bakıldığında, 32 müttefikin mümkün olduğunca sınırsız, hiçbir engel olmadan birlikte çalışması önemli. Elbette NATO gibi ittifaklarda her zaman siyasi tartışmalar ve bazen anlaşmazlıklar olur. İnsanlar böyle olduğunda hep aşırı heyecanlanıyor. Sanırım sadece demokratik ittifaklarda bazen böyle tartışmalar yapılıyor. Sonrasında ise perde arkasında sorunları çözmek için neler yapabileceğimi görmek, yardım etmek, çözmek benim görevim. Bu yüzden kamuoyunda konuşmamak gerekir ki bazıları on yıllardır sürüyor bu sorunların. Ama sizi temin ederim ki -ne düşündüğümü sordunuz- gerçekten AB üyesi olan, olmayan Avrupa ülkeleri, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri söz konusu olduğunda, bir sonraki aşamada birlikte çalışacağımızdan emin olalım çünkü sonunda tek bir hedefimiz var, o da tüm NATO topraklarını Rusya’ya karşı korumak. Teröre karşı, diğer tehditlere karşı. Bu da demek oluyor ki içimizde bu tartışmaları yapabiliyoruz, sorun değil. Çözüp, bir araya gelebiliriz.”