5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı kapsamında Defence Turkey Dergisi'ne açıklamalarda bulunan DASAL yetkilileri, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde aktif olarak kullanılan PUHU C75 ile geliştirme sürecinin son aşamasına gelen PUHU C100 kargo insansız hava araçlarının teknik özellikleri, kullanım konseptleri ve geleceğe yönelik planları hakkında ayrıntılı bilgiler paylaştı. Şirket yetkilileri, ağır yük taşıyabilen multikopter sınıfındaki sistemlerin dünyada da oldukça sınırlı sayıda üretici tarafından geliştirilebildiğine dikkat çekerek, özellikle yüksek faydalı yük kapasitesine sahip elektrikli hava araçlarının ciddi mühendislik kabiliyeti gerektirdiğini vurguladı.
Ağır Yük Taşıyan Multikopterlerde Farklı Bir Mühendislik Yaklaşımı
DASAL'ın geliştirdiği PUHU Ailesi, klasik keşif ve gözetleme amaçlı küçük insansız hava araçlarından farklı olarak tamamen lojistik ihtiyaçlara cevap vermek üzere tasarlanmış ağır yük taşıma platformlarından oluşuyor. Yetkililere göre döner kanatlı sistemlerde taşıma kapasitesi arttıkça mühendislik problemleri de katlanarak büyüyor. Motor, pervane, elektronik hız kontrol sistemi (ESC), batarya ve uçuş kontrol yazılımının birbirleriyle kusursuz şekilde çalışması gerekiyor. Bu nedenle yüksek taşıma kapasitesine sahip multikopterler, yalnızca ölçek büyütülmüş küçük dronlar olarak değerlendirilemiyor; her biri kendi içinde ayrı bir mühendislik problemi oluşturuyor.
Bugün ürün ailesinin iki temel üyesi bulunuyor. Bunlardan ilki 75 kilogram faydalı yük taşıma kapasitesine sahip PUHU C75, diğeri ise 100 kilogram taşıyabilen PUHU C100. İki sistem arasındaki temel fark yalnızca taşıma kapasitesi değil, enerji mimarisi ve operasyon konsepti açısından da önemli farklılıklar içeriyor.
DASAL yetkilileri, PUHU C75'te kullanılan bataryaların görev sonrasında hava aracından çıkarılarak şarj edildiğini, daha sonra yeniden sisteme takıldığını belirtiyor.
PUHU C100'de ise tamamen farklı bir yaklaşım benimsenmiş durumda. Bu platformda batarya sistemi gövdeye entegre edilmiş ve elektrikli otomobillerde olduğu gibi doğrudan bir şarj istasyonu üzerinden şarj edilebilecek şekilde tasarlanmış. Böylece bataryaların sürekli sökülüp takılmasına gerek kalmadan operasyonların daha pratik yürütülmesi hedefleniyor.
Her iki sistemde de tam şarj süresi yaklaşık 1-1,5 saat aralığında olarak belirtiliyor. Kullanılan batarya teknolojisi nedeniyle ister sökülebilir ister gövde içine entegre edilmiş olsun, her iki platform da yaklaşık iki saat içerisinde yeniden göreve hazır hale geliyor.

PUHU C75 Sahada Kendini Kanıtladı
Şirket yetkililerinin verdiği bilgiye göre PUHU C75, yaklaşık bir yıldır (2026 itibarıyla) Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde aktif olarak görev yapıyor.
Sistem özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki ileri üs bölgelerinin lojistik ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılıyor. Günlük ortalama iki ila üç görev icra eden hava aracı; su, yiyecek, mühimmat ve çeşitli ikmal malzemelerini personelin bulunduğu ileri üs bölgelerine taşıyor.
DASAL yetkilileri, özellikle dağlık bölgelerde kara yoluyla gerçekleştirilen lojistik faaliyetlerin zaman kaybı ve güvenlik riski oluşturduğuna dikkat çekiyor. Araçla yaklaşık bir saatte ulaşılabilen beş kilometrelik bir mesafenin PUHU C75 ile yedi ila sekiz dakika içerisinde aşılabildiği belirtiliyor.
Üstelik sistem yalnızca zamandan tasarruf sağlamıyor; personelin mayın, pusu veya diğer güvenlik risklerine maruz kalmasını da önemli ölçüde azaltıyor. Operatör yalnızca yükü hava aracına bağlıyor, görev planını hazırlıyor ve kalkış komutunu veriyor. Sistem daha sonra tamamen otonom şekilde görevini yerine getiriyor.
PUHU Ailesi'nin dikkat çeken özelliklerinden biri de tamamen otonom görev planlama kabiliyeti. İleri üs bölgesindeki personelin yapması gereken tek işlem, teslimat yapılacak noktanın koordinatlarını ana üsse iletmek oluyor. Bunun dışında karşı tarafta hava aracını yönlendirecek veya iniş yaptıracak herhangi bir personele ihtiyaç duyulmuyor.
Görev planlaması ana üs bölgesindeki Yer Kontrol İstasyonu (YKİ) üzerinden gerçekleştiriliyor. DASAL tarafından geliştirilen yazılım, görev yapılacak bölgenin arazi verisini analiz ederek uçuş rotasını oluşturuyor. Engebeli arazi yapısı, yükselti değişimleri ve uçuş güvenliği değerlendirilerek rota belirlendikten sonra operatör yalnızca kalkış komutunu veriyor.
Bundan sonraki tüm süreç hava aracı tarafından tamamen otonom olarak gerçekleştiriliyor. Böylece hem ana üs hem de teslimat noktasındaki personelin iş yükü minimum seviyeye indiriliyor.
Sistemin acil durumlara verebildiği reaksiyon süresi de dikkat çekiyor. Yetkililerin verdiği bilgiye göre bataryalar sürekli şarj istasyonunda hazır tutuluyor. Acil görev emri alındığında bataryanın hava aracına takılması, faydalı yükün bağlanması ve görev planının tamamlanması yaklaşık beş ila yedi dakika sürüyor. Sistem uzun süre kullanılmayacaksa, farklı bir prosedür uygulanıyor. Bu durumda bataryalar yüzde 50 şarj seviyesine düşürülerek depolanıyor. Böylece batarya ömrünün korunması amaçlanıyor.
PUHU C75'in operasyonel yarıçapı taşınan yük miktarına bağlı olarak değişiyor. Azami 75 kilogram yük taşındığında sistem yaklaşık 8 kilometrelik operasyonel yarıçapta görev yapabiliyor. Bu değer, yükün teslim edilmesi ve hava aracının başlangıç noktasına geri dönmesini kapsıyor. Karşı tarafta bataryaların yeniden şarj edilebileceği bir altyapı bulunması durumunda ise tek yön uçuş menzili 16 kilometreye kadar çıkabiliyor. Bu senaryoda hava aracı hedef üs bölgesine iniş yaptıktan sonra bataryaları şarj edilerek dönüş görevine hazırlanabiliyor.
DASAL, bakım faaliyetlerini temel, ara ve ağır bakım olarak sınıflandırıyor. Kullanıcı personelin gerçekleştirebileceği günlük kontroller dışında, sistemler 100 uçuş saatinde kapsamlı bakımdan geçiriliyor. Bununla birlikte tüm uçuş verileri sürekli kayıt altına alınıyor ve herhangi bir anormallik tespit edilmesi halinde bakım periyodu beklenmeden gerekli müdahale gerçekleştiriliyor. Şirket yetkilileri, bugüne kadar gerçekleştirilen operasyonlarda bakım gerektirecek olağanüstü bir arıza ile karşılaşılmadığını belirtiyor.
PUHU C75 kullanıcıları öncelikle yaklaşık iki haftalık kapsamlı bir eğitim programından geçiriliyor. Eğitim; genel havacılık bilgisi, sistem tanıtımı ve operasyonel uçuş safhalarını kapsıyor. Eğitimin ardından "kontrollü devreye alma" yöntemi uygulanıyor. İlk saha görevlerinde DASAL personeli kullanıcılarla birlikte görev yapıyor.
Belirli bir tecrübe seviyesine ulaşıldığında operasyon tamamen kullanıcı personele devrediliyor. Şirket mühendisleri ise yalnızca ihtiyaç duyulduğunda teknik destek vermeye devam ediyor.
PUHU C100 İhracata Hazırlanıyor
PUHU C75 ile PUHU C100 birbirlerinin yeni modelleri olarak değil, farklı görev ihtiyaçlarına yönelik iki ayrı platform olarak değerlendiriliyor. PUHU C75 halen Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde görev yaparken, PUHU C100 ise Türk Silahlı Kuvvetleri, Savunma Sanayii Başkanlığı ve yabancı kullanıcılar için çeşitli gösterim uçuşlarını başarıyla tamamlamış durumda. Yetkililer, devreye alma testlerinin ardından sistemin ihracata hazır hale geleceğini ifade ediyor.
Deniz Platformlarından Operasyon
DASAL'ın üzerinde çalıştığı önemli başlıklardan biri de PUHU Ailesi'nin deniz platformlarında kullanılabilmesi. ALTINAY Savunma tarafından geliştirilen KUŞKAPANI Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi (HTS) Projesi'nden elde edilen tecrübelerin bu projeye aktarılması planlanıyor.
Şirket, gemi üzerindeki sistemlerle sürekli haberleşerek tamamen otonom şekilde güverteye inebilen ve iniş sonrasında otomatik olarak emniyete alınabilen yeni bir konsept üzerinde çalışıyor. Bu amaçla radar, lidar, görüntüleme sensörleri ve diğer algılayıcıların birlikte çalıştığı sensör füzyonu tabanlı yeni bir hassas iniş sistemi geliştiriliyor. Böylece insan müdahalesine ihtiyaç duymadan hareket halindeki deniz platformlarına güvenli iniş yapılması hedefleniyor.
Tam Yerlileşme Hedefi
DASAL, PUHU Ailesi'nde mümkün olan en yüksek yerlilik oranına ulaşmayı hedefliyor. Otopilot, batarya yönetim sistemi, uçuş kontrol yazılımları ve elektronik kartların tamamı şirket bünyesinde geliştiriliyor. Hazır ticari yazılımlar kullanılmıyor; tüm görev yazılımları ve kontrol algoritmaları DASAL mühendisleri tarafından geliştiriliyor.
Şirketin önündeki temel hedef ise elektronik hız kontrolcüleri (ESC) ile motorların tamamen yerli üretime geçirilmesi. Mevcut motorların tasarım süreci tedarikçi firmayla birlikte yürütülürken, gövde tasarımı ve platform mimarisi tamamen DASAL'a ait bulunuyor.
İki platform farklı motor mimarileri kullanıyor. PUHU C75, her kolunda altlı üstlü iki motor bulunan X8 koaksiyel yapıya sahip. Bu mimari özellikle yedeklilik sağlıyor. Motorlardan biri arızalandığında aynı koldaki diğer motor görevi devralarak emniyetli uçuşun sürdürülmesine katkı sağlıyor. PUHU C100 ise altı kollu ve altı rotorlu yeni bir mimari kullanıyor. Burada da herhangi bir motor arızasında diğer motorlar uçuşu sürdürebilecek şekilde tasarlanmış bulunuyor.
PUHU Ailesi'nde paraşüt sistemi standart donanım olarak bulunmuyor. Bunun temel nedeni mevcut kullanıcıların böyle bir talepte bulunmamış olması. Bununla birlikte DASAL'ın hem hava aracını, hem de taşınan faydalı yükü emniyetli şekilde yere indirebilecek paraşüt çözümleri hazır durumda bulunuyor. Özellikle belirli bir koordinata hassas iniş gerekmeyen görevlerde, yük paraşüt yardımıyla istenilen bölgeye bırakılabiliyor.
DASAL yetkililerine göre şirket, kullanıcı ihtiyaçlarına göre farklı operasyon konseptlerine uyarlanabilecek esnek bir ürün ailesi geliştirmeyi sürdürüyor.