NATO güçleri için üretilen cyborg böcek sürüleri test edildi
Alman savunma teknolojisi girişimi SWARM Biotactics, biyolojik organizmalar temelinde geliştirilen biyoelektronik robotik sistemlerinin sahada test edildiğini ve NATO bünyesinde ödeme yapan müşteriler tarafından kullanıma alındığını açıkladı.
Şirketin CEO’su Stefan Wilhelm tarafından yapılan açıklama, algılama ve keşif görevleri için geliştirilen programlanabilir siber böcek sürülerinde operasyonel ilerleme sağlandığını doğruladı.
Wilhelm’e göre söz konusu kabiliyet bir yıl önce mevcut değildi ve kısa sürede konsept aşamasından operasyonel kullanıma geçti. Wilhelm, sistemleri “programlanabilir siber böcek sürüleri üretilmiş, sahada test edilmiş ve ödeme yapan NATO müşterileriyle konuşlandırılmış” şeklinde tanımladı.
Sistem mimarisi ve çalışma prensibi
Şirket açıklamasına göre sistemler; sensörler, yerleşik yapay zeka işlem birimleri ve güvenli haberleşme bağlantılarıyla donatılmış biyoelektronik sinir arayüzleri aracılığıyla kontrol edilen canlı organizmalardan oluşuyor. Wilhelm, platformların görev odaklı modüler faydalı yükler taşıyarak koordineli bir birlik halinde hareket edebildiğini belirtti.
Wilhelm açıklamasında,
“Gördüğünüz şey gerçek. Biyoelektronik sinir arayüzleriyle kontrol edilen canlı organizmalar; sensörler, uç yapay zekâ ve güvenli iletişim sistemleri taşıyor. Koordineli bir birlik halinde hareket ediyorlar. Ölçeklenme fabrikalarla değil, üremeyle sağlanıyor.”
ifadelerini kullandı.
Hızlı büyüme ve NATO ile çalışmalar
SWARM Biotactics, kuruluşundan sonraki 12 ay içinde Almanya ve ABD’de faaliyet gösteren 40’tan fazla mühendis ve bilim insanına ulaştığını bildirdi. Şirket ayrıca Almanya’nın Bundeswehr’i de dahil olmak üzere ödeme yapan savunma müşterilerine sahip olduğunu ve sistemlerin hem Avrupa hem de ABD operasyonel ortamlarında saha doğrulamasından geçtiğini açıkladı.
Firma; sinir arayüzleri, sürü otonomi yazılımı, modüler faydalı yük entegrasyonu ve görev kontrol sistemlerini kapsayan tam yığın (full-stack) bir teknoloji mimarisi geliştirdiğini belirtti. Wilhelm, “Batı dünyasında bunu geliştiren başka bir şirket yok.” dedi.
Biyolojik hareket kabiliyeti ile elektronik kontrolün birleşimi
Operasyonel açıdan bakıldığında biyo-robotik sistemler, biyolojik hareket kabiliyetini elektronik kontrol sistemleriyle entegre etmeleri bakımından geleneksel insansız platformlardan ayrılıyor. Mekanik tahrik yerine böceklerin doğal hareket kabiliyeti kullanılırken, dijital komuta, algılama ve haberleşme yetenekleri ekleniyor.
Bu yaklaşımın; küçük boyut, düşük akustik iz ve biyolojik hareket modelleri sayesinde geleneksel dronların erişmekte zorlandığı dar veya karmaşık ortamlarda avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Faydalı yükler arasında keşif ve durumsal farkındalık görevleri için sensörler ve haberleşme ekipmanları bulunabiliyor.
Üretimde biyolojik ölçeklenme yaklaşımı
Şirket, üretim ölçeklemesinin klasik üretim hatları yerine biyolojik üreme yoluyla sağlandığını vurguladı. Wilhelm, konsepti teknolojik büyümenin farklı bir modeli olarak tanımlayarak şirketin “daha iyi bir drone üretmediğini”, bunun yerine “mühendislik karmaşıklığı yerine biyoloji yoluyla kabiliyetin katlanarak arttığı fiziksel zekâ için farklı bir ölçekleme yasası” izlediğini ifade etti.
Küresel rekabet ve yatırım süreci
SWARM Biotactics, rakip ülkelerin de askeri uygulamalar için biyo-robotik araştırmalarına yatırım yaptığını belirtti. Wilhelm,
“Bu arada rakipler askeri uygulamalar için biyo-robotik alanına ciddi yatırım yapıyor. Kabiliyet farkı gerçek ve diğer taraftan kapanıyor.”
dedi.
Şirket, geliştirme ve genişleme faaliyetlerini desteklemek amacıyla yaklaşık 13 milyon avro (15,36 milyon dolar) yatırım çektiğini açıkladı. Girişim Almanya merkezli olmakla birlikte mühendislik faaliyetlerini hem Avrupa hem de ABD’de yürütüyor.
Deneysel aşamadan operasyonel kullanıma geçiş
Otonom sistem geliştirme çalışmalarının büyük bölümü bugüne kadar hava dronları ve kara robotlarına odaklanırken, biyolojik entegrasyonlu platformlar çoğunlukla deneysel düzeyde kalmıştı. Şirketin açıklaması, bu alanın artık yalnızca laboratuvar araştırmalarından çıkıp saha doğrulaması ve erken operasyonel kullanım aşamasına geçtiğine işaret ediyor.
Kaynak: m5Dergi