ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, savunma sanayiinde teknolojik bağımsızlığın ve stratejik caydırıcılığın önemini vurgulayarak, şirketin Ar-Ge yatırımları ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle küresel savunma ekosisteminde söz sahibi olmayı hedeflediğini belirtti.
- ASELSAN, 2025 yılında 1,36 milyar doların üzerinde Ar-Ge harcaması yaparak tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı ve Ar-Ge merkezi sayısını 11'e çıkardı.
- Şirket, ihracat sözleşmelerini yüzde 104 artırdı ve 16 ürünü ilk kez uluslararası pazarlara sundu; piyasa değeri 30 milyar doları aşarak Borsa İstanbul'un en değerli şirketi oldu.
- Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında ASELABS laboratuvarları kurularak yapay zekâ, kuantum, çip teknolojileri ve otonom sistemler gibi kritik alanlarda çalışmalar başlatıldı.
Akyol, küresel güvenlik mimarisinin dönüşüm geçirdiği bu dönemde savunma sanayisinin yalnızca askeri kapasite değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılık ve stratejik caydırıcılık açısından da belirleyici olduğunu ifade etti. ASELSAN'ın bu gerçeği erken kavradığını ve Ar-Ge merkezleri, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birlikleriyle geleceğin savunma ekosistemini inşa ettiğini söyledi. 2025 yılında öz kaynaklardan ayrılan Ar-Ge bütçesini 250 milyon dolara çıkardıklarını, TOBB ETÜ, İTÜ, ODTÜ ve Hacettepe gibi üniversitelerle kurdukları ASELABS laboratuvarlarında yapay zekâ, kuantum, çip teknolojileri, otonom sistemler, radar ve elektronik harp sistemleri, haberleşme altyapıları, mikroelektronik ve ileri malzeme çözümleri üzerine yoğunlaştıklarını aktardı.
İhracatın artık diplomatik bir araç ve teknolojik olgunluğun küresel tescili olduğunu belirten Akyol, son kullanıcıyla doğrudan temas kurarak sorunları yerinde çözdüklerini, ortak Ar-Ge, tasarım ve üretim merkezleri ile teknoloji transferi modelleri geliştirdiklerini söyledi. 2025'te tarihin en yüksek hasılatına ve yurt dışı teslimat değerine ulaştıklarını, ihracat sözleşmelerini yüzde 104 artırdıklarını ve 16 ürünü ilk kez uluslararası pazarlara taşıdıklarını kaydetti. Gelecek dönemde çift haneli büyümeyi sürdürmek, seri üretim kapasitesini güçlendirmek, Oğulbey Teknoloji Üssü'nü ilerletmek ve ÇELİKKUBBE teslimatlarını artırmak öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Akyol, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla ithal eden değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir yapı kurmayı amaçladıklarını, Cumhurbaşkanı liderliğinde ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda dışa bağımlılığı azaltma hedefinde emin adımlarla ilerlediklerini vurguladı.
Bu gelişmeler, Türk savunma sanayisinin küresel rekabetteki konumunu güçlendirirken, ASELSAN'ın Ar-Ge ve ihracat atılımı, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık hedefi açısından kritik bir öneme sahip. Şirketin yapay zekâ ve otonom sistemler gibi alanlara yaptığı yatırımlar, geleceğin savaş alanlarında belirleyici olacak teknolojilerde ülkenin yetkinliğini artıracak. Bu durum, Türkiye'nin müttefikleriyle iş birliğini derinleştirirken, savunma sanayisinde dışa bağımlılığın azalmasına da katkı sağlayacak.
Hava savunma rehberi Savunma sanayi firmaları rehberi Tüm haberler
Tam Metin
ASELSAN Genel Müdürü
Ahmet AKYOL
Küresel güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm geçirdiği bu çağda, savunma sanayii artık yalnızca askeri kapasitenin değil; teknolojik bağımsızlığın, ekonomik dayanıklılığın ve stratejik caydırıcılığın da temel belirleyicisi konumuna yükselmiştir. Jeopolitik risklerin yeniden yapılandığı, ittifakların sorgulandığı ve teknolojik üstünlüğün belirleyici güç unsuru haline geldiği günümüzde savunma sanayiinde sadece rekabete dahil olmanın ötesinde, sektöre de yön vermek gerekiyor. ASELSAN da bu gerçeği çok önce içselleştirmiş bir kurum olarak; çağın ötesine geçen teknolojilerin yeşerdiği Ar-Ge merkezleri, ihracat odaklı büyüme stratejisi ve dünyanın dört bir yanında kurulan stratejik iş birlikleriyle geleceğin savunma ekosistemini inşa etmeye devam ediyor.
Bu büyük tablonun merkezinde Ar-Ge yatırımları yer alıyor. Savunma sanayiinde sürdürülebilir başarının anahtarı, güçlü bir araştırma ve geliştirme altyapısına dayanmaktadır. Zira ürünlerin salt performansı değil, sahada yarattığı oyun değiştirici etkisi belirleyici oluyor. ASELSAN olarak 2025 yılında 1,36 milyar doların üzerinde Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik ve Ar-Ge merkezi sayımızı 11’e yükselttik. Ürün/ sistem performansını sürekli geliştirerek, öz kaynaklardan ayırdığımız Ar-Ge bütçesini 250 milyon dolara çıkardık. Ar-Ge harcamalarını yarım asırlık tarihimizin en yüksek seviyesine yükselttik. Bu kapsamda yaptığımız yatırımlar, ASELSAN’ın yüksek teknoloji alanlarında rekabet gücünü destekleyen unsurların başında geliyor.
Bu kararlılığımız, teknoloji odağında da kendini gösteriyor. Üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirerek ASELABS ismiyle üniversitelerimizde geleceğin teknolojilerini geliştirmek üzere laboratuvarlar kurduk. ASELSAN’ımızın Ar-Ge kaslarını güçlendirecek TOBB ETÜ, İTÜ, ODTÜ ve Hacettepe gibi köklü üniversitelerin iş birliğiyle kurduğumuz bu laboratuvarlarda yapay zekâ, kuantum, çip teknolojileri, otonom sistemler, radar ve elektronik harp sistemleri, haberleşme altyapıları, mikroelektronik ve ileri malzeme çözümleri gibi kritik alanlara yoğunlaşıyoruz.
Türk savunma sanayiinde Ar-Ge faaliyetleri kritik bir konu. ASELSAN, Ar-Ge faaliyetlerine verdiği önem ve bu alandaki öncü konumuyla sektörde yerini alırken, artık bu birikimini dünyaya da sunuyor. Savunma sanayii ihracatı bugün yalnızca ekonomik bir çıktı olmaktan çıkarak, diplomatik bir araç ve teknolojik olgunluğun küresel ölçekte tescili haline geldi. Bu anlayışla ihracat odaklı büyümeyi temel önceliğimiz olarak belirledik. ASELSAN olarak son kullanıcıyla doğrudan temas kuruyor, sorunları yerinde ve hızlı çözüyor, ortak Ar-Ge, tasarım ve üretim merkezleri ile teknoloji transferi modelleri aracılığıyla sürdürülebilir savunma iş birlikleri kuruyoruz.
2025, bu stratejimizin meyvelerini verdiği bir yıl oldu. Tarihimizin en yüksek hasılat rakamına ve yurt dışı teslimat değerine ulaştık. İhracat sözleşmelerimizi yüzde 104 artırırken, 16 ürünü ilk kez uluslararası pazarlara taşıdık. Borsa İstanbul’un en değerli şirketi olarak piyasa değerimizi 30 milyar doların üzerine çıkardık ve bu başarıyı elde eden ilk Türk şirketi olduk.
Şimdi ise gözlerimizi bir sonraki evreye çeviriyoruz. Savunma sanayiinin dönüşümünde yapay zekâ destekli karar sistemleri, insansız ve otonom platformlar ile dijital ikiz uygulamaları belirleyici teknolojiler olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ, büyük veri analizi, kuantum hesaplama ve enerji verimliliği ise Ar-Ge gündemimizin yeni odak noktaları arasında yerini alıyor. Önümüzdeki dönemde çift haneli büyümeyi sürdürmek, seri üretim kapasitesini güçlendirmek, Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nü ilerletmek ve ÇELİKKUBBE teslimatlarını artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla savunma sanayiinde ithal eden değil, yerli ve milli imkanlarla teknoloji geliştiren ve bunu dünyada dost ve müttefik ülkelere ihraç eder hale gelen bir yapı kurmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda; özgün tasarım, millî yazılım, yerli alt bileşen ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltma hedefimizde emin adımlarla ilerliyoruz.
Yarım asırlık deneyimin verdiği özgüvenle, ikinci elli yılımıza küresel bir marka olma kararlılığıyla giriyoruz. Türkiye’nin savunma ekosistemi, yerli ve millî çözümleriyle küresel rekabette giderek daha güçlü bir konuma ilerliyor. ASELSAN da bu yolculukta yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, geleceğin çığır açıcı teknolojilerini şekillendirme misyonuyla; devletimizin desteği, milletimizin gücü ve 14 bin çalışanımızın azmiyle ilerlemeye devam edecek.
Kaynak: Sanayi Gazetesi - Özel Makale