Son yıllarda kara harekâtı konseptinde yaşanan dönüşüm, araç içi haberleşme sistemlerinin rolünü köklü biçimde değiştirdi. Mürettebatın kendi arasında sesli haberleşmesini sağlayan klasik interkom sistemleri, yerlerini sensörlerden, kameralardan, görev bilgisayarlarından, taktik telsizlerden ve kullanıcı terminallerinden gelen verileri aynı dijital omurgada buluşturan IP tabanlı haberleşme mimarilerine bırakıyor. Günümüzde modern bir zırhlı araç yalnızca ateş gücü taşıyan bir platform değil; aynı zamanda ağ merkezli harekâtın gerçek zamanlı veri üreten, işleyen ve paylaşan bir düğümü olarak görev yapıyor.
KAREL de SAHA 2026 Fuarı'nda tanıttığı COMLINE Bütünleşik Araç İçi Haberleşme Mimarisi ile bu dönüşüme yönelik geliştirdiği yeni nesil yaklaşımı ilk kez kapsamlı biçimde sergiledi. COMLINE; V-GATE Araç İçi Haberleşme Ağ Geçidi, Android tabanlı komutan ve kullanıcı terminalleri, COMBAT özel 5G haberleşme altyapısı ve V-PORT enerji/ağ yönetim çözümüyle, yalnızca araç içi haberleşmeyi değil, platformlar arası dijital komuta-kontrol mimarisini de yeniden tanımlamayı hedefliyor.
SAHA 2026 Fuarı kapsamında KAREL Haberleşme Sistemleri İş Geliştirme Müdürü Altan Şener ELBİR ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, COMLINE mimarisinin geliştirilme felsefesini, teknik altyapısını, elektronik harp ortamındaki kabiliyetlerini, özel 5G entegrasyonunu ve ihracat vizyonunu ayrıntılarıyla konuştuk.
Defence Turkey: Sayın ELBİR, uzun yıllar boyunca araç içi haberleşme sistemleri daha çok interkom ve telsiz yönetimi odaklı çözümler olarak değerlendirildi. Ancak SAHA 2026’da tanıttığınız COMLINE mimarisi bunun çok ötesinde, araçları ağ merkezli harekâtın aktif bir düğümüne dönüştürmeyi hedefleyen bütünleşik bir yaklaşım ortaya koyuyor. Öncelikle COMLINE projesinin geliştirilme motivasyonunu ve KAREL’in bu sistemle çözmeyi amaçladığı temel operasyonel ihtiyacı anlatır mısınız?
Altan Şener ELBİR: Aslında burada altını çizmek istediğim önemli bir nokta var. Karel'in savunma teknolojilerindeki gücü yalnızca geliştirdiği ürünlerden kaynaklanmıyor. Bizi farklılaştıran temel unsur: Ar-Ge, test, sistem entegrasyonu ve üretim kabiliyetini aynı çatı altında buluşturan bütünleşik mühendislik yaklaşımımız. Geliştirdiğimiz çözümleri kendi mühendislik ekiplerimizle tasarlıyor, ileri test laboratuvarlarımızda uluslararası standartlar kapsamında doğruluyor, yüksek kalite standartlarında üretiyor ve sahadaki kullanım döngüsü boyunca desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu sayede müşterilerimize yalnızca bir ürün ya da sistemin ötesinde, güvenilirliği kanıtlanmış ve operasyonel ihtiyaçlara göre şekillendirilmiş çözümler sunabiliyoruz.
COMLINE’a gelirsek, sistemi daha önce geliştirdiğimiz çözümlere kıyasla çok daha olgun bir yazılım mimarisiyle planladık. İlk aşamalarda yalnızca standart bir tabletimiz vardı. Daha sonra bu tablet için iki farklı dock geliştirdik. Bunlardan biri 8 inçlik, diğeri ise 10 inçlik tabletler için tasarlandı.
10 inçlik konfigürasyonu ise komutan kullanıcı istasyonu ve alfa terminal olarak değerlendiriyoruz. 8 inçlik konfigürasyon ise diğer kullanıcılar için planlanıyor. Ayrıca delta diye düşündüğümüz ve cep telefonu olarak kurguladığımız tim için versiyonumuz da var.
Dock’un alt bölümünde kendi geliştirdiğimiz bir elektronik birim bulunuyor. Bu elektronik, PoE, yani Power over Ethernet üzerinden aldığı enerjiyi ve Ethernet bağlantısını tablete/telefona aktarıyor. Ayrıca USB Type-C bağlantısı ve başlık takımı arayüzümüz bulunuyor. Bu arayüz sayesinde klasik tipteki kablolu askerî başlık takımları da sisteme bağlanabiliyor.
Defence Turkey: Başlık takımları ve diğer aksesuarlar yalnızca kabloyla mı bağlanıyor, yoksa kablosuz bağlantı imkânı da bulunuyor mu?
Altan Şener ELBİR: V-GATE üzerinde gömülü Wi-Fi 6 yeteneği bulunuyor. Ayrıca harici bağlantı için arka tarafta iki antenimiz var. Ancak kullanıcı, “Araç içerisinde Wi-Fi istemiyorum.” derse sistem kablolu bağlantıyla da çalışabiliyor. Kablosuz yeteneğin bulunması, bunun mutlaka kullanılacağı anlamına gelmiyor.
Defence Turkey: Muharebe ortamında personelin elleri dolu olabiliyor. Sisteme ayak pedalı veya benzeri bir bas-konuş aksesuarı eklenebiliyor mu?
Altan Şener ELBİR: Bu tür unsurların tamamı aksesuar olarak eklenebilir. Bluetooth üzerinden bağlanan aksesuarlar da kullanılabilir. Sistemde kullanılan tablet temelde rugged, yani sağlamlaştırılmış bir COTS cihazı. Android işletim sistemi üzerinde çalışıyor. Bu nedenle Bluetooth cihazlar, farklı aksesuarlar ve ihtiyaca göre çeşitli çevre birimleri kolaylıkla bağlanabiliyor. V-GATE üzerinde ayrıca aracın sistemlerinden veri alabilmek için CAN bus arayüzümüz bulunuyor. Araç üreticisi bize aracın sağlık durumuna ilişkin verileri sağlarsa, motor, güç sistemi veya diğer kritik bileşenlerden gelen bilgileri sistem üzerinden alıp kullanıcıya gösterebiliriz.
Buradaki temel yaklaşımımız, araç içerisinde bütünleşik bir IP dünyası oluşturmak. Bu IP ekosistemine sağlamlaştırılmış bir IP telefon ekleyebilirsiniz. Bu telefon da aynı ağın bir parçası olur. Aracın dışına ikaz amacıyla IP tabanlı bir çakar lamba, hoparlör veya kamera yerleştirebilirsiniz. Bunların her biri oluşturduğumuz ağın birer abonesi hâline geliyor. Dolayısıyla yalnızca telli ve telsiz haberleşme birimlerini değil, durumsal farkındalık amacıyla kullanılabilecek farklı sensörleri ve çevre birimlerini de aynı yapı içerisinde birbirine bağlayabiliyoruz.
Defence Turkey: Komuta aracı ifadesini kullandınız. Buradaki konsol yalnızca bulunduğu aracı mı yönetiyor? Örneğin, bir tank takımındaki dört araç veya daha üst seviyede bir bölük ve tabur ağı düşünüldüğünde, komutan bütün araçlardan gelen bilgilere erişebiliyor mu?
Altan Şener ELBİR: Elbette. Araç içerisindeki yapının kendisi hiyerarşik olarak kurgulanabiliyor. Bununla birlikte, bir V-GATE’i başka bir araçtaki V-GATE ile eşleştirdiğinizde daha büyük bir ağ oluşturabilirsiniz. Bu ağın içerisinde komutanların veya tek bir üst komuta unsurunun bulunduğu farklı çevrimler kurulabilir. Dolayısıyla sistem yalnızca tek aracın içerisinde kapalı kalan bir interkom çözümü değil; araçlar arasında daha geniş bir haberleşme mimarisinin parçası olabilir. Aslında bu çözümlerin tamamı tek bir vizyonun parçaları. Karel olarak güvenli haberleşmenin yalnızca tek bir ürünün ötesinde, platformlar arasında entegre çalışan bir ekosistem yaklaşımıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Defence Turkey: Araçlarda hâlihazırda çevre gözetleme kameraları bulunuyor. Bu kameraları sisteme bağlayarak en öndeki aracın görüntüsünü gerideki komuta aracına aktarabilir miyiz?
Altan Şener ELBİR: Evet, tam olarak bunu yapabilirsiniz. Burada oluşturduğumuz yapı IP tabanlı. Bağlantı ister kablolu Ethernet ister Wi-Fi üzerinden sağlansın, aynı IP dünyası içerisinde bulunan ve uygun protokolleri kullanan cihazlar arasında anahtarlama ve yönlendirme yapabiliriz. Telekom tarafında SIP, yani Session Initiation Protocol olarak bilinen bir protokol bulunuyor. SIP uyumlu cihazlar da bizim açımızdan ağın birer abonesi hâline geliyor. Bu şekilde görüntü, ses ve farklı veri akışlarını ortak bir altyapı üzerinde yönetebiliyoruz.
Defence Turkey: ASELSAN Genel Müdürü Ahmet AKYOL, ÇELİKKUBBE’nin yazılımının 5G teknolojisine uygun geliştirildiğini söylemişti. Hava savunma birlikleri belirli bir bölgede konuşlandığında, araçlar dışarıya sürekli yayın yapmadan kendi aralarında kapalı bir çevrim oluşturabilir mi? Üst komuta kademesinden gelen hava resmi de bu ağa aktarılabilir mi?
Altan Şener ELBİR: Temel kurgu oldukça benzer. Taktik haberleşme konsepti ülkeden ülkeye değişebiliyor, ancak yapıyı klasik telekom şebekesine benzetebiliriz. Bir köyün küçük santrali daha üst seviyedeki kasaba santraline, o da daha büyük bir merkeze bağlanır. Böylece hiyerarşik bir haberleşme yapısı oluşur. Burada da alt seviyede aracın içerisinde çalışan bir santralimiz var. Ancak bu, eski tip sabit bir santral değil; tamamen IP tabanlı ve yazılım tanımlı bir yapı.
Bu santral üst kademelere uydu, 5G, TAFICS veya TASMUS gibi farklı ağlar üzerinden bağlanabiliyorsa, araç içerisindeki trafik de hiyerarşik olarak üst seviyelere taşınabilir. Aynı yapı sahra santralleri açısından da geçerli. Dolayısıyla alt seviyedeki taktik unsurdan üst komuta kademesine doğru çıkan, farklı haberleşme altyapılarını birlikte kullanabilen bir trafik mimarisi oluşturulabilir.
Defence Turkey: Elektronik harp günümüz muharebe sahasının kaçınılmaz bir gerçeği. Sistem TAFICS, TASMUS veya 5G gibi farklı bağlantı seçeneklerine sahipse, bir kanalda karıştırma oluştuğunda haberleşmeyi otomatik olarak başka bir ağa yönlendirebilir mi?
Altan Şener ELBİR: Bu işlem daha üst seviyede, trafik yönetimi ve yük dengelemesi (load-balancing) gerçekleştiren ağ çözümleriyle yapılabilir. Buradaki yapı belli ölçüde operatör kontrollü, ancak farklı haberleşme kanallarının birlikte kullanılmasına imkân veriyor. En alt seviyede sisteme bağlı olan taktik telsizler zaten karıştırmaya karşı frekans atlama ve geniş bant dalga şekilleri gibi kendi koruma yeteneklerine sahipler. V-GATE, bu telsizleri kendisinin bir abonesi hâline geliyor.
Haberleşme ekranında dört adet CNR, yani Combat Net Radio bağlantısı bulunuyor. Bunlar analog port üzerinden bağlanan klasik taktik telsizler. Buna ilave olarak iki set hâlinde, her sette üçer çevrim olmak üzere toplam altı IP Radio çevrimini destekliyoruz. Dolayısıyla sistemde dört klasik telsiz ve altı IP telsiz çevrimi aynı anda aktif olabilir. Kullanıcı bunlardan istediği çevrimleri seçerek haberleşme gerçekleştirebilir.
Sistemin kritik yeteneklerinden biri de retransmission, yani yeniden iletim kabiliyeti. Örneğin, birinci telsiz UHF bandında, dördüncü telsiz ise HF bandında çalışıyor olabilir. Bu iki telsizin havada doğrudan konuşması mümkün değildir. Biri yüzlerce megahertz seviyesindeki UHF bandında, diğeri birkaç megahertz seviyesindeki HF bandında çalışır.
Biz UHF çevriminden alınan sesi sistem içerisinde işleyerek otomatik olarak HF çevrimine aktarabiliriz. Böylece sistem bir radio relay, yani telsiz rölesi gibi görev yapar. Aynı işlemi IP telsizler arasında veya klasik telsizlerle IP telsizler arasında da gerçekleştirebiliriz. Yeniden iletim yalnızca iki çevrimle sınırlı değildir; ihtiyaca göre üç veya dört çevrim birbirine bağlanabilir.
Defence Turkey: Bu yöntem aynı zamanda farklı ülkelerin veya farklı üreticilerin telsizleri arasında birlikte çalışabilirlik sağlayabilir mi?
Altan Şener ELBİR: Savunma projelerinde başarının yalnızca iyi bir ürün geliştirmekten geçmediğine inanıyoruz. Farklı platformların, farklı haberleşme altyapılarının ve farklı üreticilere ait sistemlerin birlikte çalışabilmesi kritik önem taşıyor. Karel olarak en önemli yetkinliklerimizden biri de farklı teknolojileri aynı operasyonel mimari içinde entegre edebilme kabiliyetimiz.
Sorunuza gelince evet. Bu, interkom sistemlerinin sağladığı en önemli avantajlardan biri. Aynı bantta çalışsalar dahi iki farklı üreticinin taktik telsizlerinde farklı frekans atlama algoritmaları ve farklı kripto yapıları bulunabilir. Bu nedenle havada birbirleriyle doğrudan haberleşmeleri mümkün olmayabilir.Bir telsizden alınan ses, o telsizin kendi kripto yapısıyla çözüldükten sonra sistemimize açık ses olarak gelir. Biz bu sesi diğer telsize aktarırız. İkinci telsiz de sesi kendi kripto yapısıyla şifreleyerek yeniden havaya gönderir.
Defence Turkey: Dolayısıyla ilk telsizden gelen sinyal önce araç içerisindeki sisteme iniyor ve burada çözüldükten sonra diğer telsizin kriptosuyla yeniden gönderiliyor.
Altan Şener ELBİR: Doğru. Haberleşme havada her iki tarafta da kriptolu, ancak sistem içerisinde operatörün dinleyebildiği aşamada ses zaten çözülmüş durumda. Biz bu sesi alıp diğer telsize aktarıyoruz. Böylece farklı üreticilerin farklı telsizleri arasında, havada doğrudan mümkün olmayan birlikte çalışabilirliği araç içerisindeki sistem üzerinden sağlayabiliyoruz.
COMLINE bu nedenle yalnızca klasik anlamda bir interkom değil. Araç içerisinde aynı zamanda bir IP santrali görevi görüyor. Klasik santrallerdeki analog yapının önemli bölümünü kaldırarak sistemi tamamen IP tabanlı bir santral mimarisi üzerine kurduk. Bununla birlikte eski tip CNR bağlantılarını ve araçtan 10-20 km uzağa götürülebilecek sahra telefonlarını da sisteme entegre edebiliyoruz. Dolayısıyla hem yeni nesil hem de legacy sistemleri birlikte destekleyen oldukça esnek bir çözüm ortaya çıkıyor.
Defence Turkey: Bu dijital yapının güvenilir ve temiz bir elektrik enerjisine ihtiyacı bulunuyor. Sistem enerjiyi doğrudan aracın motoru ve aküsünden mi alıyor, yoksa ayrı bir güç kaynağı mı kullanılıyor?
Altan Şener ELBİR: V-GATE ile aynı kasaya ve benzer özelliklere sahip V-PORT adında başka bir cihazımız bulunuyor. V-PORT, araç içerisindeki elektrik enerjisini filtreliyor. MIL-STD-1275 kapsamında, aracın aküsünden beslenen sistemlerin gerilim sıçramalarından ve araç kaynaklı elektriksel bozucu etkilerden korunmasına yönelik gereksinimler bulunuyor. Biz V-PORT içerisinde bu korumayı sağlıyoruz.
Ayrıca cihaz üzerinde PoE switch yeteneği bulunuyor. Böylece sisteme bağlı birimleri filtrelenmiş ve korunmuş enerjiyle PoE üzerinden besleyebiliyor, aynı zamanda ağ anahtarlama işlevini yerine getirebiliyoruz. Ancak araç üreticisi kendi yönetilebilir PoE switch’ine sahipse, V-PORT’un kullanılması zorunlu değil. Araç üreticisi, “Sizin birimlerinizi kendi switch’im üzerinden beslemek istiyorum,” diyebilir. Sistem mimarisi buna da uygun.
Bütün birimler PoE switch üzerinden haberleşebilecek şekilde tasarlandı. Araç üreticisi RS-485 veya RS-232 gibi arayüzlerden sensör ve araç sağlık bilgileri sağlarsa, bunları da uygun arayüz birimleri üzerinden işleyerek kullanıcı ekranında gösterebiliriz. Kullanıcı arayüzünün yazılım tabanlı olması bize önemli bir esneklik sağlıyor. Ekrana veri ulaştırabildiğimiz sürece sistem Türkçe, İngilizce, Arapça veya farklı dillerde çalışabilir. Arayüzün görsel yapısı da kullanıcı ihtiyacına göre değiştirilebilir.
Geleneksel sistemlerde yeni bir anahtar, düğme veya seçici eklemek istediğinizde, mekanik tasarımı ve paneli değiştirmeniz gerekir. Bu da kullanıcı açısından karmaşıklık oluşturabilir. Burada ise herkesin aşina olduğu dokunmatik bir kullanıcı arayüzü bulunuyor. Kullanıcı bize, “Bu bölüm sarı, şu bölüm yeşil olsun.” derse bunu birkaç gün içerisinde yazılım üzerinden değiştirebiliriz. Mekanik bir panelde aynı değişiklik için düğmelerin, anahtarların ve ön panel tasarımının yeniden ele alınması gerekir. Sistem ayrıca çok yüksek sayıda aboneyi destekleyebilir. Mimari olarak yaklaşık 300 abonenin aynı ağ içerisinde tanımlanması mümkün.
Defence Turkey: Türk firmaları kara araçlarını yurt dışına da ihraç ediyor. Bu sistem araçlarla birlikte müşterilere sunuluyor mu, yoksa yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir çözüm mü? Yabancı müşteriler farklı dil ve kullanıcı arayüzü talepleriyle geliyorlar mı?
Altan Şener ELBİR: Ürünü bir süredir geliştiriyoruz. Öncelikli hedefimiz çalışan, dokunulabilen ve müşteriye gösterilebilen somut bir ürün ortaya çıkarmaktı. Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin önde gelen kara aracı üreticilerinden biriyle kısa bir toplantı yaptık ve ürünü kendilerine gösterdik. Onların da farklı ihracat projeleri ve bir Avrupa ülkesinde faaliyetleri bulunuyor. Burada sektörümüz açısından genel bir konu var. Yalnızca kara araçlarında değil, deniz platformlarında da benzer bir yaklaşım görülüyor.
Türkiye çok iyi bir platform geliştiriyor ancak daha sonra müşteriye, “Üzerine hangi sistemi istiyorsanız ekleyebiliriz.” diyor. Böyle olunca silah, haberleşme ve elektronik sistemler kimi zaman müşterinin seçimine tamamen açık bırakılıyor. Araç üreticileri de, “Benim aracım hazır; üzerine hangi makineli tüfeği, haberleşme sistemini veya interkomu istiyorsanız ekleyebilirim.” yaklaşımıyla hareket edebiliyor. Sonuçta Türkiye olarak çok başarılı platformlar üretsek de içerisindeki elektronik, haberleşme ve muharebe yönetim sistemlerini standart bir paket hâlinde sunamayabiliyoruz.
Defence Turkey: En azından müşteriye opsiyonel bir paket olarak sunulabilir.
Altan Şener ELBİR: Araç üreticilerini bu tür bütünleşik bir çözümü seçenek olarak sunmaya yönlendirmek önemli. Sistemi yalnızca fuar standında göstermek yerine çalışan bir aracın içerisinde sergilemek çok daha etkili olacaktır. Bir sonraki fuarda sistemi uygun bir araç içerisine kurarak gerçek konfigürasyonuyla göstermeyi istiyoruz. Hangi araç olacağı henüz belli değil. Sistem oldukça esnek olduğu için belirli bir platforma bağımlı değiliz.
Defence Turkey: Sistem bir platform üzerinde çalışırken gösterildiğinde çok daha ikna edici olur. Standın üzerinde görülen bir ürünün yalnızca fuar için hazırlanmış bir mock-up olduğu düşünülebilir. Araç içerisinde çalıştığını görmek ise ürünün olgunluğunu doğrudan gösterir.
Altan Şener ELBİR: Aynen öyle. Bazı müşteriler gördükleri ve çalıştığını bildikleri konfigürasyonun aynısını satın almak istiyorlar. Konsept kendini kanıtlamış ve görevini yerine getiriyorsa, müşteri yeniden mühendislik çalışmasıyla uğraşmak istemeyebiliyor. Araç üzerindeki telsizleri tamamen söküp başka bir yere taşıyamayız. Çünkü antenleri ve araca bağlı farklı sistemleri bulunuyor. Ancak haberleşme ağını fiber optik veya Ethernet kablosuyla aracın dışına taşıyabiliriz. Muharebe ortamında araç görünür ve vurulabilir durumda olabilir. Araç içerisindeki personeli korunaklı bir bölgeye aldığınızda, komuta-kontrol birimlerini de araçtan çıkararak güvenli noktaya götürebilirsiniz.
Defence Turkey: Uzaktan komutalı silah sistemlerinde olduğu gibi, araç üzerindeki haberleşme sistemlerini de uzaktan kontrol etmiş oluyorsunuz.
Altan Şener ELBİR: Doğru. Araç bir muhabere aracıysa, telsizlerin uzaktan komuta yeteneklerini de kullanıcı arayüzüne gömebiliriz. Telsizin frekansı, çevrimi ve diğer ayarları araçtan uzaktaki kullanıcı terminali üzerinden yönetilebilir. Konsept giderek bu yöne ilerliyor. Burada gördüğünüz tabletler dock’tan çıkarılabiliyor. Tablet çıkarıldığında USB Type-C ve Bluetooth bağlantıları kullanılmaya devam ediyor. Kullanıcı tableti güvenli bir bölgeye götürüp ağa bağlandığında sistemi oradan yönetebilir.
Araç çalışır durumda kaldığı için enerji tüketmeye ve ısı yaymaya devam eder, ancak personel araçtan çıkarak daha emniyetli bir noktadan operasyonu sürdürebilir. Araçların taşıdığı personel sayısı ve görev yapısı değişebiliyor. Araçtan ayrılarak görev yapacak timler bulunabilir. Personel araç içerisindeyken COMLINE’ın indirgenmiş bir kullanıcı arayüzünü tablet veya akıllı telefon üzerinden kullanabilir. Kullanıcı bir konferans çevrimine dâhil olabilir, belirli kanallarda gönderme yapabilir veya yalnızca dinleyici olarak bulunabilir. Telefon üzerindeki komutlar ve kullanıcı yetkileri görev ihtiyacına göre programlanabilir.
Personel araçtan ayrıldığında ise COMBAT özel 5G ağı devreye girebilir. Asker, android tabanlı telefonunu veya terminalini başlık takımı ve diğer aksesuarlarla birlikte kullanarak araç dışındaki ağın bir parçası olmaya devam eder. Böylece personel araç içerisindeyken kendi arasında haberleşebilir; araçtan indikten sonra da özel 5G kapsamı altında tim içi iletişimini sürdürebilir. Özel 5G kullanımı için değerlendirilen 3,5-3,6 GHz gibi yüksek frekans bantlarında kapsama mesafesi görev şartlarına göre yaklaşık birkaç kilometre seviyesinde olabilir. Daha düşük frekanslar daha geniş kapsama sağlarken, yüksek frekanslar daha yüksek bant genişliği sunuyor.
Defence Turkey: Bant genişliği arttığında video gibi yoğun veri akışları da daha rahat aktarılabiliyor.
Altan Şener ELBİR: Doğru. 5G’nin öne çıkan özellikleri arasında düşük gecikme, yüksek bant genişliği ve kritik trafiğe öncelik verilebilmesi bulunuyor. Gerçek zamanlıya yakın video, yoğun veri trafiği ve farklı uygulamalar aynı ağ üzerinden taşınabilir. Ancak kapsama her zaman frekans, arazi ve altyapı şartlarıyla bağlantılıdır. Bizim açımızdan 5G sistemine eklenebilen başka bir kabiliyet. COMBAT ağı oluşturulduğunda uygulamalar ve kullanıcı terminalleri merkez sisteme kaydoluyor. Araçtan çıkan personel özel 5G ağı üzerinden COMLINE mimarisinin parçası olmaya devam ediyor. Böylece araçtaki telsiz çevrimlerine, sahra sistemlerine ve kendi grup haberleşmesine erişebiliyor.
Defence Turkey: Türk Silahlı Kuvvetleri birlikleri Kosova gibi yurt dışı görev bölgelerine gidiyor. Karel’in bu tür görevlerde kullanılan operasyonel bir haberleşme sistemi bulunuyor mu?
Altan Şener ELBİR: Bu birlikler daha çok mobil haberleşme çözümleriyle görev yapıyorlar. Üs veya konuşlanma bölgesine indiklerinde ise sahra santrali çözümlerimizden yararlanabiliyorlar. Sahra santralinde bir yönetim bilgisayarı ve batarya birimi bulunuyor. Şebeke enerjisi kesildiğinde sistemin yaklaşık beş saat daha çalışmasını sağlayacak bir batarya çözümü mevcut. Burada gördüğünüz çanta tipi sistem, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim ettiğimiz orijinal sahra santrali konfigürasyonudur.
Bu sisteme uydu terminalleri de eklenebilir. X-Bant veya özellikle Ku/Ka-Bant uydu çözümleri üzerinden dış dünyaya bağlantı sağlanabilir. Birlik kendi konuşlanma bölgesinde kablolu ve kablosuz yerel ağını kurar. Uydu bağlantısıyla da daha üst seviyedeki mobil veya sabit komuta sistemlerinin ağının bir parçası hâline gelir. Böylece sahra santrali dış dünyaya erişim kazanır.
TÜBİTAK ile birlikte geliştirdiğimiz bir radyolink çözümümüz de bulunuyor. TÜBİTAK tarafından geliştirilen radyolink ailesinin 7, 13, 17, 21 ve 38 GHz gibi daha çok kamusal kullanıma yönelik farklı versiyonları bulunuyor. Bunların iç ve dış ortam birimleri mevcut.
Bizim burada sergilediğimiz sistem ise NATO Bant IV olarak adlandırılan 4,4-5 GHz frekans aralığına yönelik bir dış ortam radyolink çözümü. Sistem kendi sağlık durumunu ve bağlantının kalitesini sürekli takip ediyor. RSSI, yani alınan sinyal gücü göstergesini izliyor. Karıştırma veya bağlantı performansında düşüş tespit ettiğinde, önce bant genişliğini ve veri hızını azaltarak bağlantıyı korumaya çalışıyor. Bu şekilde bağlantıyı yeniden kuramazsa, önceden tanımlanmış alternatif frekanslardan birine geçiyor.
Bu klasik anlamda sürekli frekans atlama değil; karıştırıldığını düşündüğünde alternatif bir frekansa kaçış gerçekleştiriyor. Hattın iki tarafındaki terminaller koordineli biçimde farklı frekansları deneyerek bağlantıyı yeniden kuruyorlar. Radyolink görüş hattı esasına göre çalıştığı için iki ucun da aynı frekansa koordineli biçimde geçmesi gerekiyor. Daha ileri askerî konfigürasyonlarda karıştırma ortamında adaptif frekans atlama gibi ek yetenekler de değerlendirilebilir.
Defence Turkey: Sistem kullanıma hazır mı?
Altan Şener ELBİR: Evet, sistem hazır ve sahaya çıkabilecek durumda. Bu çalışma belirli bir resmî proje kapsamında başlamadı. TÜBİTAK ile birlikte mevcut teknolojiyi askerî ihtiyaçlara uyarlayarak ürüne dönüştürdük. Sivil versiyonun belli altyapılarda kullanılmasına yönelik de çalışmalarımız bulunuyor. Belirli bir ilde kuruluma başlanması ve sistemin yılın ortalarından itibaren sahada kullanılmaya başlanması planlanıyor.
Defence Turkey: Çok teşekkür ederim.
Altan Şener ELBİR: Ben teşekkür ederim.