OSTİM Teknik Üniversitesi, ABD ve İsrail’in İran’a Saldırısını ve İsrail’deki İdam Cezasının Genişletilmesi Yasasını Protesto Etti
OSTİM Teknik Üniversitesi, Orta Doğu’da devam eden savaş ve İsrail’deki yeni idam yasasıyla ilgili bir açıklamada yayınladı.
Açıklamada, İsrail devleti kınandı ve yeni idam yasasının insan haklarını ihlal ettiği belirtildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
1. OSTİM Teknik Üniversitesi, kuruluşundan itibaren tedhiş (terör) ve sivillere saldırıyı temel alan, genişleme amacıyla Müslüman ve Hristiyan Filistin halkının topraklarına el koyan ve bölgeyi kan gölüne çeviren İsrail devletinin sivillere yönelik tüm saldırılarını ve yol açtığı insani kayıpları en güçlü şekilde kınamaktadır; uluslararası hukukun, insan haklarının ve temel insani değerlerin korunmasının önemini vurgulayarak, kalıcı barış ve adaletin tesisine yönelik çabaların artırılması gerektiğini ifade etmektedir.
2. OSTİM Teknik Üniversitesi, Nisan ayı içinde İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam cezası yasası da İsrail’in on yıllardır süren hak ihlallerine yeni bir halka eklemiştir. Ostim Teknik Üniversitesi bu insanlık dışı ve ayrımcı kararı şiddetle kınamaktadır. İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarında uygulanmak üzere ölüm cezasının kolay biçimde uygulanmasının önünü açan bu düzenleme, özellikle fiilen Batı Şeria’da yaşayan Filistin nüfusunu hedef alacak şekilde yapılandırılmıştır. OSTİM Teknik Üniversitesi, işgalci güç İsrail’in Filistinlilere yönelik apartheid rejimini daha da ağırlaştırmayı amaçlayan bu girişimini, Filistin halkına karşı izlenen inkâr, yok etme ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü görmekte; mezkûr idam yasasının her koşulda insanlık dışı ve adaletsiz bir ceza olduğunu ve geri dönüşü olmayan hatalara yol açacağına bir kez daha işaret etmektedir.
3. Söz konusu yasa etnik ve ulusal temelde ayrımcılığı ciddi biçimde arttırmaktadır. Yasa, topraklarını, evini / bahçesini savunan ve bunları gasp etmeye gelen sözde sivil işgalcilere, yerleşimci terörüne ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri karşı direnmeye ölüm cezasını fiilen zorunlu hale getirmekte, yargılama süreçlerinde temel güvenceleri zayıflatmakta ve cezanın kısa süreler içinde infaz edilmesini öngörmektedir. Yahudi yerleşimcilerin Müslüman ve Hristiyan Filistinlilere yaptıkları saldırıları güçlendirmeyi amaçlayan yasa, adil yargılanma ve yaşam hakkı başta olmak üzere, uluslararası insan hakları hukukunun temel İlkeleriyle açıkça çelişmektedir. Ayrıca, af veya cezanın hafifletilmesi imkanının ortadan kaldırılması, uluslararası hukukta güvence altına alınan temel hakların ihlaline yol açacaktır. Bu düzenleme, küresel planda hukukun araçsallaştırılmasına da menfur bir örneği teşkil edecek olup, uluslararası hukukta yasaklanan ayrımcılık ve ayrımcı ceza uygulamaları bağlamında son derece vahim sonuçlar doğuracaktır.
4. Toplam 83 dünya ülkesinden uluslararası öğrencinin eğitim gördüğü bir hoşgörü ortamına ev sahipliği yapan ve milletlerin ekonomik, sosyal ve bilimsel kalkınmalarında barış ve huzurun önemine içtenlikle inanan OSTİM Teknik Üniversitesi, uluslararası toplumu ve ilgili tüm aktörleri, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve uluslararası hukuka saygının korunması adına gerekli adımları atmaya çağırmaktadır. Bu yasa derhal gözden geçirilmeli ve uluslararası hukukla uyumlu şekilde yürürlükten kaldırılmalıdır.
5. Öte yandan, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan ve İran’ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla devam eden gelişmeler, bölgemizin geleceğini ve küresel istikrarı riske atacak niteliktedir. Keza İsrail’in Lübnan’da bir milyondan fazla kişinin yerlerinden edilmesine yol açan ve ayrım gözetmeyen saldırıları da uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlalini teşkil etmektedir. Yayılmacı İsrail’in bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirmeyi amaçladığı ortadadır. Tırmanmasına teşkil eden masum sivillerin hayatını, okulları, ibadethaneleri ve hastaneleri hedefleyen ve ülkenin alt yapısını imha eden her türlü eylemden derin kaygı duyulmakta ve şiddetin tırmanmasına neden olabilecek kışkırtmalar kınanmaktadır. Keza Gazze’deki yıkıcı uygulamalarını bölgemizde yaygınlaştırılmasına izin verilmemelidir.
6. ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının 40’ıncı gününde varılan iki haftalık geçici ateşkes uzlaşısı ve ardından tarafların İslambad’da yüksek seviyeli müzakereler yapma kararı memnuniyetle karşılanmıştır. Lakin bu görüşmelerin 12 Nisan’da tıkandığı kaygıyla takip edilmiştir. Ateşkesin, diyalog ve diplomasinin sürdürülmesi önemlidir.
7. Papa ve ABD’deki Kardinaller ile birçok Yahudi cemaatinin de gıda ve çevre güvenliğini de tehdit eden ve insanlığı felakete sürükleyen meşru olmayan bu savaşa karşı çıkışları, dünyadaki barış taraftarlarının umutlarını yeşertmektedir.
8. Siyonizm, sivil halk ile birlikte üniversite ve bilim adamlarına saldırıları cesaretlendiren, barış ve insanlığın geleceğine ilişkin ümit ve beklentileri tahrip eden, beşeriyetin müşterek değerlerini yok eden radikal ve ırkçı bir ideolojidir. Bu bağlamda OSTİM Teknik Üniversitesi, akademik kurumların ve entelektüellerin, insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmama ve evrensel hukukun temel ilkelerini savunma yönündeki sorumluluğuna işaret etmektedir.
9. Son olarak, tarafların İsrail’in genişlemeci ve felakete sürükleyici adımlarının peşine takılmaması, geçici olarak durdurulan saldırılara başlanılmaması çağrısı yinelenmekte ve bölgemizdeki meselelerin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmaktadır. Nidamız başta BM olmak üzere, uluslararası toplumun işgalci güç İsrail’in ırkçı ve hukuksuz adımlarına karşı harekete geçmesidir.
Kaynak: savunmaSanayiOrg