İHA

İHA Pilotları: Gizli Kahramanlar

Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı bünyesindeki İHA Pilotları, gizli kahramanlar olarak görev yapıyor. İHA Pilotluğu, zorlu ve riskli bir iş olsa da, pilotlar bu branşı seçmelerindeki temel faktörleri paylaşıyor.

Yapay zekâ ile özetle Gizle

Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı bünyesindeki İHA Pilotları, gizli kahramanlar olarak görev yapıyor. İHA Pilotluğu, zorlu ve riskli bir iş olsa da, pilotlar bu branşı seçmelerindeki temel faktörleri paylaşıyor.

İHA Pilotları, ailenizin desteğinin önemini vurguluyor. Toplum tarafından bilinmese de, ailelerinin desteği ile gurur duyuyorlar. İHA Pilotu olarak Türkiye’de veya başka ülkelerde kullanımda olan hangi insansız hava aracı ile uçmak isterdiniz sorusuna ise KIZILELMA cevabını veriyorlar.

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER, İHA’ların genel konsepti ve yapabilecekleri eylemsel kapasiteleri hakkında bilgi veriyor. İHA Pilotları, KIZILELMA ile uçmak istediklerini belirtiyorlar.

Bu özet yapay zekâ ile oluşturulmuştur. Yapay zekâ hata yapabilir.

İHA Pilotları: Gizli Kahramanlar

Defence Türkiye: Bütün bu zorluklara rağmen bu branşı, İHA Pilotluğu, seçmenizdeki temel faktör neydi?

Emniyet Amiri Ömer: (Soyadı güvenlik gerekçesiyle verilmeyen Emniyet Amiri Ömer): O tarihlerde Türkiye'ye yeni giren bir sektördü. Bilişim sektörüne, Bilgi Teknolojileri tarafına, ilgim vardı. O birimde çalışıyordum zaten. Dolayısıyla İHA sektörünü kendime yakın buldum. İHA ve Bilgi Teknolojileri bence birbiriyle oldukça ortak yönleri olan bölümler. Diğer insanlı hava araçlarına kıyasla pilotajın bence daha arka planda olduğu, bilgisayar kısmının ve yazılım kısmının ön planda olduğu bir alan. Dolayısıyla kendime yakın hissettim ve ilerleme kaydedeceğini öngördüğüm için bir altın bilezik olması açısından bu branşı, bölümü tercih ettim. Riskliydi evet, çok sıkıntılar çekildi ama şu an ilk yıllara kıyasla çok daha hızlı ilerliyor. Özellikle son 3 yıldır çok inanılmaz ilerliyor. Hatta benim şahsi tahminimden daha hızlı ilerledi.  Dünyadaki bilgi gibi İHA’daki bilgi de her geçen gün ikiye katlanarak ilerlediği için çarpanı da çok fazla oluyor. 5-10 yıl içerisinde bence şu an tahminimizden çok daha ileride bir yerde olacak. EGM olarak biz bunu yakalamaya çalışıyoruz. Ekibimiz güçlü, liderimiz güçlü dolayısıyla önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde iyi bir yerde olacağımızı düşünüyorum.  

Başkomiser Sencer: Ben bu bölüme 2016’da girmiştim. Girdiğim dönemde İHA’lar halk tarafından pek bilinmediği gibi teşkilatımız içinde de çok fazla bilinmiyordu. O yıllarda geleceğe baktığımda kesinlikle İHA'nın daha da gelişeceğini düşündüm. Çünkü biliyorsunuz pilotaj gerçekten çok önemli ve insanlı uçaklarda insanı kaybetmek çok can yakıcı. Bu sistemin gelişeceği çok belli oluyordu, ancak sadece gelişecek bir teknoloji olması nedeniyle değil, yaptığı görevleri de göz önünde bulundurarak bu sistemin bir parçası olmayı düşündüm. İHA’ların terör faaliyetlerinde etkin bir şekilde görev yapacağı çok belli oluyordu ama daha da etkin hale geleceğini anladığım için buradaki çarka ben de dahil olmak istedim...

Defence Türkiye: Ailenizin size bakışı, size desteği nasıl? Bu durum sizi nasıl etkiliyor?

Komiser Ender: Bu sistemler halk tarafından bilinmediği için çoğu zaman zaten ailemiz tarafından da bilinmiyor. Mesleğimizden bahsettiğimizde ilk başta bir şaşkınlık oluşuyor. İHA Pilotu, insansız değil mi zaten bu hava araçları gibi bir muhabbet geçiyor. Sonrasında anlatıyorsunuz, öğreniyor aileniz ve mesleğiniz bir gurur kaynağı oluyor.  Çünkü terörle mücadelede çok önemli bir araç İHA’lar. Biz hepimiz zaten Doğu’dan geldik. Orada çalıştık, ne olduğunu gördük, nasıl bir faydası olduğunu gördük. İHA’ların sergilediği başarı sevinç yaratıyor ve bu sevinci ailenizle de paylaşıyorsunuz. Gururlanıyor onlar da. Her ne kadar toplum tarafından bilinmese de ailemize anlattığımız için onlar için de bir gurur kaynağı oluyor. Toplumda genelde Özel Harekât Polisi dediğiniz zaman operasyonel birim olarak görünür ama aslında biz de operasyonel birimiz ve bu operasyonun içinde olduğumuz için de hem biz gururlanıyoruz hem de ailemiz gururlanıyor ve bizimle de gurur duyuyorlar.

Komiser Halil İbrahim: Aile desteği aslında bizim gibi vardiyalı çalışan sistemlerde çok önem arz ediyor. Hem bizler için hem de pilotluk ve yöneticilik yapan abilerimiz için. Çünkü onların telefonları gece hiç susmuyor. Biz belki gece 1 + 1 olarak çalışıyoruz, yani bir gece varız bir gece yokuz ama onlar tüm gece boyunca, her gün her gece olayın içindeler. Yeri geliyor bazen eşinizin hastalığında, eşinizi evde bırakıp gitmek zorunda kalıyorsunuz vardiyaya, yeri geliyor bir operasyon olduğu için yöneticilerimiz çocukları evde hasta olmasına rağmen çıkıp gelmek zorunda kalıyorlar. Eşiniz sizinle aynı meslekten olsa bile sizin işinize olan anlayışın birazcık daha fazla olması lazım. Çünkü bizim teşkilatta belki bazen rütbe ilerledikçe gece çalışmaları azalabiliyor veya daha farklı pozisyonlar alabiliyorsunuz. Ama İHA nezdinde zaten bütün iş gece oluyor aslında. O yüzden de gecelerinizin, özellikle doğudaki arkadaşlarda, evde geçme ihtimali biraz düşük oluyor. Aile desteği de o yüzden daha önemli hale geliyor.

Defence Türkiye: İHA Pilotu olarak Türkiye’de veya başka ülkelerde kullanımda olan hangi insansız hava aracı ile uçmak isterdiniz?

Komiser Burak: KIZILELMA

Başkomiser Sencer: KIZILELMA. Bu sorunun cevabı belli.

Emniyet Amiri Ömer: KIZILELMA olursa neden hayır diyelim.

Komiser Ender: Genel olarak belki o uçağa uzağız, polisiz biz. KIZILELMA bizim çalışma alanımızda belki olmayacak, görev konseptine aykırı ama hepimizin muhtemelen bir savaş uçağını uçurma gibi hayali vardır diye düşünüyorum. Zaten herkes aynı şeyi söyledi.

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: İHA’ların genel konsepti, hepsi pervaneli uçaklardan oluşuyor biliyorsunuz. Tek motorlu ya da çift motorlu fark etmiyor. Dolayısıyla yapabilecekleri eylemsel kapasiteleri belli ürünler. Ama tabii ki ben şunu hissediyorum ekibin tamamı, bir ‘dog fight’ olsa da İHA'larla girsek diye düşünüyor. KIZILELMA ile Ege’de bir ‘dog fight’ yapma fırsatı doğsa mesela aramızdan hiç kimse istemem demez. 

Emniyet Amiri Ömer: Şu da olabilir. Mesela bizim polisiye anlamda trafik denetimi gibi görevlerimiz de var. Bundan kaç yıl sonra olur bilmiyorum ama önümüzdeki yıllarda bu eVTOL/VTOL hava taksiler ve drone’lar ile yapılan insan ve kargo taşımacılığı vesaire çok yaygınlaşacak ve polisiye bir tedbir olarak sizin de yine aynı şekilde uçan bir hava aracıyla, ki bu insansız veya insanlı olabilir ama muhtemelen insansız versiyon tercih edilir, o drone’ları ve hava taksileri takip etmeniz gerekebilir. Dolayısıyla gelecekte jetgiller çizgi filmindeki gibi havada eVTOL/VTOL bir hava taksiyi veya uçan arabayı kovalayan bir polis hava aracı görebiliriz. Belki ilerleyen yıllarda, 10-20 yıl sonra bunlarla da karşılaşabiliriz.  

Defence Türkiye: Aslında şöyle, mesela biz Jandarma’ya gittiğimizde şu vardı, basına çok yansımadı ama mesela uyuşturucu kaçakçıları uçakla geliyor oraya. Sırf bunu önlemek için Jandarma oraya ATAK göndermiş. Tam resmi bir filo gitmemiş ama birkaç tane ATAK oraya, hani bir daha gelirlerse ATAK ile önleyelim diye. Yani olmayacak bir şey değil. Belki KIZILELMA olmaz ama daha mütevazı bir hava aracıyla dog fight yapmak gibi bir şey doğabilir. Çünkü teknoloji geliştikçe gayriahlaki ya da kanunsuz kişiler de bundan faydalanacak.

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Uluslararası ilişkilerde bir savaş uçağınızın düşmesi ile İHA’nızın düşmesi arasındaki siyasi tepki konusu hem toplum nezdinde hem de hükümetler nezdinde aynı seviyede olmuyor. İHA’yı kaybettiğinizde çok tepki olmuyor ama bir savaş uçağını kaybettiğinizde savaş nedeni olabiliyor. Bu anlamda baktığınız zaman konsept biraz daha farklı olacak. Belki daha cesur hamleler yapılabilecek bazı noktalarda İHA’larla. Zaten İHA’ların 3D kuralı var. Dirty-Dull-Dangerous. Dirty, yani kirli işleri yaptırır. Dull, biraz sıkıcı olabilir yaptığınız iş. Ve Dangerous, yani tehlikeli işler yapacaksınız. Savaş, çatışma ortasına İHA’yı sokabileceksiniz. Ama mesela savaş uçağı ile o hareketleri belki yapmayacaksınız orada. Benzer bir durumda belki ileride KIZILELMA gibi İnsansız Muharip Uçaklardan oluşacak scramble filosu tarzı yapılanma gündeme gelebilir. Ama tabii bu EGM görev alanına girer mi? Orası soru işareti. Ama belki Hava Kuvvetleri bu konuda adımlar atabilir. 

Defence Türkiye: Sizler İHA Pilotu olarak bu devlete hizmet ediyorsunuz. Hizmet ettiğiniz devlet ama sonuçta dolaylı yoldan halk. Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı bünyesindeki bir İHA Pilotu olarak devletten ve halktan beklentiniz nedir? Devlet sizin için ne yapabilir? Bu zamana kadar siz hep halk için yapıyorsunuz. Uykunuzdan geri kalıyorsunuz, ailenizden ayrı kalıyorsunuz. Halktan ve devletinizden ne gibi beklenti içinde oluyorsunuz?  

Emniyet Amiri Ömer: Yani halk noktasında, yaptığımız iş çok açık bir iş değil aslında, gizli bir iş olduğu için hani biraz daha kozmik tarafta kalıyor. O yüzden işinizin detaylarına da normal bir vatandaş, hatta çoğu zaman yakınlarınız dahi çok vakıf olamıyor. Vakıf olamadığı için de aslında oradan bir beklenti içerisine girmek ne kadar doğru tam bilmiyorum. Ama genel konsepte bakılırsa milletimiz zaten insansız hava aracı kısmında inanılmaz bir destek veriyor. Mesela yapılan TEKNOFEST’lere katılım sayıları milyonları buluyor. Biz de oradan kendimize bir pay çıkartıyoruz. Biz de bu işin bir parçasıyız sonuçta, bir ayağıyız. Halkımız bunu destekliyor. Ama somut olarak yaptığımız herhangi bir iş, herhangi bir operasyon neticesi çok da böyle kamuoyuna yansımadığı için elde ettiğimiz başarılara daha ziyade kendi meslektaşlarımız vakıf oluyor, hatta açıkçası kendi meslektaşlarımızın dahi birçoğu bizim ne yaptığımızı tam olarak bilmiyor. Sadece bizim iletişimde olduğumuz istihbarı birimler veya operasyonel birimler bizim işimizin tam tanımını biliyor. O yüzden daha ziyade onlarla bilgi paylaşımında bulunabiliyoruz. Diğer birimler bile yaptığımız işin tam detayını bilmedikleri için bize destek veya yardım anlamında bir katkıda bulunamıyorlar. Devletten beklentimiz konusuna gelirsek, devletimiz bize her türlü imkânı burada sağlıyor. Her türlü eğitim imkânını, yurt dışı ziyaret imkânını vs. sağlıyor, eğitim konusunda yardımcı oluyor. Zaten Hanifi müdürümün dediği gibi insansız hava araçları havacılığın yeni bir dalı olduğu için, havacılığın kökeninden gelmediği için, sonradan eklenen bir parametre olduğu için, biraz da hızlı geliştiği için özlük hakları konusu biraz geriden geliyor. Bu sektörün sadece o konuda biraz devletimizin yardımına ihtiyacı olabilir.   

Defence Türkiye: Daha önce Doğu’da sahada görev yaptınız ancak şu an merkezdesiniz. Görevinizi merkezden yürütüyorsunuz. Sahada olmak ile merkezde olmak arasında bir fark var mı? Sahada olmak size ne öğretiyor, tecrübe anlamında ne katıyor?   

Komiser Ender: Şöyle söyleyeyim, sahada olmanın güzel yanı oradaki havayı soluyabilmeniz. Orada görev yaparken nasıl bir yerde olduğunuzu biliyorsunuz çünkü çalışma bölgelerimiz genelde Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’daki terör bölgeleri. Dolayısıyla bunun bilinciyle görevinize ve yaşamınıza devam ediyorsunuz. Uçuş anlamında orada (sahada) hava aracına dokunmak, onun kalkışını ve inişini görmek elbette farklı bir şey katıyor. Burada ise tamamen dijital bir ortamdasınız. Hava aracına dokunamıyorsunuz, kalkış ve iniş yaptığını göremiyorsunuz. Sadece havadaki bir hava aracını devralıp buradan uçuşunu yapıyorsunuz. Sadece operasyonel anlamda operasyonu yönetiyorsunuz. Ama sahada görev yaparken o uçağa, hava aracına dokunmanın hissi insanı biraz daha işin içine çekiyor. Bu nedenle sahada daha konsantre bir iş yapabiliyorsunuz diyebilirim. 

Diğer yandan, sahada olduğunuz zaman uçuş sonrasında uçuş ekibi tarafından bir brifing yapıldığı için uçuş esnasında karşılaşılan tüm arızalar veya teknik sorunlar bu brifing ile kayıtlara geçiriliyor ve ilgili firmalara bunları bildiriyoruz. Orada, sahada, ilgili firma çalışanları da olduğu için ki birebir temas halindeyiz onlarla zaten, bütün isteklerimizi anında doğrudan onlara iletebiliyoruz. Burada merkezde ise bu tip sorunları biraz daha dolaylı yoldan, yazışma yöntemiyle ilettiğimiz için doğrudan iletime göre süreç biraz daha yavaş ilerliyor. Orada doğrudan iletim yapabildiğimiz için sistemin gelişmesine de katkı sağlıyoruz. Bu sistemler daha çok iniş ve kalkış esnasında arıza veriyor ya da sorun çıkartıyor. Sahada bunu birebir yaptığınız için de oradaki bütün eksiklikleri ya da artıları görebiliyorsunuz. Bunu üreticiyle anında paylaşıp sistemin gelişmesine fayda sağlayabiliyorsunuz.

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Sahada çıkan bir arıza ve benzeri husus olduğu zaman oradaki ekip bizim burayla da yani merkez ile de paylaştıkları için burası da anlık olarak haberdar oluyor. Aslında Doğuda, sahadaki ekip farklı bir birimde değiller. Oradaki arkadaşlar dün buradaydı, bugün oraya gittiler. Oradakiler de buraya geldi. Şu an orada görev yapanlar görevleri bitirince veya süreleri dolunca yine buradan birileri oraya gidecek ve onlar buraya gelecek. Aslında sistemden çıkana kadar bu çember, oryantasyon sürekli devam ediyor. Sahaya arada görev olarak da gidiliyor, tayin olarak da. Dolayısıyla, hep aynı ekiplerle çalıştığımız için herkes birbirini tanıyor. Havada bir arıza vesaire durumu olduğu zaman hemen iletişime geçiliyor ve herkes aynı anda o arızanın ne olduğuyla ilgili haberdar oluyor.

Defence Türkiye: EGM Havacılık Daire Başkanlığı İHA Şube Müdürlüğü’nde tayin ve görevlendirme süreci nasıl işliyor?

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Bu faaliyetlerin ilk başladığı dönemde, ki tabii personel sayısı çok yetersiz olduğu için burada, yani merkezde o tarihlerde daha az duruyorduk. Ben 2017 yılı sonunda kursu bitirdim ve burada aktif olarak göreve başladım. 2019 Mart ayına kadar mesela Ankara'da kaldığım gün sayısı oldukça az. Daha çok dış göreve gitmişiz mesela. Ama bugün geldiğimiz noktada şu an yetişmiş personel, kaliteli personel, nitelikli personel anlamında bir sıkıntımız olmadığı için ihtiyaca hasıl bir durum oluşursa veya olağandışı bir durum oluşursa, örnek veriyorum bir personelimiz rahatsızlanmış, sakatlanmış dolayısıyla uzun süreli rapor olmak zorunda kalmış, Allah korusun kaza geçirmiş vesaire gibi bir durum yaşanırsa o zaman takviye gönderiyoruz. Onun harici tazelenme ile ilgili, personelimizin iniş kalkış tazeleme eğitimi ihtiyacı olursa o zaman biz bu personelimizi simülatörlerle tazelemeye alıp tazelemeden sonra tekrar gerçek uçuşa veriyoruz. Ama onun harici operasyonel kabiliyeti sekteye uğratacak şekilde bir sıkıntımız yok. Oradaki adamlar, şu an halihazırda bütün filolardaki personel, orayı çekip çevirebilecek kapasiteye sahip durumdalar. Dediğim gibi oradaki arkadaşların şark süresi bittiği zaman hem yeni aldıklarımız hem de daha önce şarka gitmemiş personel ile bu döngüyü bu şekilde çevirerek devam ettiriyoruz.

Defence Türkiye: Geri bildirim, geri beslemeler çok önemli. Hava aracının gelişiminde bu geri bildirimlerin oynadığı rolden ve öneminden bahsettik. Eğitim sisteminin gelişmesinde de geri bildirimlerin bir faydası oluyor mu? Mesela sizin 5 yıl önce uyguladığınız eğitim programıyla şimdiki arasında, o 5 yıllık sürede uçtuğunuz binlerce saatlik uçuştan edindiğiniz bilgi ve tecrübe ışığında, bir farklılık oldu mu?   

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER:Tabii ki, tecrübe birikimiyle beraber eğitim müfredatı da gelişiyor ve zenginleşiyor. Hatta belli bir aşamadan sonra dersi bırakıp hava aracı ile yaşadığınız olayları bile anlatsanız pilot adayları için belki o kitabi bilgiden çok daha verimli ve faydalı olabiliyor. Mesela derste meteoroloji anlatıyorsunuz, diyelim ki buzlanma konusu işlenecek, ki bu çok önemli. Ama gerçek hayatta uçuş sırasında buzlanma yaşayıp da o sıkıntıyı çözmek için çaba sarf etmiş bir kişinin bunu derste anlatması çok daha farklı oluyor. Tabii zaman değişiyor. Firma da kendini geliştiriyor. Buradaki personel de kendini geliştiriyor. Mesela yapay zekâ uygulamaları ortaya çıkıyor. Daha önce yapay zekâ ile ilgili herhangi bir şey eğitim modellerinde, müfredatında yoktu. Ama bugün geldiğimiz noktada havacılık eğitimlerinde yapay zekânın durumu, önemi ve ne olduğu, en azından anlaşılması açısından, çok önemli bir yere geldi. Biz ilerleyen süreçteki eğitimlerimizde mutlaka ve mutlaka yapay zekânın ne olduğu ve nasıl kullanılması gerektiği konusunun da mutlaka müfredata eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü zaten halihazırda bizim kullandığımız cihazlar da yapay zekâ kapsamında pilota yardımcı oluyor, referans veriyor.

Defence Türkiye: Yapay zekâ kişiyle belirli bir etkileşime girdikten sonra onun gibi düşünüp onun iş yükünü de alabiliyor. Gelecekte İHA’lardaki yapay zekânın böyle bir yapıya bürüneceğini düşünüyor musunuz? Sistem pilota özgü bir uçuş paterni seçebilecek bir kabiliyete doğru bir evrilme yaşayabilir mi?

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Olabilir. Ama bence insansız araçlar kişiye göre değil, operasyon konseptine göre uçuş profilini seçmeli, çünkü herkesin pilotaj yetenekleri farklı olabilir. Mesela, takip ettiğiniz bir terörist unsur ise takip açısı ve takip mesafesi gibi hususları ona göre ayarlayabilmeli, bir araç ise de ona göre. Sistem, yapay zekâ ile operasyon odaklı olarak mesela, bu açıdan takip edersen sen bu aracı kaybedeceksin gibisinden ikazlarla pilotu destekleyebilir.

Hava aracını kullanma anlamında farklılıklar olmasa da hava aracını operasyonel anlamda sevk etme anlamında farklılık olabilir. Hareketli nesne mi takip ediyorsunuz, sabit nesne mi takip ediyorsunuz? Bir insan takip ediyorsanız hızı bellidir, araba takip ediyorsanız hız daha fazladır, kaybetme olasılığınız daha yüksektir. Şahıs takip ediyorsanız kalabalığın içerisine girdi mesela, yapay zekâ belki orada devreye girip sizin gözle takip ettiğiniz adamı hedef buydu diyerek göstermek suretiyle size yardımcı olabilir.

Defence Türkiye: İHA’lar sadece Terörle Mücadele Harekâtı (TMH)’nda değil deprem, sel ve orman yangınları gibi doğal afetlerde de görev alıyorlar. Bunun için ekstra bir eğitim gerekiyor mu?  

Komiser Halil İbrahim: Bununla ilgili özel olarak herhangi bir eğitim uygulaması olmuyor. Daha önce Adana Filomuz yangın görevleri icra etmişti. Bizim de buradan en çok görev aldığımız doğal afet Hatay ve Kahramanmaraş Depremleri oldu. Bu tip görevlerde ben uçağımı uçurayım, kamerayı kullanan Teknisyen arkadaş da kameraya baksın olmuyor tabii ki. Siz de Pilot olarak veya Görev Koordinatörü olarak orada bulunduğunuz için siz de görüntüyü değerlendirmek zorunda kalıyorsunuz. Bir yerden sonra sizin de görüntüyü değerlendirmeniz gerekiyor. O görüntüleri gördükçe aslında sizin zihninizde bir kütüphane oluşuyor gibi düşünebiliriz. Büyük bir yangın olduğunda IR kamerada nasıl bir görüntü alıyor, küçük bir yangın olduğunda nasıl bir görüntü alıyor? Yıkılmış bir ev nasıl görünüyor, yarı yıkılmış yarı sağlam bir ev nasıl görünüyor gibi. Bu da aslında biraz da görev yoğunluğu ile daha doğrusu içinde bulunduğumuz görevin çokluğu ile bağlantılı olarak yine tecrübeyle edinilen bir kabiliyet. Görev konseptimiz doğal afetler sırasında insanlı hava araçlarında, özellikle de helikopterlerde, olduğu gibi çok farklılaşmadığı için deprem, sel ve orman yangınlarına özel bir eğitime çok da aslında gerek duyulmuyor.

Emniyet Amiri Ömer: Buradaki konu aslında görüntünün yani İHA’nın kamerasının, üzerindeki faydalı yükün, çektiği görüntünün anlamlandırılmasıyla, kıymetlendirilmesiyle alakalı. Aslında birim olarak bizim orman yangınlarında havadan erken ikaz gibi bir görevimiz yok, biz sadece destek olabiliyoruz.  Havacılık Daire Başkanlığı olarak bizim sadece görüntüyü ilgili birimlere aktarma görevimiz var. Bizim görev tanımımız bu şekilde. Tabi biz bunu yaparken görüntüleri onlarla da paylaştığımız için Orman Genel Müdürlüğü ve AFAD Başkanlığı gibi ilgili birimlerle de sürekli irtibat halindeyiz. Tabii buradaki personel saatlerce uçmuş, saatlerce görüntü izlemiş olmanın verdiği tecrübeye sahip, sizin görüntüyü aktardığınız birimdeki personel ise belki ilk defa böyle bir görüntüyü görüyor veya saat olarak baktığınızda belki çok kısa süre, belki birkaç yıllık bir tecrübeye sahip olabilir. Ama buradaki arkadaşlarımızın hepsinin 10 yıla yakın tecrübesi var. Dolayısıyla bu tip görevlerde daha çok koordinasyon, görüntüyü aktarmak ve yeri geldiği zaman destek vermek bizim işimiz. Ama görüntü kıymetlendirme, analiz etme ve ‘burada yangın var’ şeklinde kendi birimlerini uyarma işi o tarafta. Çünkü örneğin biz yangının nasıl çıktığını bilemeyiz. Evet, bir ateş olduğunu bildirebilir ve ormanlık alanda veya kıyı bölgesinde şu çapta bir ateş var gibi bir fikir verebiliriz ama ilgili birim bunu gördüğü zaman belki de onun bir mangal ateşi mi, yoksa bir sigara izmariti mi olduğunu bilir.

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Rezerv Güç Protokolü kapsamında, İHA Şube olarak Helikopter Şube ile birlikte müşterek görevler icra ettiğimiz zamanlar da oluyor tabii. Sonuçta ormanlar hepimizin, devlet hepimizin, o kurum benim görev alanıma girmiyor gibi bir durum yok. OGM’nin ihtiyaç duyduğu an itibariyle devletin diğer kurumları hep beraber orada görev alıyor. Belki burada şuna da değinmekte fayda olabilir. Buradaki arkadaşların hepsi polis, temel polislik eğitimi aldık. Burada hiç kimse havacı olarak mezun olmadı. Polislik eğitiminden sonra herkesin çalışma süresi farklı olmakla beraber bir müddet dışarıda çalışıldı. Sonrasında ise Havacılık Daire Başkanlığının sınavlarına girilip havacı olundu. Yolda şüpheli bir şahıs gördünüz, arama yapacaksınız. Yolda herkesi durdurup üstünü arar mısınız? Arama yapmanız için mutlaka bir makul şüphenin olması gerekiyor. Bu açıdan baktığınız zaman polis şüphecidir aslında. Bizim uçuşlarımızda polis olmanın vermiş olduğu sabır ve şüphecilik sonuca ulaşmamızda etkili oluyor. Örneğin, bir orman yangınında Orman Bakanlığındaki İHA pilotu yangın gözüyle bakarken biz olaya suç gözüyle bakarız, bunu kim yaptı gözüyle bakarız. Orman yangınını evet İHA’dan da izleyebiliriz, uzaydan uyduyla da izleyebilirsiniz, yerden de izleyebilirsiniz. Ama bir orman yangınında biz oraya gittiğimiz zaman ilk aşamada yangının orijin noktasını bulup, sonra haritalardan muhtemel kaçış yollarına bakıp o bölgenin taramasına başlıyoruz. İHA uçuş ekiplerimiz, polisliğin vermiş olduğu eğitim, şüphecilik ve şüpheliyi arama içgüdüsü sayesinde, birçok olayda ormanı yakan şahısların, şüphelilerin yakalanmasında etkili oldu.

Komiser Burak: Deprem zamanında da mesela yağmacılar vardı. Deprem görevlerinde bir yan görev olarak onları da kontrol ediyorduk. Onlardan da yakalattıklarımız oldu.

Defence Türkiye: EGM Havacılık Daire Başkanlığı İHA Şube Müdürlüğü’ndeki İHA pilotlarını diğer kurumlardaki İHA pilotlarından farklı kılan başlıca yönleriniz nelerdir?

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Jandarma ve Kara Kuvvetleri ile temel olarak Terörle Mücadele Harekâtında yaptığımız iş aynı olduğu için aslında görev konsepti anlamında çok da bir farklılığımız yok. Pilot ve Teknisyenlerin belki eğitim süreçleri ile ilgili farklılıklar olabilir ama görev konsepti olarak çok da bir farklılığımız yok. Sadece şöyle bir farklılığımız olabilir, biraz önce yine söylediğim gibi biz önleyici polislik kapsamında yıllarca sokaklarda ekip arabalarıyla devriye yaptık. Aslında şu an biz arazi taraması yaparken aslında hava karakol devriyesi yapıyoruz. Bu ise bir sabır işidir. Her zaman yemek pişmez, bazen yemeği pişirmek için sizin çaba sarfetmeniz, malzemeyi sizin bulmanız gerekir. Şimdi size 30 km2’lik bir alan verilir, bu bölgede terörist olduğunu düşünüyoruz derler. O 30 km2’yi siz incik boncuk her yerine bakarsınız, teröristi bulmaya çalışırsınız. Bizim polis olarak bugüne kadarki sivil devriye, yaya devriye, önleyici polislik, şüphecilik, şüpheci bakma, sabretme, sabırlı olma gibi özelliklerimiz sayesinde Polis Havacılık’ın özellikle arazi taraması faaliyetlerine ya da imha edilen hedefin sonrasında takip edilip bir hareket var mı yok mu veya oraya başkaları gelecek mi gidecek mi konusundaki operasyon devam süreçlerinde çok başarılı olduğunu düşünüyorum.

Diğer emsal kurumlardaki başarılı kısma da değinmek gerekirse örneğin Jandarma’da veya Kara Kuvvetlerinde, yıllarca o bölgede Komando olarak yerde gezmiş, her vadiyi bilen, her akarsuyun nereye gittiğini bilen, yerde teröristle bizzat çatışan Komando birliğinden gelen bir Pilot, ya da Faydalı Yük Operatörünün en azından intikal rotalarında teröristle denk gelme ihtimali daha yüksektir. Bu da aslında kurumlar arasındaki bir balanstır. Herkesin özel yeteneğini bir araya getirdiğiniz zaman güçlüsünüz. Sadece Emniyet İHA’larını veya sadece Jandarma İHA’larını kullanarak değil. En lezzetli yemek farklı mutfakların hepsinin birleşmesi neticesinde ortaya çıkıyor.  

Başkomiser Sencer: Ben de şöyle bir şey fark görüyorum, Kara Kuvvetleri dediğiniz gibi biraz daha yurt dışı çıkışta uzmanlaştı, bizim gibi yurt içinde uçuş yapan Jandarma kırsalda uçarken biz ise şehirde uçuyoruz. Bizim operasyonel farklılığımıza gelirsek, PÖH’ün meskûn mahalde kendini geliştirmesi gibi bizim de Polis Havacılık olarak meskûn mahalde kendimizi geliştirdiğimizi düşünüyorum. Şehir içindeki evlere yapılan operasyonla kırsalda mağaraya yapılan operasyonlar elbette bir olmuyor. Arada çok fark oluyor. Şehir içinde yapılan operasyonlarda görev almış arkadaşlarla birlikte bu tip çok görev icra ettiğimiz için onlara kıyasla meskûn mahal/şehir içi operasyonlarda biraz daha ayrı konumda olduğumuzu düşünüyorum.

Emniyet Amiri Ömer: Havadan araç takibi yapıyorsunuz mesela. Kırsalda zaten araç sayısı az olduğu için araç takibi görece daha kolay çünkü aracı kaybetseniz bile yeniden bulma olasılığınız çok yüksek. Ama meskûn mahalde/şehir içinde hem araç hem de insan sayısı daha fazla olduğu için havadan araç takibi daha zor, kameranın takip edilen aracı kaybetmemesi gerekiyor.  

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER:Bizim görev alanımız Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu kapsamında hem kırsal hem şehir merkezleri. İkisinde de istihbarat toplama kapsamında yetkiliyiz. Tabii uçuş operasyon durumları ve takip tarassut görevleri şehirde daha zor. Çünkü şehir kalabalık. Araçların yoğun olması, bina yüksekliği, yeri geliyor hava trafiği de var. Dolayısıyla hava trafiği anlamında da sizi zorluyor. Gerçekten bu anlamda çarpı 2 görev yükümüz oluyor. 

Defence Türkiye: Her ne kadar İHA’nın her yeri gördüğü, havadan tüm bölgeye hakîm olduğu kanısı yaygın olsa da aslında İHA kullanmak gökyüzünden pipetle bakmak gibi. Dolayısıyla kullanıcının nereye bakmasını ve nerede arama yapmasını bilmesi gerek. Havadan gözetleme görevlerinde tedarik süreci başlatılan Geniş alan Gözetleme Sistemi ne gibi faydalar sağlayacaktır?

Komiser Halil İbrahim: Aslında İHA’nın her yeri görüyor algısının yaratılmış olması bir nebze bizim için güzel bir durum oluşturuyor. Çünkü en azından özellikle problem olan illerde, problem olan bölgelerde İHA olduğu biliniyorsa her an beni görebilir, her an beni duyabilir şeklinde bir tedirginlik oluşuyor. Bu Geniş Alan Gözetleme gibi sistemler ortaya çıktığında bizim kamera kullanımındaki iş yükümüz azalabilir ve detaylı görüntü analizleri daha farklı durumlara evrilebilir. Görüntü kıymetlendirme konusunda mesela yeni teknolojik kazanımlarla daha üst seviyelere illaki çıkılacaktır. 

Komiser Ender: Yapay zekânın da ilerleyen süreçte görüntü işleme, kıymetlendirme konusunda devreye gireceğini değerlendiriyorum. Ama elbette görüntüyü analiz ederken, ya da uçuş yaparken nereye bakılması gerektiği bilgisi zamanla bir tecrübe sonucu oluşuyor. Biz istihbarı bir eğitim almadık ama hepimizin uçuş saati çok fazla, çok sayıda operasyona katıldık. Aşağı yukarı bir terör örgütü üyesinin kırsaldaki hareket tarzı nedir, nerelerde gezer, nerelerde yürür, nerede barınır gibi konularda az çok bilgimiz oluştu. Bu bilgiler dahilinde burada tepeden yürür, ya da burada dereden yürür gibi fikir yürüterek daha çok oralara odaklanıyoruz. Sadece oraya bir kere bakmıyoruz. Aynı yere 5 kere 10 kere baktığımız oluyor. Mesela 12 saatlik uçuş içerisinde aynı noktaya belki 50 kere baktığımız durumlar da oluyor. Evet, pipetle leblebi aramak gibi bir şey. Belki biz bu alana bakarken bizim aradığımız şahıs diğer taraftan geçti. Ama tekrardan bakarak, tekrardan bakarak belki 12 saat, belki 36 saat, belki 78 saat belki 10 gün sonrasında bir şekilde bulunuyor.  

İHA Şube Müdürü Doç. Dr. Hanifi SEVER: Doğru mantıkta ve doğru platformlarda kullanıldığı sürece elbette Geniş Alan Gözetleme Sistemi’nin sağlayacağı çok büyük faydalar olacaktır.

Defence Türkiye: İçişleri Bakanlığı bünyesinde Jandarma, EGM ve SGK için filo, personel, parça ömrü, lojistik ve bakım takibini ağ merkezli olarak bilgisayar ortamına taşıyacak FİLONET kurulumu konusunda çalışmalara başlanıldı. FİLONET, EGM Havacılık Daire Başkanlığı İHA Şube Müdürlüğü’ne neler kazandıracak? 

Komiser Halil İbrahim: Geçen hafta SSB’de FİLONET ile ilgili toplantıdaydık. FİLONET’te aslında kazanmak istediğimiz beceri şu, şu anda biz İHA’yı kullanıyorken pek çok uygulamadan yararlanıyoruz. Mesela BAYKAR'ın MYS’sinden yararlanıyoruz, CAS'tan yararlanıyoruz, meteoroloji için mesela başka bir uygulamadan yararlanıyoruz. FİLONET ile kazanmak istediğimiz becerilerden birisi de FİLONET uygulamasını açtığımız zaman bölünmeden, bütün bu yapabildiğimiz şeyleri tek bir program üzerinden gerçekleştirebilmek.  Ayrıca bu uçuş görevlerinin yanı sıra burada hemen hemen hepimizin belli başlı idari görevleri de var. Örneğin icra edilen uçuşların kayıtlarının tutulması, pilotların tek tek ne kadar, hangi bölgede gündüz ve gece toplamda ne kadar uçuş yaptığının hesaplanması. Bu konuda büroda çalışan arkadaşlarımız da bize destek oluyorlar ama bu uçuş formlarının girilmesi ve kayıtların tutulması da başlı başına gerçekten çok büyük bir yük.  

Uçuşla ilgili yaptığınız bütün eylemlerin kayda dökülüp, bütün uygulamalara tek bir arayüzde ulaşabilmenize imkân tanıyacak bir yapının oluşturulmaya çalışıldığı FİLONET uygulaması ile aslında bunların hepsi birleştirip, tek bir paket olarak size sunulacak. Pek çok firma da buna ilgi gösteriyor. İnşallah sonucunda da güzel faydalı bir ürün ortaya çıkacak. Bütün kurumlar aynı uygulamaları kullanacak ve her kurum aynı kabiliyete sahip olacak. Şu anda çünkü bazı kurumların kullandığı uygulamalar diğer kurumda kullanılamayabiliyor, prosedürler gereği, bürokrasiler gereği onları edinemeyebiliyorsunuz. Ama bunu tamamen uygulama üzerinden sağladığınız zaman bütün kurumların kabiliyetleri aynı seviyeye gelmiş oluyor