Dört yıl önce, Amerikalı avukat ve insan hakları simgesi Theary Seng, Kamboçya'da 'ihanet komplosu' ve 'toplumsal düzensizliği tahrik' suçlamalarıyla altı yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hun Sen yönetimini eleştiren Facebook paylaşımları nedeniyle suçlanan Seng, 60 muhalefet üyesiyle birlikte toplu bir yargılamada, hak ihlalleri ve usul hatalarıyla dolu bir süreçten geçti. Günümüzde Phnom Penh'teki sıkışık bir hücrede tutulan Seng'in hikayesi, Kamboçya'nın otoriter gerçekliğinin bir yansımasıdır. Aktivistlere yönelik baskılar, bağımsız medyanın kapatılması ve sahte seçimler ortamında, ABD ve uluslararası toplum hem Seng hem de özgürlük için mücadele eden tüm Kamboçyalılar adına harekete geçmelidir.
Seng, hem ABD hem de Kamboçya vatandaşı olan ve kamu hizmetine adanmış bir avukattır. Khmer Rouge rejimi tarafından ebeveynleri öldürüldükten sonra, kardeşleriyle birlikte çocukken ABD'ye kaçtı. Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra ise soykırım mağdurlarını savunmak amacıyla Kamboçya'ya döndü. Daha sonra, dönemin Başbakanı Hun Sen'in yüksek profilli bir eleştirmeni haline gelerek hedef gösterildi ve 2022 yılında hüküm giymesinin hemen ardından gözaltına alındı. Birleşmiş Milletler, tutukluluğunun yasadışı olduğunu belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep etti.
Seng, aynı zamanda uluslararası avukatı Jared Genser ile görüşme hakkından da mahrum bırakıldı. Bu makalenin yazarlarından biri olan Genser, Seng'in duruşmasına katıldıktan sonra Kamboçya'dan temelsiz bir şekilde 'sonsuza dek yasaklandı'. Seng'in temyiz başvurusu ise süresiz olarak ertelendi. Geçen yılın yıldönümü öncesinde Seng, Kamboçya'daki siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep etmek amacıyla dördüncü açlık grevine başladı. Sekiz gün içinde vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 15'ini kaybetti ve hayati tehlike arz eden sağlık sorunlarıyla karşılaştı. Aralık 2023'te yapılan başka bir açlık grevi ise hastaneye yatmasına neden oldu.
Dört yıllık hapis cezasına rağmen, Theary'nin ahlaki cesareti öne çıkıyor; çünkü kişisel fedakarlıklarının, Hun Sen'in otoriter rejimine karşı eylemi tetiklemek için haklı olduğuna inanıyor. Bu durum, sadece bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda bölgedeki demokrasi mücadelesinin de bir sembolüdür.