İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Abu al-Duhur üssüne yönelik saldırısı, Suriye'nin yeni ordusunun oluşum sürecindeki derin bölünmeleri gündeme getirdi.
- Suriye'nin yeni ordusunun oluşumu, iç bölünmeleri ve etnik dengeleri yeniden şekillendirecek.
- SDG'nin tam entegrasyonu, ABD'nin Suriye politikası ve bölgesel istikrar açısından kritik.
Şam, Kürt liderliğinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Arap ve Süryani Hristiyan birliklerini merkezi otorite altına almak için kuzeydeki bölgelerde askeri operasyon başlattı. Ancak bu çabalar, SDG'nin sadece yarısından azının yeni ulusal orduya entegre edilmesiyle sınırlı kaldı. Raporlar, Türkistan İslam Partisi gibi grupların 84. Tümen'e toptan dahil edildiğini ve insan hakları ihlalleriyle ilgili sancılar uygulanan savaş ağalarının terfi ettirildiğini gösteriyor. SDG Komutanı Mazlum Abdi, yaklaşık 35.000 savaşçısından sadece 12.000'ünün entegre edildiğini belirtti. 29 Ocak Anlaşmasıyla dört SDG tugayının yeni orduda yer alması öngörülürken, kalan 23.000 savaşçının geleceği belirsiz kaldı. 25 Ağustos'ta SDG'nin resmi olarak feshdedilmesi ve Suriye Ordusu ile birleşmesi ilan edildi, ancak bu isim değişikliği enteksiyonun gerçekleşmediğini değiştirmedi.
Bu durum, Suriye'nin uzun vadeli istikrarı ve ABD'nin bölgesel güvenlik taahhüdü açısından önemli. SDG'nin tam entegrasyonu, etnik ve sektirik gerilimi azaltarak daha kapsayıcı bir güvenlik yapısı oluşturmanın en etkili yolu olarak görünüyor. Bu süreçte yaşanan gecikmeler, Suriye'nin iç barışı ve ABD'nin bölgesel etkisi için risk oluşturuyor.