“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!”

Aksel Buzuter Aksel Buzuter / 14.02.2026 15:05

“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!”

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) 2026 Yönetim Zirvesi, “FAYRAP-Gücü Ateşle” sloganıyla Antalya’da gerçekleştirildi.

Etkinliğe, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katıldı.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, bu alanda başarının sadece ortaya konan ürünlerle ölçülmediğini söyledi.

Başarı, o ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten, ve sahada güvenle taşıyan insan kaynağının niteliğiyle, kurumların öğrenme hızıyla, ekiplerin birlikte karar alma ve birlikte hareket etme becerisiyle ölçülüyor.” diyen Görgün, şöyle devam etti:

“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!” Prof. Dr. Haluk Görgün-Savunma Sanayii Başkanı

Bu bağlamda, Zirvemizin temasını oluşturan “Gücü Ateşle” mottosu, benim için iki ayrı katman taşıyor. Bunlardan birinci katmanda teknoloji var doğal olarak. Vizyonu ateşleyen, kabiliyeti hızlandıran platformları dönüştüren teknoloji. İkinci katmanda ise doğal olarak insan. Sorumluluk alan, güven inşa eden, ekibini büyüten ve geleceği tasarlayan liderlik. Bu iki katman bir araya geldiğinde güçlü projelerin yanında, güçlü kurumlar ve güçlü bir ekosistem ortaya çıkıyor.”

Prof. Dr. Haluk Görgün, savunma sanayinin, doğası gereği yüksek güvenilirlik istediğinin altını altını çizerek, “Liderlik” bağlamında konuşmasını şöyle sürdürdü:

Aldığımız her karar çoğu zaman yıllara hatta on yıllara yayılan sonuçlar üretiyor. Bu nedenle liderlik, süreçleri yönetmenin yanı sıra karmaşıklığı doğru okumayı, belirsizlikle istikamet tayin etmeyi ve bu kabiliyeti kurumsal bir güce dönüştürmeyi kapsıyor. Bugün projelerimize baktığımızda çok net bir tablo görüyoruz. Platformlarımızı veri, yazılım, ve entegrasyon ekosistemi ile birlikte uçtan uca bir bütün olarak yönetiyoruz ve yönetmek zorundayız. Sistemlerimiz, donanım mükemmelliği kadar yazılım çevikliği, verinin güvenliği, insan faktörünün doğruluğu ve kurum kültürünün dayanıklılığı ile güç kazanıyor. İşte bu yüzden mühendislik liderliği de yeni bir boyutta. Liderlik, teknik mükemmelliği sürekli gözetirken aynı anda disiplinler arası etkileşimi yönetmek, sistem bütünlüğünü korumak ve bu karmaşıklığı stratejik bir avantaja çevirmek anlamına geliyor. Bu dönüşümün en belirgin tarafı da liderliğin, giderek daha fazla paylaşılan uzmanlık ve kolektif akıl üzerine inşa edilmesi. Bugünün lideri, doğru uzmanlığı doğru zamanda devreye alan ekipler arasında karar akışını kuran, farklı bakışları ortak hedefe yönelten kişi olarak tanımlanıyor. İyi lider yönü gösterirken aynı zamanda ekip içinde güçlü bağlar kurması bekleniyor. Mühendisliği, kaliteyi, Emniyeti, tedariği, test altyapısını ve sahadaki gerçekliği aynı hedefte buluşturması bekleniyor. İşte bu bağlar güçlendikçe riskler daha erken görünür hâle geliyor. Çözüm yolları daha hızlı netleşiyor. Kararlar daha sağlam bir zemine oturuyor. Bir de artık hayatımızda yapay zekâ gerçeği var. Yapay zekâ, liderin karar alma hızını artıran, analiz gücünü büyüten önemli bir güç çarpanı olarak hayatımıza yerleşti. Yapay zekâ operasyonel düzeyde veriyi işliyor. Seçenekleri artırıyor. Öngörüyü güçlendiriyor. Odağı daha kritik alanlara da taşımamıza vesile oluyor. Aynı zamanda stratejik düzeyde etik sorumluluğu, insan denetimini, hesap verebilirliği ve güven inşasını da daha güvenli, daha görünür hâle getiriyor. Böylece liderliğin gündemi de olgunlaşmış oluyor.”

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, takvim, maliyet ve performans başlıklarının yanına artık algoritmik çıktının şeffaflığı, insan kontrolü, sorumluluk ve güvenin kalıcı şekilde eklemlendiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Görgün, bu çerçevede, savunma sanayinde liderliği üç noktada net olarak gördüğünü ifade etti:

“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!”

Birincisi, sapmaları öğrenmeye ve güçlenmeye dönüştüren yönetim. Yani bir aksaklığın çoğu zaman teknik boyutun yanında koordinasyon, iletişim, önceliklendirme ve vizyon boyutlarını da taşıması. Ve günümüzde liderler bu tabloyu hızlıca görmeli, doğru soruları sormalı, süreci yönlendirmeli ve çözümü hızlandırmalıdır. İkincisi, farklı disiplinleri aynı hedefte birleştirmek. İşte bizim tam işimizin de doğası. Bugünün projelerinde mühendislikte, yazılımda, emniyette, tedarikte, testte, sahada, karada, havada, denizde birçok noktada bilgi üretiliyor. Günümüzde savunma sanayindeki liderler bu bilgiyi bir araya getirip ortak bir stratejiye dönüştürme becerisine sahip olmalıdırlar ki bunu en iyisiyle yapıyorsunuz, yapıyoruz. Üçüncüsü, sürdürülebilir kabiliyet inşası. Kısa vadeli teslimatlar elbette çok önemli ancak bununla birlikte asıl değer, uzun vadede millî kabiliyet inşasını büyüten stratejik sabrı, kurumsal refleks hâline getirmektir. Günümüzde anlık başarı baskısıyla rotadan sapmayan, kaynaklarını bugünün ihtiyacı ile yarının bağımsızlığı arasında doğru dengeleyen, kritik teknolojilerde sürekliliği önceleyen, ekiplerini uzun soluklu hedeflere inandırıp diri tutan ve bu yolculukta kararlılık, tutarlılık ve hesap verebilirlik sergileyen bir davranış kalıbını hep beraber benimsemeliyiz. Yani toparlayacak olursam, yapay zekâ çağında liderlik, teknolojiyi yöneten bir fonksiyon olmanın yanında etik pusulayı canlı tutan, ekip zekâsını büyüten, kabiliyeti kalıcı hâle getiren ve kuruma dayanıklılık kazandıran stratejik bir sorumluluktur.

Prof. Dr. Görgün, bu anlayışla insan kaynağını güçlendirerek, kurumlar arasında, birimler arasında koordinasyonu derinleştirerek ve teknolojiyi “Değer üreten” bir ekosisteme dönüştürerek, savunma sanayiinin küresel rekabet gücünü daha da yukarıya taşıyacaklarına yürekten inandığını ifade etti.

Bu dönüşümü en doğru okuyan kurumlardan birinin de TUSAŞ olduğunu söyleyen Görgün, TUSAŞ Liderlik Okulunun 2.0 yaklaşımının, liderliği tek seferlik bir eğitim paketi olarak ele almadığını ve liderliği kurumsal bir öğrenme ve gelişim ekosistemi olarak tasarladığını vurguladı.

Bu bakış açısı, savunma sanayinde ihtiyaç duyduğumuz sürdürülebilirliğin doğrudan karşılığıdır diye ifade edebilirim.” diyen Prof. Dr. Haluk Görgün, şu hususları kaydetti:

Bu liderlik 2.0 programında sosyal öğrenme kapsamı, bu programda katılımcıların yalnızca eğitmenlerle etkileşim kurduğu bir modelin ötesine geçerek deneyim paylaşım oturumları, akran öğrenme grupları, mentorluk ilişkileri, iyi uygulama paylaşımları ve yapılandırılmış öğrenme toplulukları aracılığıyla liderlerin birbirinden öğrenmesini merkeze almasını önemsediğimi ifade etmek isterim. Bu yaklaşım, kollektif bir liderlik kültürü oluşturmanın etkili yollarından biridir. TUSAŞ Liderlik Okulu güçlü bir vizyon oluşturmayı bu vizyonu paylaşmayı ve birlikte hayata geçirebilecek liderlerin yetişmesini hedefleyen kalıcı ve etkileşimli bir ekosistem sunmakta. İşte bu yaklaşım, savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu liderliğin tam da karşılığıdır diye değerlendiriyorumBir liderin yalnız kendini geliştirmesi yerine kurumun liderlik kapasitesini topyekun büyümesi anlamında.”

Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma sanayiinde millîliğin yalnızca ürünün menşeiyle sınırlı bir kavram olmadığının altını çizerek,

Millîlik, tasarım bilgisini, üretim disiplinini, entegrasyon kabiliyetini ve sürdürülebilir insan kaynağını aynı potada birleştirdiğimizde ancak güç kazanıyor. Bu yüzden Millî Yetkinlik Hamlesi bizim açımızdan bir eğitim yaklaşımı olmanın ötesinde, teknolojik egemenliği kalıcı hâle getiren stratejik bir zemindir.” dedi.

Bu hamlenin başarısının, “Bireysel deha” odaklı performanstan “Kurumsal öğrenme ve ekip yetkinliği” odaklı bir yapıya geçişi güçlendirerek hızlandırdığına dikkat çeken Görgün, liderliğin de tam bu noktada bilgi paylaşımını teşvik ederek mühendislik birimlerini millî çıkarlarla hizalayan, ekipleri aynı hedefte buluşturan stratejik bir orkestrasyon işlevi gördüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Görgün, şunları söyledi:

Burada altını özellikle çizmek isterim ki savunma sanayiinde liderlik yalnızca yönetsel bir beceri değildir. Bu alan, yüksek riskin, yüksek belirsizliğin ve devletimizin bekası için yüksek etkinin olduğu bir alandır. Dolayısıyla liderlik, karar almak kadar o kararın sonuçlarını üstlenebilmeyi, etik bir duruşu ve millî güvenlik bilincini de taşımayı gerektiriyor. Biz, liderliği teknik yetkinliklerin ötesine geçen, insanı ve değeri merkeze alan bütüncül bir sorumluluk olanı olarak ele alıyoruz. İşte bu anlayışla, Millî Yetkinlik Hamlesinin kurumsal taşıyıcılarından biri olan Savunma Sanayi Akademimiz, savunma sanayi alanında nitelikli insan gücünü artırmaya yönelik eğitim ve teknoloji programları geliştiren ve uygulayan bir yapı olarak konumlanmakta. Akademimizin liderlik okulu programı, etkili iletişim, takım çalışması, ikna ve etkileme, risk alma ve stratejik düşünme gibi başlıklarda liderlik yetkinliklerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu çerçevede bugün konuştuğumuz liderlik dönüşümünün insan tarafını sistematik biçimde beslemekte. Bunun yanında geçtiğimiz yıl İstanbul Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversiteleri ile hayata geçirdiğimiz savunma sanayiine özgü MBA programlarımız, sektörümüze özgü olarak klasik işletme eğitiminin sınırlarını aşan bir vizyon sunmakta. Bu programlarla da savunma sanayiinde çalışan liderlerimize yalnızca finans, yönetim ya da organizasyonel yapıyı programlamıyoruz, aynı zamanda belirsizlik alanında karar alma, kriz yönetimi ve etik muhakeme yetkinliklerini de kazandırmayı hedefliyoruz. Üstelik sektörümüzün bugüne kadar elde ettiği kritik deneyimleri de katılımcılara aktararak savunma sanayine özgü kapsamlı bir bilgi birikimi ve bakış açısı geliştirilmesi sağlanmakta. Burada amacımız iyi yöneticiler değil, savunma sanayi ekosistemine ve dinamiklerine hâkim, stratejik düşünebilen, sistem okuması yapabilen ve her durumda ülke menfaatini merkeze alan liderler yetiştirmektir. Akademi bu yaklaşımı yalnızca NBA ile sınırlı tutmuyor. Liderlik gelişimini sertifika programlarıyla destekliyor. Sertifika programlarıyla liderimizin ve liderlerimizin hem küresel resmi okuyabilen hem de sahada sonuç üretebilen bir yetkinlik setine sahip olması hedeflenmekte. Bu çerçevenin bir başka önemli ayağı da üst düzey yöneticilerimize yönelik geliştirdiğimiz Grand Strateji seminerleridir. Çünkü liderliğin kısa vadeli hedeflerle sınırlı kalmayacağını biliyoruz. Küresel güç dengeleri, jeopolitik riskler, teknolojik kırılımlar ve toplumsal dönüşümler, savunma sanayi liderlerinin mutlaka hâkim olması gereken başlıklardır. Bu seminerler vesilesiyle katılımcılara büyük resmi okuyabilme ve uzun vadeli stratejik akıl geliştirme becerisi kazandırmayı amaçlıyoruz. Bir diğer kritik başlığımız da Akademi raporlarıdır. Bu raporlar, liderlik çalışmalarımızın analitik ve kurumsal hafızaya dönüşmüş hâlleridir. Savunma sanayi kuruluşlarımızın üst düzey yönetimiyle detaylı biçimde paylaştığımız bu raporların sadeleştirilmiş versiyonlarını da yayımlayarak sektörümüzün geneline de açıyoruz.”

Prof. Dr. Haluk Görgün, öğrenmenin sürekliliğinin, savunma sanayiinde rekabet gücünün en en önemli unsurlarından biri hâline geldiğini belirtti.

Savunma Gelişim Dijital Öğrenme Platformunun da bu ihtiyaca cevap vererek Savunma Sanayi Akademisinin zengin içeriklerini daha erişilebilir hâle getirdiğine işaret eden Görgün, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:


Bugün burada şunu bir kez daha görüyoruz: Savunma sanayiinde liderlik, hedef koymanın ötesinde ekibi aynı istikamette buluşturmak, değişen teknolojiyi stratejik avantaja dönüştürmek ve bu gücü kurumsal bir dayanıklılığa taşımaktır. ‘Gücü Ateşle derken tam olarak bunu kastettiğimizi değerlendiriyorum. Teknolojiye yön veren aklı, iradeyi ve sorumluluğu, insanla büyüyen ortak akılla pekiştiren bir güç anlayışı. İşte bu anlayışın sahaya yansıması da böylesi buluşmalarla ortak bir zemine dönüşüyor. Kıymetli katkılar ve güçlü bir birliktelik bu gücü daha da anlamlı kılıyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü liderlik ve kararlı vizyon, savunma sanayimizin son yıllarda sergilediği tarihi atılımların en temel ilham kaynağı olmuştur. Stratejik öngörüsü, millî iradeye dayanan duruşu ve teknoloji odaklı kalkınma perspektifi sayesinde yerli ve millî üretim anlayışı yalnızca bir politika tercihi değil, bir devlet refleksi hâline gelmiştir. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde bağımsızlık iradesini güçlendiren bu liderlik yaklaşımı, savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan uzaklaştıran, kritik teknolojilerde kendi kararını verebilen ve küresel ölçekte rekabet edebilen bir seviyeye taşımıştır. Bu vizyon yalnızca bugünün kazanımları değil yarının güçlü ve tam bağımsız Türkiye’sini inşa eden stratejik bir istikameti temsil etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımıza, sektörümüze sağladıkları yüksek himaye, ortaya koydukları siyasi irade ve sektörümüze verdikleri kesintisiz destek için şükranlarımı arz ediyorum.”

TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan da TUSAŞ’ın teknik olarak savunma ve havacılık sektöründe hizmet vermek üzere Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulan bir şirket olduğunu hatırlattı.

Ama aslında bu şirket; sahibinin, ortaklarının, hissedarlarının tüm ülke vatandaşlarının olduğu yani hepimizin pay sahibi olduğumuz bir şirket. Özetle hepimizin geleceği için çalışan bir misyon şirketi.” diyen Vardan, şu hususları ifade etti:

“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!” Ömer Cihad Vardan-TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı

Belki bazı arkadaşlarımız TUSAŞ’ı, geçimlerini sağladıkları, hayatlarını idame ettirmek üzere gelir elde ettikleri diğer birçok şirkete benzer normal bir çalışma mekânı olarak görebilirler. Tabii ki verilen hizmetin karşılığını alacaklar. Bunda hiçbir sorun yok ama bizce TUSAŞ sadece para kazanılan standart ticari bir şirket değil. Bundan çok daha ötesi. Yapılan işlerin muhteviyatına içeriğine baktığınızda burada çalışmanın para kazanmaktan çok daha değerli olduğunu görmemiz gerekir. Dolayısıyla burada çalışmaya talip olanlar aslında hizmete talip olduklarını ve ülkemizin bizden hizmet beklediğini daha işe başlarken kabullenmeli ve hiçbir şekilde bunu akıllarından çıkarmamalıdırlar.Hep beraber hatırlayalım. Bugün başarabildiklerimizi dün hayal bile edemeyenler vardı ülkemizde. Ama şimdi çok farklı bir boyuttayız. Dün elalem bunu nasıl yapmış derken bugün yapabilir miyiz diye düşünmüyoruz.”

“Savunma Sanayi Ekosistemine ve Dinamiklerine Hâkim, Stratejik Düşünebilen, Sistem Okuması Yapabilen, Ülke Menfaatini Merkeze Alan Liderler!”

Daha sonra TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’e “Özel Tasarım Mühendislik Cetveli” hediye etti.

Kaynak: savunmaSanayiOrg

Son Haberler