Türk yine hareketli dönemlerden geçiyor… Son olarak Kraliçesi ve beraberindeki heyetin ziyaretiyle Avrupa basınının manşetlerini süsleyen Türkiye, yakın gelecekte kıtadaki farklı ülkelerle geliştireceği iş birlikleri, ortak üretim ve entegrasyonla da adından sıkça söz ettireceğe benziyor.

Elbette bu noktada Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisi ön planda. Ancak madalyonun diğer yüzü de oldukça kritik. Avrupa ülkeleri ihtiyaç duydukları platform ve sistemleri üretebilme kapasitesinden şimdilik uzak. başta olmak üzere satın alım için yöneldikleri hatlar ise neredeyse tamamen dolu.

İşte böyle bir ortamda Türkiye hem platformlarının başarısı hem de üretim açısından sahip olduğu kimi imkan ve kabiliyetlerle öne çıkıyor.

“Avrupa’daki tıkanıklık Türkiye ile çözüme kavuşabilir”

Savunma Sanayii Uzmanı Taha Yasin Akar da Avrupa'nın yeni savunma ihtiyaçları ve üretim kapasitesindeki yapısal tıkanıklığa dikkat çekiyor. Türkiye'nin olgunlaşan ürünleriyle buna çare olabileceğini belirtiyor.

Uzun yıllar zırhlı kara araçları üzerinden ilerleyen Türkiye-Avrupa savunma sanayii birlikteliğinin yeni dönemde çok daha farklı başlıklarda ilerleyeceğini de vurguluyor Akar. 2024'te 7,1 milyar düzeyinde olan savunma ve ihracatının 2025'te 10 milyar doları aştığını söylüyor. Toplam ihracatın yüzde 56'sı, yani yaklaşık 5,6 milyar dolarlık kısmının doğrudan AB, müttefikleri ve ABD pazarına yöneldiği bilgisini veriyor.

Türk savunma sanayiinin Avrupa’daki ağırlığı giderek artıyor [HÜRJET'in İspanya'ya satışına ilişkin imza, Türk savunma sanayiinin kilometretaşlarından biri oldu. Foto: AA]

Avrupa ülkelerinde Türk savunma sanayii rüzgarı

Yaşanan değişimi somut örnekler üzerinden anlatıyor Akar. ile arasında 3 milyar avroyu aşan anlaşmasını anımsatıyor. Uçakların büyük kısmının montajının İspanya'da yapılacak olmasını ‘üzerinde durulması gereken bir detay’ olarak yorumluyor.

Baykar-İtalya birlikteliğine de değiniyor Akar ve “Baykar'ın 140 yıllık İtalyan Piaggio Aerospace'i satın alması önemli bir eşikti. ve Leonardo’nun birlikte kurduğu LBA Systems ise AKINCI’nın İtalya’da üretebilmesinin önünü açıyor.” diyor.

Denizcilik dendiğinde akla ilk gelen Avrupa ülkelerinden biri olan için Türkiye’den STM’nin iki lojistik destek gemisi üreteceğini belirtiyor Taha Yasin Akar ve devam ediyor:

“Polonya'nın TB2 SİHA alımıyla açılan yüksek teknoloji kapısı, Aselsan'ın bu ülkeye sağladığı 410 milyon dolar değerindeki ANTIDOT 2-U radar elektronik taarruz ve destek paketiyle yeni bir boyuta taşındı.

Kara platformlarında ise Otokar'ın 857 milyon avroluk sözleşmesi akıllarda… Bu kapsamda sahaya inen ilk araç yapımı Cobra II Taktik Tekerlekli Zırhlısı oldu. Ki bu araç topraklarında üretilen ilk Türk zırhlı aracı olma özelliğini taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde Fransız medyası da ilginç bir haber yayınladı. Türkiye, ve arasında balistik önleme kabiliyetli Aster 30 Block 1NT füzesi için ortak üretim anlaşmasına gidilebileceği konuşuluyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Kimi satın alım yoluyla, kimi iş birliğiyle kimi de entegrasyonla devam eden süreç belli ki burada durmayacak. Yakın gelecekte benzer müjdeler duyma ihtimalimiz hayli yüksek.”

Türk savunma sanayiinin Avrupa’daki ağırlığı giderek artıyor [Belçika Kraliçesi ve beraberindeki heyetin BAYKAR ziyareti gelecek dönem için önemli bir ipucu. Foto: AA]

“AB ülkeleri Türkiye ile iş birliği arayışında”

Taha Yasin Akar, Avrupa Birliği'nin yeni savunma çerçevesi SAFE programı için de bir parantez açıyor. Program kapsamında 150 milyar avroluk kredi mekanizması olduğunu anımsatıyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Ortak tedarik kapsamında üretilecek ürünlerin bileşenlerinin yüzde 35'inin Türkiye gibi ülkelerden temin edilebilmesi konuşuluyor. İnsansız hava araçları, mühimmat, hava savunma ve elektronik harp gibi kategoriler Türkiye'nin kapasitesiyle doğrudan örtüşüyor.

Türkiye'nin programa tam katılım başvurusuna karşı ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin siyasi itirazları sürse de Berlin-Brüksel hattındaki rasyonel iş birliği arayışları sürece yön vermeye devam ediyor.

Gelinen noktada Türk firmaları; ortak üretici, fabrika sahibi ve sistem kurabilecek bir konumda bulunuyor. Romanya, İtalya, İspanya, ve Doğu Avrupa hattı bu kapsamda kritik.

Ankara; salt bitmiş ürün tedarik eden bir satıcı olmanın ötesine geçiyor. Ve kıta genelindeki ülkelerle istihdam ve üretim odaklı uzun erimli endüstriyel bağlar kurarak Avrupa savunma pazarındaki stratejik konumunu şekillendiriyor.