Papa Leo XIV, ilk encikliğinde yapay zekanın insan onuru üzerindeki potansiyelini ve risklerini teolojik ve hümanist bir perspektifle ele alıyor. Enciklik, Katolik Kilisesi, uluslar, halklar ve uluslararası kurumların, her insanın onuruna yaraşır bir yaşam biçimi yaratmak üzere işbirliği yapmasını öngören 'yeni bir modernite düşü'nün bir ilanı niteliğinde. Papa Leo XIV, 'Muhteşem İnsanlık' (MH) başlıklı encikliğinde, dijital çağda insan onurunu düşünmek için başlangıç noktası olarak dünyada var olmanın iki yolunu öneriyor. Birincisi, tüm farklılıkları yok ederek ancak gerçekleştirilebilecek totaliter bir proje olan 'Babil'in rüyası'dır. Bu sahne, Tanrı'nın yaratılışla kurduğu gökyüzü ile yer arasındaki ince sınırı aşmayı hedefleyen, her şeyi kapsayan üstün bir gücü hayal eder. İkincisi ise, Yeşaya'nın kitabında Yeruşalim'in duvarlarının 'tuğla tuğla' yeniden inşa edildiği sahneye dayanır. Burada şehrin maddi yeniden inşası, herkesin dışlanmadan katıldığı bir insan topluluğu projesini simgeler. Bu, Tanrı'nın yüceliğinin dinlendiği şehri, İsa'da Tanrı'nın aramızda kurduğu çadıra dönüşen insan mekanı haline getiren, çoklu güç paylaşımının bir metaforudur.
Bu dünyada var olmanın iki zıt yolu, Pico della Mirandola'nın 'Oratio de hominis dignitate' (İnsan Onuru Üzerine Konuşma) adlı eserinde ilk kez ifade edildiği gibi, insan onurunun somutlaşmış halleridir. Pico'ya göre insan onuru, Tanrı'nın insanları dünyaya yerleştirmesindeki belirsizlikten kaynaklanır. Yaratılışın geri kalanının aksine, insanlar yaratılmış düzen içindeki yerlerini ve amaçlarını belirleyen sabit bir yasa ile yönetilmezler. İnsanlar, dünyayı nasıl işgal edeceklerini, ona hangi yönü vereceklerini ve diğer insanlarla nasıl ilişki kuracaklarını kendileri belirlemek zorunda olan tek canlı türüdür. 'Tüm diğer yaratıkların doğası…' ifadesiyle başlayan bu düşünce, insanın özgür iradesini ve sorumluluğunu vurgular.
Papa, insan onurunun her an yeniden gerçekleştirilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu belirtiyor. İnsan onurunu hayata geçirmek için, günlük yaşamın uygulamalarında, bilimsel keşiflerden komşuluk ilişkilerine ve siyasi tercihlerine kadar her alanda bu onur tesis edilmelidir. Papa, insan onurunun Tanrı tarafından istendiği için değişmez bir sabit olmadığını, aksine her an yeniden inşa edilmesi gereken dinamik bir gerçeklik olduğunu vurguluyor.