KAAN’ı objektif konuşamıyoruz.
“Dünya KAAN’ı bekliyor!” mu bilmiyorum ama ben heyecanla bekliyorum.
Veya “Savaşın seyrini değiştirecek” mi bilmiyorum ancak bizim için çok şeyi değiştirecek.
KAAN gökyüzünde tam olarak nerede duruyor? Kiminle benzeşiyor, kimden ayrışıyor?
Bence tartışmalar, tasarımın arkasındaki operasyonel ihtiyaçlar üzerinden yapılmalı.
Çünkü cevabın anahtarı, hangi problemi çözmeye çalıştığımızda yatıyor.
KAAN, muharip uçak filomuzu yenilemek amacıyla geliştirilen ağır sınıf çok rollü bir muharip uçak olarak konumlanıyor.
Yalnız da değil, Avrupa’nın Rafale, Eurofighter ve Gripen yaklaşımı çok rollüdür: “swing-role”
NATO çok rollü platformu “Aynı gövde ve aviyonik mimarinin, temel bir donanım değişimine gerek duymaksızın, farklı görev profillerini (hava üstünlüğü, önleme, derin taarruz, SEAD/DEAD, keşif, v.s.) ardışık ya da eş zamanlı olarak icra edebilme yeteneği” ile tanımlıyor.

“Çok rollü = her işi biraz yapan uçak” değildir!
1980’lerde belki, ama bugün değil.
Eskiden; hava-hava radarı, keşif podu, EH ayrıydı!
Artık sensörler değişti ve gelişti.
Öte yandan, Türkiye’nin problemi de ABD’den farklı!
ABD’nin F-22 ve F-35 gibi platformları farklı görevlere göre ayrıştırabilmesinin arkasında devasa bir kuvvet yapısı bulunuyor.
Türkiye’nin ise Ege’den Karadeniz’e, Doğu Akdeniz’den farklı coğrafyalara kadar uzanan çok farklı tehdit eksenlerinde aynı anda hava gücü üretmesi gerekiyor.
Yani ABD gibi görevleri farklı özel platformlara bölme lüksü yok!
KAAN, F-22’nin hava üstünlüğü ve kinematiği ile F-35’in ağ merkezli muharebe mantığı ve gelişmiş sensör füzyonu felsefesini buluşturmak zorundaydı.
Ama, F-22’ye yakın durduğu söylenebilir.
Çift motorunu sadece “daha fazla güç” olarak görmeyin.
Uzun süreli görev, yüksek irtifa performansı, deniz üstü uçuşlarda motor kaybına karşı ilave emniyet ve gelecekteki motor/aviyonik yükseltmeleri için büyüme payı anlamına da gelir.
TF35000 ile elbette!
Geniş gövde ve dahili silah hacmi ise düşük görünürlük ile gelecekteki milli mühimmat ailesini taşıyabilmesi açısından kritik.
Daha çok F-22 gibi, uzunlamasına.
Yani, F-35 gibi 2x2000lb bomba taşıyamayacak!

Peki ya Su-57?
Tasarım felsefesi çok farklı.
Çok rollülüğü tartışmalı!
Ruslar manevra üstünlüğünü hiçbir zaman bırakmadı.
Hiçbir Batılı uçağın sahip olamayacağı net!
Düşük görünürlük ise öncelik olmadı.
Bence kafaları karışık!
Ancak, keşke bizde de olsaydı dediğim: sadece burnunda değil, gövde yanlarında (X-Bant) ve kanat hücum kenarlarında (L-Bant) AESA radar dizilimleri taşır.
Çin yaklaşımı? Kendi yolunu çiziyor.
Dolayısıyla, KAAN’a “Türk F-22’si” demek de “Türk F-35’i” demek de eksik.
Yani, KAAN farklı bir tasarım!
Ama, bence atlanan daha önemli bir konu var.
Artık muharip uçaklar tek başına savaşamıyor.
KAAN’ın etrafında, uçağın kendisinden daha büyük bir savaş sistemi kurabilecek miyiz?
İşte asıl başarısı da bununla ölçülecek!