ABD, uygun maliyetli ve ölçeklenebilir hipersonik süzülme araçlarının üretimini hızlandırıyor.
Lockheed Martin; uygun maliyetli, hızlı üretilebilir ve uzun menzilli taarruz görevlerine yönelik “yeni nesil süzülme gövdesini” (Next Generation Glide Body/NXGB) tanıttı. Sistem; değişen ulusal güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gelişmiş performans, beka kabiliyeti ve ölçeklenebilir üretim özelliklerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Ön Tasarım Gözden Geçirme (PDR) aşamasını başarıyla tamamlayan NXGB platformunun, üretilebilirliği tasarım sürecinin merkezine alan yaklaşımı sayesinde maliyetleri azaltırken mevcut tasarımlara kıyasla daha yüksek menzil ve hız kabiliyeti sunmayı hedefleyen gelişmiş hipersonik performans özelliklerine sahip olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda NXGB’nin, farklı saha koşullarında görev yapan çeşitli platformlardan da fırlatılabilmesi hedefleniyor. Böylece, muharip unsurlara zorlu operasyonel ortamlarda daha yüksek görev esnekliği sağlanırken ABD kuvvetlerinin maruz kalabileceği operasyonel risklerin de azaltılması öngörülüyor.

Şirket sözcüsünün Air & Space Forces Magazine’e verdiği röportaja göre, üretilecek gövdenin ilk uçuşunun 2027 yılının sonlarında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yeni mühimmat gövdesini mevcut tasarımlardan ayıran özelliklere yanıt olarak sistemin uygun maliyetli olmasını sağlayan üretim yöntemlerine dikkat çeken yetkili, bu yaklaşımın gelişmiş operasyonel kabiliyetler korunurken mühimmat üretiminin hızlandırılması ile üretim kapasitesi arasında denge kurduğunu belirtti. Ayrıca sistemin, platformları ve askeri personeli daha yüksek riske maruz bırakan yakın mesafeli taarruz sistemlerinden farklı olarak hedeflere emniyetli mesafelerden angaje olunabilmesine olanak tanıyacağını ifade etti.
Lockheed Martin Stratejik ve Füze Savunma Sistemleri Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Johnathon Caldwell, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“NXGB; yalnızca etkili değil aynı zamanda uygun maliyetli ve seri üretime elverişli yeni nesil caydırıcılık çözümleri geliştirme konusundaki kararlılığımızı ortaya koymaktadır. Bu kabiliyeti, müşterilerimize daha yüksek değer sunarken muharip unsurlara operasyonel üstünlük sağlayacak şekilde en başından itibaren tasarladık.
Caydırıcılığın geleceği; yenilikçi Modüler Açık Sistemler Yaklaşımı’nı, modern tasarım yöntemlerini ve kanıtlanmış performansı bir araya getiren çözümlere ait olacaktır. NXGB, kritik görev sistemlerinin tasarlanması, üretilmesi ve muharip unsurlara teslim edilmesi sürecinde onlarca yılda edinilen deneyimlerden yararlanırken seri üretime uygun tasarımı merkeze alan bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Bu teknolojik miras, üstün performansı korurken daha hızlı ilerlememize, riskleri azaltmamıza ve maliyetleri düşürmemize imkan sağlamaktadır.”

Lockheed Martin’in hipersonik sistemleri
Lockheed Martin halihazırda ABD Hava Kuvvetleri için AGM-183A Air-Launched Rapid Response Weapon (ARRW) sistemini, ABD Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri için ise Dark Eagle Long-Range Hypersonic Weapon sistemini geliştirmekte. Bu sistemler, itki destekli süzülme esasına dayanan boost-glide silah sistemlerini temel alıyor. Platformlarda yer alan katı yakıtlı roket motorları (booster), aracı Mach 5 veya üzerindeki hızlara ulaştırır. Ardından platform, hedefe doğru serbest uçuş veya süzülme safhasına geçerken uçuş güzergâhı boyunca manevra yapabilir.
ARRW programı, 2018 yılında başlayan geliştirme sürecinin ardından 2021’de test aşamasına geçti. Ancak, tutarsız test sonuçları nedeniyle üretim kararı ertelendi ve 2023’te çalışmalar “Hypersonic Attack Cruise Missile” programına yönlendirildi.

Lockheed Martin, hipersonik tehditlere karşı savunma alanında Next Generation Interceptor (NGI) programı üzerinde de çalışıyor. Nitekim ABD Füze Savunma Ajansı, 2024 yılında NGI sisteminin geliştirilmesi için Lockheed Martin’i seçmişti.
Karadan karaya görev yapan Dark Eagle hipersonik silah sistemi ise ABD Kara ve Deniz Kuvvetleri tarafından ortaklaşa geliştirilen Common Hypersonic Glide Body tasarımını temel alıyor. ABD Kara Kuvvetleri, füzenin operasyonel birliklere teslimatına 2025 yılının sonlarında başlamıştı.
